EDEBIYAT

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

Author

Türk edebiyatında yazarlarımızın bize anlatılan kulakta duyma ya da okuduğumuz hayat hikayeleriyle tanırız onu da bulamazsak yazdıkları yazılarla onlar hakkında fikir yürütürüz. Çoğunun ya romanlarını ya da şiirlerini okumuşluğumuz vardır ama ilginç huylarına rastlamamışızdır. İşte o yazar ve şairlerimiz;

Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

İnanılmaz temizlik hastalığı nedeniyle mikrop kapmaktan korktuğu için eldivensiz dışarı çıkmazmış. Bu nedenle de insanlarla tokalaşmak istemezmiş.

Cemil Meriç

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

Görme yetisini kaybetmesine yakın zamanlar da daha net okuyabilmek için sandalyenin üzerine çıkarmış bunun nedeni de ışığa daha yakın olmak istemesiymiş. 

Haldun Taner

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

Keşanlı Ali destanını daha iyi ve daha gerçekçi yazabilmek için sahte isim kullanarak Altındağ'da bir gecekondu da yaşamış.

Tevfik Fikret

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

Giyimine çok önem verirmiş hatta bazı kıyafetlerini evde kendi tasarlamış. İlham kaynağı da Tolstoy.

Orhan Veli Kanık

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

Çapkınlığıyla bilinen Orhan Veli, bir şiirinde de çapkınlığını anlatmıştır.

Aşk Resmi Geçidi
Birincisi o incecik, o dal gibi kız,
Şimdi galiba bir tüccar karısı.
Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
Ama yine de görmeyi çok isterim,
Kolay mı? İlk göz ağrısı.
.............. çıkar
.............. dururduk mahallede
......................... halde
............ yan yana yazılırdı duvarlara
................... yangın yerlerinde.
Beşinciyi geçip altıncıya geldim.
Onun adı da Nurinnisa.
Ah güzelim
Ah esmerim
Ah
Canımın içi Nurinnisa.

Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın.
Ama ben pek varamadım tadına.
Bütün kibar kadınlar gibi
Küpe fiyatına, kürk fiyatına.

Sekizinci de o bokun soyu.
Elin karısında namus ara,
Kendinde arandı mı küplere bin.
Üstelik .......
Yalanın düzenin bini bir para.

Ayten'di dokuzuncunun adı.
İş başında şunun bunun esiri,
Ama bardan çıktı mı,
Kiminle isterse onunla yatar.

Onuncusu akıllı çıktı
....... gitti .........
Ama haksız da değildi hani.
Sevişmek zenginlerin harcıymış
İşsizlerin harcıymış.
İki gönül bir olunca
Samanlık seyranmış ama,
İki çıplak da, olsa olsa,
Bir hamama yakışırmış.
İ
şine bağlı bir kadındı on birinci,
Hoş, olmasın da ne yapsın,
Bir zalimin yanında gündelikçi.
.........leksandra
Geceleri odama gelir,
Sabahlara kadar kalır.
Konyak içer sarhoş olur,
Sabahı da işbaşı yapardı şafakla.
Gelelim sonuncuya.
Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der,
Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar.

Cahit Sıtkı Tarancı

Yazarlarımızın ve şairlerimizin şaşırtan huyları!

Kendisini beğenmediğini ve çirkin bulduğunu söylemekten çekinmeyen bir şairdir. Hatta Şemsettin Sami'ye Galatasaray Lisesinde okuduğu yıllarda yaşadığı bir anısını şöyle anlatır:  " Galatasaray Lisesinde idim. Arkadaşlarımın çoğu varlıklı, iyi giyinen, gösterişli çocuklardı. Ben giysem, onlar gibi kendime yakıştıramaz, pısırıklıktan kurtulamazdım. Çoğunun ceplerinde güzel, fettan kızlardan gelmiş mektuplar, resimler bulunur; övüne övüne bunları birbirlerine okuyup gösterirlerdi. Onların bu başarılarını gördükçe içim içimi yerdi. Geceleri yatakhanede pısır pısır, bu çeşitten kahramanlıklar anlatıldıkça benim gözüme uyku girmezdi. “Ben bunların çoğundan daha derin, daha duygulu, daha anlayışlıyım; üstelik bazı dergilerde şiirlerim de çıkıyor. Onlardan eksiğim yok, fazlam var. Hal böyle iken neden benim de kız arkadaşlarım olmuyor?” yollu tasalarla, sabahlara kadar yastığımda döner bire dönerdim.

Tatil ya da paydos oldu mu, bu hızla okuldan dışarı fırlar, Tünel’le Taksim arasında melil mahzun mekik dokurdum. Ama faydasız, yine de okula eli boş dönerdim. Bu, uzun süre böyle gitmişti. Baktım ki, bu işin sonu yoktu. Arkadaşlarıma karşı da, kendime karşı da zor durumda kalıyordum. Nihayet buna bir çare buldum:

Kafamda, kendi zevkime göre bir sevgili yarattım. Ona boy pos verdim, kaş göz düzdüm, adını koydum. Artık benim de hiç değilse arkadaşlarıma anlatacak bir “kızım” vardı. Anlatmaya da başladım. Yalnız ne var ki, bunu belgelendirmek gerekiyordu."