GÜNDEM

Yaşarken anlaşılmayan adam: Ahmet Kaya iyi ki geçtin bu dünyadan!

Author

Bazı şarkıların ezgilerine kaptırırken aslında söylemek istediği siteme , öfkeye de kulak vermeyi unutuyoruz. Çünkü o şarkılar bizim kulağımıza gelene kadar hangi acılardan hangi olaylardan geçerek satırlara döküldü bilmiyoruz. Herkesin şu dünyaya sitemini, kavgasını yansıtma biçimi farklıdır kimi aşık olur vurur saza Veysel gibi, kimi dörtlükler dizer sitemiyle, Nazım Hikmet gibi, kimi de besteler yapıp, yaşadıklarını ve söyleyemediklerini türkü olarak armağan eder ülkesine Ahmet Kaya gibi. Ülkemizde sanata ve sanatçıya yapılan haksızlıkları hatırlamayan kimse yoktur. Sürgün edilen ve hapse atılan şairlerden tutunda, kitapları toplattırılan yazarlara kadar birçok çileye maruz kalmışlardır. 

Yaşarken anlaşılmayan adam: Ahmet Kaya iyi ki geçtin bu dünyadan!

Ahmet Kaya'yı ülkemiz Ağlama bebek albümüyle tanıdı. şarkılarıyla gönüllere taht kurduğu kadar söyledikleriyle sevenlerinin aklına kazındı. Ahmet Kaya 28 Eylül 1957'de Malatya'da 7 kişilik bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelir. Küçük yaşta tahtalara sigorta teli bağlayarak yaptığı müzik aletleriyle ilk konserini kümeste ki tavuklara verir. Müziğe olan aşkına kayıtsız kalamayan babası ona bir saz almasıyla müzik hayatı tam anlamıyla başlar. Saza ve söze olan yeteneğiyle türküler söyleyen Ahmet Kaya, Tren gelir hoş gelir türküsünü nota bilmeden söylediğini profesyonel olarak müziğe başladığı yıllarda fark eder. İşçi gecelerinde söylediği türkülerle kendini göstermeye babasının da desteğiyle başlar.

Yaşarken anlaşılmayan adam: Ahmet Kaya iyi ki geçtin bu dünyadan!

Malatya'dan İstanbul'a göç ettikten sonra yaşadığı haksızlıklar arttıkça o sazına daha çok vuruyor, konuşamıyorum anlatamıyorum ama bari sesimi duyun diye evlerinin balkonunda türküler söylüyor. İstanbul'un kendine has yaşamı, giyimi, konuşması ona yabancı geldikçe onlara benzemek için onlar gibi giyiniyor ama bir türlü onlarla uyuşamıyor. Yıllar sonra darbenin de gelmesiyle ülkede yaşanan olaylar, şiddet , haksızlık,ölüm,işkence olaylarının artması, bizzat yaşaması onu ve yazdığı şarkıları etkiler.

Beni burada arama, arama anne
Kapıda adımı, adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne, ağlama.

Yani benim güzel annem
Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek?
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma,
Bir açıklaması vardır elbet giderken darağacına...
Geride, masa üstünde boynu bükük
Kaldı kağıt kalem.
Bağışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana.
Elleri değsin istemedim

Yaşarken anlaşılmayan adam: Ahmet Kaya iyi ki geçtin bu dünyadan!

Şarkılarında çınlayan öfkesini, haksızlığı haykırmak için ilk olarak Hodri Meydan Kültür Merkezinde verdiği konserinde 450 kişiye verdiği konserle adını duyurmaya başlar. Tabi ki bu konserler devam etse de yeteri kadar para kazanmasını sağlamadığı için 27 yaşında bir kaset yapmaya karar vermesiyle "Ağlama Bebeğim" kasetinin 15 günde 470.000 satmasıyla hayalini kurduğu yalnızca Koca Mustafa paşa mahallesi sakinleri değil tüm Türkiye onu tanımaya başlar.  

Sakin göllerin kuğusuyduk,
Salınarak suyun yanağında.
Ve okşayarak nilüfer saçlarını gecenin.
Sonumuzun adım-adım
Yaklaştığını görürdük...

Yarılan ekmeğin buğusuyduk;
Paylaşılan zeytin tanesinin,
Yüzümüze saldıran yağmur avanesinin.
Biz hep üşüyen burnumuzu
Avucumuzda hohlayarak yürürdük.

Hiçbir hesabımız yoktu kimseyle.
Hiçbir aykırı yanımız,
Hiçbir yalanımız...
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim kanıyor...
Olmasaydı sonumuz böyle!..

Biri, saksımızı çiğneyip gitti.
Biri, duvarları yıktı,
Camları kırdı.
Fırtına gelip aramıza serildi.
Biri, milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi,
Bizi yaraladı...

Biri şarabımızı döktü,
Soğanımızı çaldı.
Biri, hiç yoktan vurdu,
Kafeste garip kuşumuzu!
Ciğerim yanıyor,
Yüreğim kanıyor...
Solmasaydı gülümüz böyle!.

...

Yaşarken anlaşılmayan adam: Ahmet Kaya iyi ki geçtin bu dünyadan!

Söylediği şarkılarda çıkardığı kasetlerde hep bir şeyler bulma çabası nedeniyle hakkında çıkan soruşturmalar , ifadeler kasetlerinin yasaklanması gün geçtikçe daha da sıklaşıyor aynı zamanda onu sevenlerin sayısı daha da artıyor. Çünkü onu dinleyen insanlar şarkılarında kendilerinden bir şey bulduklarına ve Ahmet Kaya'nın halkın sesini duyurduğuna inandıkları için sevenleri gün geçtikçe daha da artıyor. Bölücü olduğunu düşüne çoğunluğa inat o hep Demokrasinin uyguladığı çifte standartlara başkaldırmış, barış yanlısı olduğunu ve çocukların bağımsız ülkenin dürüst yurttaşları olarak yaşamasını istediğini ve ülkeyi bölmek yerine halkı birleştirmeye çalıştığını sık sık "benim ülkemi Edirne'den Kars'a kadar çok sevdim" diyerek vurgular. Sanki bu sözlerini vurgulamamış gibi Gazeteciler Derneği ödül töreninde, aldığı ödül sonrasında yaptığı konuşmada bir sonra ki albümünü kürtçe sözlerden oluşan şarkılar yapacağını duyurduğu sırada o hepimizin aklına kazınan çirkin manzaraları hatırlıyorsunuzdur. O gün gazetecilerden biri fotoğrafını çekmek için ısrar ettiğinde, "çek kardeşim ruh halimi de çekebilecek misin?" dediğinde aslında o anda yaşadığı hayal kırıklığını dile getiriyor. Ardından yurtdışına gitmesiyle kaçtı haberlerinin çıkması, bölücü olma düşüncesiyle çıkan tutuklama kararları derken bir daha Türkiye'ye dönmeyeceği hasret yüklü bir yolculuk başlar ve 16 Kasım 2000'de kalbi bunca haksızlığa ve hasrete dayanamayarak veda etti, ardında onu yaşarken anlamayan ülkesine, öldükten sonra anlaşılacak sözler bırakarak...

Ağlama, bu günler gelirde geçer babam
Ağlama, bu dertler elbet biter babam
Ocaksız köylerimde, dumanlar tüter elbet
Ben yandım, sen yanma Allah aşkına
"burda, bu şarkımı söylerken,
Benim Türkiye'de yaşadığım çok zor günlerde,
Bir merhabasını istediğim,fakat o merhaba'yı benden
Esirgeyen
Ulusal anlamda bu kaderi paylaştığım,
Bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma
İnce bir sitemdir...
Umarım,
Beni anlarlar"

İki damla gözyaşımla
Satıldım pazarlarda
Kırdılar yüreğimi
Kırdılar azarlarla
Sürgünlere yolladılar
Sabah dörtte yağmurlarla
Ben yandım,
Siz yanmayın Allah aşkına
Şimdilik, hoşça kalın gözüm!
Hoşça kal, ey sevgilim Türkiye!