HIKAYE

BEN "O" DEĞİLİM ...

Author

Ne büyük travmadır; mükemmeli isteyen ebeveynlerle büyümek.
Daha minicik yaşında başlar; baskılar,yaptırımlar,ödüller,cezalar...
Aklın ermeye başladığında ise; her yaptığın hareketin mutlak bir karşılığı olduğunu bilirsin.İyiyse ödül,kötüyse ceza.Ama bir türlü karar veremezsin,iyi mi yaptın yoksa kötü mü.
Daha çocuksundur çünkü...
Yaş biraz daha ilerler ve sen yaptıklarını sana ceza veya ödül verenlerle paylaşmamaya başlarsın.Karar senindir ama bir türlü cesaret edemezsin paylaşmaya.
Bir sonra ki aşamada da yalan söylemeye başlarsın.Çünkü bilirsin ki; sen ne yaparsan yap,mutlaka bir yanlış bulunacaktır.Yaptıklarınla değil; yapmadıklarınla veya yapamadıklarınla yargılanacaksındır.
Matematik dersin iyi değildir ama müziğe yeteneğin vardır,görmezler...
İyi insansındır,iyi insan olmanın yetmeyeceğini söylerler...
Her yalan bir sonra ki yalana yoldur esasında,bilirsin.Gece başın yastığa değer ama bin tane dikenin üstündeymiş gibi hissedersin.Çünkü sen yalancısındır,mecbursundur yalan söylemeye.Doğruları söyleme cesaretin ise; çoktan terk-i diyar eylemiştir...
Suçlu hissedersin kendini,sorumlu ve sorunlu.
Avazın çıktığı kadar bağırmak, "Ben o değilim,ben esasında bu insanım" demek istersin ama nafile...
O ses içinde derinlerde biryerlerde kaybolur gider...
O ses kayboldukça sen daha da derinlere düşersin.Çırpınırsın,ağlarsın ama bir yandan da; senden beklentileri de karşılamak istersin.
"Evet bu sefer tamam" dediğin anda bile yine birşeyleri eksik yapmışsındır.Tokat gibi çarparlar yüzüne...
Şimdi söyleyin,kim suçludur bu düzende?
"O" olamayanlar mı ?