SINEMA & TV

Selin Şekerci: Çoban Yıldızı’nda oyunumu küçültüp kendimi zapt etmeyi öğrendim

Author

Röportaj lugatının en bilindik ve en sık karşısındakine çelme takan klişesidir: “Çok keyifli bir sohbetti.” Şu an dejavu yaşadım, yakın zamanda da bu örneği verdiysem mazur görün lütfen beni. Ancak Selin Şekerci röportajı bu tanımın aksine fazlasıyla gözyaşı içeren bir sohbet oldu benim için. Çoban Yıldızı’nda canlandırdığı Zühre’yi, o narin ama bir o kadar da güçlü kızı ve onunla vedalaşmasını anlatırken Selin’in imza niteliğindeki ve her röportajında değinilen (Hayır, bu röportajda hakkında tek bir betimleme dâhi okumayacaksınız) “eşek gözleri”nden akan gözyaşı ve bu sohbet, Selin’in deyimiyle o “toprak kız”a selam niteliğinde oldu. Ancak karşımda ağlarken aynı anda hayata kahkahasıyla çelme takmayı çok iyi bilen biri olduğu için rahatladım.

Bu kısa zamanlı duygu yoğunluğunda Selin’in gözlerinde Zühre’yi gördüm. O an benim için Zühre, bembeyaz örtünün tüm sıkıntıları örttüğü bir coğrafyada, bir çatıdan çevresine bakan beyaz güvercine dönüştü. Hem özgür olduğunu bilen hem de onu gözlemleyene bulunduğu yerde sıkışıp kalmış ve uçmaya gücü olmayan bir güvercinden bahsediyorum. İşte, kim bilir belki de Acı Aşk ve Rengarenk’ten sonra Selin de tam olarak bu güvercine dönüşmüş ve ona özgürlüğünü Gül Oğuz’un her detayını renklendirdiği dokunuşuyla Çoban Yıldızı vermiş.

Selin Şekerci: Çoban Yıldızı’nda oyunumu küçültüp kendimi zapt etmeyi öğrendim

Bir yıl önce röportaj yaptığım ve de Selin’e dair pek çok şeyi öğrendiğim için haliyle Zühre’den başladık sohbete, öncesinde tiyatro başlığında biraz vakit geçirdik. Olmazsa olmazımız Alper Canıgüz dünyasına bir bakıp çıktıktan sonra başlıklara takılmadan devam ettik röportaja. Ortaya da içeriğinde Nimbus 2000 (Harry Potter), Ursula K. Le Guin, Korhan Futacı ve Kara Orkestra ve Berkun Oya olduğu için fazlasıyla yüzümü güldüren, “Acaba bir gün de sırf bunlar üzerine mi röportaj yapsak?” sorusunu sorduran, her zamanki gibi oldukça kısa (!) bir sohbet çıktı. Sonunda ne mi oldu? Siz bir okumaya başlayın da sonuna geldiğinizde kim bilir, belki de yeni serüveninin arayışına giren o beyaz güvercini görür, onunla birlikte siz de hayata, kendinize dair hayaller kurarsınız. Zira bu röportajda okuyacağınız Selin Şekerci’nin hayal gücünde, dünyasında sınırlara yer yok.  

● Biraz önce sohbet sırasında sadece tiyatro yapmak istediğinden bahsettin. Bu yıl gündeminde dizi olmayacak o zaman anladığım kadarıyla.

Çok güzel bir iş gelirse tabii ki dizi de olur ama bu yıl artık tiyatro yapmak istiyorum. Sahneye çıkmayalı epey oldu, İstanbul’a geldiğimden beri hiç tiyatro yapmadım ve çok özlüyorum. Bir de açıkçası sahneye çıktığımda nasıl şekil alacağımı merak ediyorum. En nihayetinde tozlandım, o tozu üstümden atıp sahne üstündeki Selin’i görmek istiyorum.

Cansu Uras, Selin Şekerci'yle konuştu. Röportajın tamamı için TIKLAYINIZ!