ILIŞKILER

Yapmayın Böyle Şakalar

Author

Çocukluğumda büyüdüğüm yer çok tekin olmayan, çoğu insanın gelmeye çekindiği yerlerden biriydi. Bense o karmaşanın içine doğmuş, orada yaşamayı öğrenmiştim. Mahallece yakın arkadaş grubuyduk. Herkes birbirini sever, kendi aramızda kavgamız gürültümüz pek olmazdı. Benim en yakın arkadaşlarım Kemal ve Hüseyin’di.

Yaşım 20lere gelmişti. İş yok, güç yok, üniversite tatil. Bir yandan depresyon bastırıyor, öbür yandan, boş durmak olmaz para lazım falan derken şans eseri Ayvalık’ta bir yazlık iş buldum. İşe kabul olduğumun haberi gelince yanımda Kemal vardı. Onla birlikte kutladık ettik. Hem bulunduğum yerden uzaklaşmış olacağım, hem de para kazanacağım. “Oh” dedim. “Kurtuldum buradan.”

Yaz başı gibi Ayvalık’a gittim. İşimde çalışmaya başladım. Kimseye haber vermeden gittiğim için, özellikle Hüseyin çok bozulmuştu bana. Arayıp “Oğlum lan nereye gittin kimseye haber vermeden. Bir tek Kemal biliyormuş nerede olduğunu” deyip fırçaladı 1-2 kere. Sonra ben de Hüseyin’i çalıştığım yere davet ettim. Tabi daveti duyunca yelkenleri suya indirdi çakal.

Bir süre sonra Hüseyin geldi. 1-2 gün takıldıktan sonra bana “Abi, ben bizim oralara bir şaka yaptım. Schaub cinayet işledi. O yüzden Ayvalık’a kaçtı dedim” dedi. Bizim oranın şakaları biraz enteresan tabi. “Abi” dedim. “Niye böyle bir şey yaptın. Komik mi oğlum bu? ” dedim. Hüseyin de “Abi nolcak. Döndüğünde güleriz hem. Millet şokta mahallede.” tarzı beni ikna edici konuşmalar yaptı. Yavaştan ben de şakaya ortaklığı kabul etmeye başladım. “Kemal biliyor ama benim iş için geldiğimi.” dedim. Bizim çocuk Kemal’i de kandırmış. Adam benim cinayet işlediğimi düşünmeye başlamış. Hatta “Vay şerefsiz. Benden bile sakladı ha? Gösteririm ben ona” gibi laflarla sinirini Hüseyin’e iletmiş sözde.

Yaz yavaştan bitmeye başladı. Dönüş hazırlıkları yapılıyor. Hüseyin de arayıp, arayıp “Oğlum ben burayı hazırladım. Schaub bugün yarın dönecek dedim. Hazırlıklı ol!” dedi. Şakamız ilk tohumlarını vermeye başlayacaktı dönünce. Her neyse, ben mahallemize döndüm. 1-2 gün evden hiç çıkmadım tabi. Aileyle vakit geçirmek gerek, o kadar süre görüşmedik. Bizimkiler o mahalleye göre biraz daha sivrilmiş tipler aslında. Yani demek istediğim, orada yaşayan çoğu insana göre daha modernler. Maddi durumumuz da çoğuna göre daha iyi ama biz o mahallede oturuyoruz, seviyoruz orayı.

Bizim fırlama Hüseyin birkaç gün sonra beni dışarı çağırdı. Çıktım gezdik ettik. Sokakta arkadaşlar geliyor yanıma “Schaub geçmiş olsun abi, nasıl olabildi böyle bir şey anlamadık valla.” diyenler. Sonra “Abi duyduk çok üzüldük. Geçmiş olsun. Allah kimseye yaşatmasın böyle şeyler.” diyenlerle doldu etrafımda. Ben de doğal olarak hepsine şakanın gerektirdiği gibi “Sorun yok beyler. Herkesin başına gelebilir. Benim yerimde olsanız siz de aynısını yapardınız. Eminim.” gibi cümleler kurdum. Kurmaz olaydım.

Kemal hala arayıp sormuyor. Belli çok bozulmuş. Gönlünü almak için Ayvalık’tan mekandan arakladığım bir şişe votkayla kapısına dayandım. Beni görünce ağlamaya başladı. Geldi sarıldı. “Çok üzüldüm duyunca. Neden bana söylemedin? Niye işe girdim diye yalan uydurdun?” dedi. Ben de dayanamadım dedim “Anlatcam sana her şeyi.” Aldık votkamızı gittik deniz kenarına. Açtık içtik, içtik, içtik. Hiç konuşmadık. İçimden geçiriyorum “Bence şimdi gireyim cümleye. Çok fena kızacak Hüseyin’le bir olduğumu duyunca.” diye. Dayanamadı, o girdi ilk lafa “Abi aramızdaki samimiyetten soruyorum sana bunu, yanlış anlama. Güçlü kuvvetli adamsın niye karşı koymadın? Nasıl yaptılar abi sana bunu?” dedi. “Neyi lan” dedim. “Abi Hüseyin anlattı her şeyi. Eskiden kavgalı olduğumuz çocuklar seni dövmüşler, kaçırmışlar. Tecavüz etmişler abi sana. Niye karşı koymadın oğlum” dedi. “Ne? Oğlum cinayet işledi diye anlatmadı mı lan size?” dedim. “Ne? Cinayet mi işledin oğlum bir de üstüne?” dedi. O sahne gözümün önünden gitmiyor işte. Açıklamaya çalıştıkça çaresizliğe düşmek. Adamı işlemediğim cinayete inandırmaya çalışıyorum. Öyle çaresiz kaldım. Sonra aklıma telefon mesajlarımız geldi Hüseyin’le olan. Açıp onları gösterdim anca öyle inandı. Bütün mahalleye açıklama yapmak lazım üstüne. Adamlar beni teselliye geldiğinde adamlara kabara kabara “Herkesin başına gelebilir gençler” tarzı cümleler kurdum bir de. Sonra Kemal’le gidip Hüseyin’e biraz sinirlendik. O da olayı abarttığımızı, gülüp geçmemiz gerektiğini söyledi. Biraz tartakladık, o da geri adım attı sonra. Olay mahallede yayıldı tekrardan Hüseyin şaka yapmış mahalleliye diye. Fakat birkaç kişi hala inanmıyor. Hatta ikisini birleştirip hikaye yapan duydum. “Tecavüz etmişler o da öldürmüş. Nasıl gezebiliyor hala?” diye konuşuluyor. Varsın konuşulsun. Böyle bir konunun şaka maksatlı bile kullanılması yanlıştır. Ama bana başka şeyler öğretti tabi. O talihsiz olayı yaşayan insanların neler hissettiğini bir nebze de olsa anlamamı, empati kurmamı sağlamıştır.