KADIN

İzzet Beni Neden Terk Etti?

Author

Sevgili hemcinslerim şunu unutmayalım ki aşk çok güçlü bir ama sizin kadar değil. Önemli olan sizsiniz. Hayatta her zaman önce kendinize değer vermeyi kendinize borç bilin.

Kadın

Kadın her dönemde aslında erkeğin gölgesinde yaşamak zorunda bırakılmış. Siyasete alet edilmiş, saygı da kusur edilmiş, hor görülmüş, dışlanmış.

Bu gün hala kadınlar hakları için mücadele etmek zorundalar. Sebep mi sebep erkek egemenliğinden sıyrılabilmek. Eril toplum sizi öyle noktalara getirir ki baba egemenliğinden sıyrılıp koca egemenliğine girebilmek için çabalarken buluruz kendimizi. Peki şimdi şunu düşünelim ergenlik başından bu yana baba tarafından baskılanmış dış dünyanın toz pembe hali gösterilmiş olan biz kadınlar gerçek hayatla ne zaman yüzleşiriz, üniversite okuyanlar o dönem de çalışmaya başlayanlar bu dönemde evlenenler de işte şu dönemde...

Ve gerçek hayatla yüzleşince dünya ne zor bir yermiş gördük, sonra evreni keşfettik falan.

Ben de öğretilen mi desem dayatılan mı desem bilemediğim bir iç güdüyle evlenmek için can atıyordum. Hatalar hataları doğuruyordu hayatımda. Yıllarca korunaklı toz pembe baktığım hayat aslında ailemin sayesindeymiş yani yine erkek faktörlü bir süreç. Evlenebilmek için tüm kişiliğimi geri de bırakmaya hazır ben ve benim hayatımı yönetmeye hazır bir çok erkek.

İlişkilerimde kişiler değişti hatam hep aynı kaldı. Hep aynı nedenle terk edildim. Değer vermek ve sanırım o kişiyi hayatımın merkezine koymak çünkü neden çocuk yaşta öğretilen evlen, çocuğun olsun mutlu bir yuvan olsun. Hayatımın merkezi sık sık boşaltıldı. Eril toplum bana mutlu bir yuva kurup boy boy çocuklar yapmayı öğütlerken, erkek tarafında olay boyut atlamıştı cinsellik ön planda hatta şov boyutundaydı. Tabi bu erkekler böyle özgürlükte evlenmeyi değil sadece üremeye giden yollarda gezmeyi yeğlediler. Bize de yine orta yolu bulmaya çalışmak kaldı.

Ben bugün terk edildim. Sebep ne bilmek ister misiniz? Hayatımın merkezine onu koymuşum. Bir saniye aslında sebep bu da değil sebep benim yetiştirildiğim topraklar, toplum baskıları, evlenmek zorunda olduğum düşüncesiyle büyütülmek, mutlaka bir çocuk dünyaya getirmezsem dünyanın sonu olacağı ve tüm bunlardan benim sorumlu olacağım. Erkeğe erkek olduğu için değer vermek ve toplumda hala evlenmeyen kadınların kimliksiz olması.

Evlenmeliyim, çocuk yapmalıyım, eşine ve evine bağlı bir kadın olmalıyım. Kimse bana sen ne istersin diye sormadı yerime düşünen hep oldu. En eğitimli erkek bile kadının yerine düşünme ihtiyacı hisseder öyle büyümüştür.

Neyse dönelim İzzet’ e ve nicelerine, İzzet aslında beni terk etmedi O aslında tüm kadınları terk etti. Önce ben diyen, kendine değer veren kadınlardan olabilmemiz dileğimle.