DIĞER

Kopuk

Author

Gidişlerine limon suyu sıktım. Yollarına dikenler döşedim. Utandım durdum, utanan adama tükürdüm susturdum. Göç edene silahımı doğrulttum. Başımı aldım avuçlarımın arasına düşündüm durdum. Unutulan anıları bir sepete doldurdum. Yaktım hepsini onlarla ben de yok oldum. Yürek yedim, omuzlarımı dik tuttum. Yanlışlar yaptım, doğru diye savundum. Saatimi kurdum, uyanmadım da kendime sordum; Mesele ne? Rüyalarıma daldım, yeni bir hayat yarattım. Çıkmak istemedim de çıkarıldım. Gizemime bir of çekene, bastım kahkahamı da yüzünü sarstım. Kalktım önce bulaşıkları yıkadım, sonra tek tek tabakları kırdım, bardakları da çöpe attım. Kulaklarıma pamuk tıkadım. Aynaya baktım, yüzümü kırmızıya boyadım.

Affetmedim, acımadım. Derisini yüzdüm attım. Ağzımda garip bir tat, sanki bunlar dudakların… Bütün peçeteleri kullandım, attım. Pencereleri açtım. Kafanın içine daldım. Yaktım, orada da ateşi saldım. Seni en güzel rüyandan uyandırdım. Bir süre sonra eskiye kafa attın, acılarına hava attın. Heveslerinden arındın. Geleceğine demir bir kapı yaptırdım. Anahtarını kaybetme diye boynuna astım. Bir bardak soğuk su içtim. Sonra gözlerine damladım. Yanaklarında çiçek olup açtım.

Yuvarlandım, parçalandım. Arkamda bir tek günü bıraktım, bir de sıcağımı. Geri dönmeye kalkmadan, koşarak kaçtım. Kapılarımı kapattım. Sırtımı sana, önümü rüzgara dayadım. Vardığım noktada durdum ve geçmişime el salladım.