ILIŞKILER

Seni Kimler Aldı, Kimler Öpüyor Seni...

Author

Yıllardır hem Twitter’da hem gerçek hayatta söyleyip durduğum bir şey vardı: ‘Uzun ilişkiden yeni çıkmış birisiyle ilişkiye başlanmaz’ diye. Bunu yere göğe koca koca harflerle yazan ben, bi ilişkimde bunun kurbanı oldum. Ama benimkisi bile bile lades. Tam kör göze parmak sokmak gibi bir şey.

Seni Kimler Aldı, Kimler Öpüyor Seni...

Geçen sene kendisini beğenip muhabbete başladığım bir hanımefendinin ilişkisi olduğunu öğrendiğim anda yazışmayı kestim. Evet, kendime dair sevdiğim ender güzel huylarımdan biridir lol. Dışarda milyonlarca yalnız insan varken ilişkisi olan birisine asılmak şık değil. Ne erkeğin ne de bir kadının buna çanak tutmasını doğru buluyorum. Baktım ilişkisi var, usulca kuyruğumu kıstırıp yoluma devam ettim. Aradan 1 yıldan fazla bi süre geçti. Bigün eski sevgiliye çakan bi twitimi RT yaptığını gördüm. Aha dedim, kesin bunda bi iş var. Sayfasına bi baktım, piiiuuuu. Belli ki birilerinin kalbi kırılmış. Nezaketli bir selamlaşma ve hal hatır faslından sonra ‘N’oldu lan yarraaam, ayrılmışsın’ demedim tabi, denir mi öyle lol. Ayrılmışsın dedim, çok mu belli oluyo dedi. Sayfaya 600 mt öteden baksan zaten koşa koşa uzaklaşırsın, buram buram taze bitmiş ilişki kokuyor ki bu kokunun nasıl mide bulandırıcı bi aroma olduğunu bu satırları okuyan herkes az çok tahmin eder diye düşünüp onun tasvirini sizin minnoş hayalhanenize bırakıyorum.

İtiraf edelim hadi, beğendiğimiz kişi ayrılınca bi hafif mutlu oluyoruz, onun mutsuzluğuna sevinmek değil bu; sadece ‘Ben onun hayatına girip tüm bu acıları, sıkıntıları unutturacağım, ona en doğru seçim olduğumu göstereceğim’ umutlanması sadece.

Neyse, konuya dönelim. Hanımefendi ayrılmış. 5 yıllık ilişkisini tek kalemde çizmiş. Ama çocuğun yaptığı da tam bi şerefsizlik. Bunu pavyondan bir kadınla aldatmış. Pavyondaki hatunu babasının teknesine falan götürmüş. Bu zavallım da ensesine vur, lokmasını al. Öyle masum, öyle zarif. Bir de çocuk bunun ilk ilişkisi, ilk sevgilisi, tek erkeği falan. Tam romans. Ama helal olsun, tek kalemde çizmiş çocuğu. İşte aradığım kadınlık. Ciddiyim, böyle delikanlı kadınlara hastayım. Çünkü özsaygını bir kere yitirdikten sonra bir daha dikiş tutmaz, yalama olur her şey. O kadar onursuz bir ayrılış olmuş ki, üzülememiş bile. Olması gereken de bu zaten deyip psikolojisine destek oluyorum. Sonra bi anda konu benim geçen sene ilişkisi olduğunu öğrenmemle birlikte yazışmayı kesmeme geldi. Sebebini sordu, doğru bulmadığımı söyledim. Hoşuna gitti. Akabinde ilerleyen saatlere kadar yazıştık ve bu şekilde bir hafta kadar sürdü iletişimimiz. Eskiye duyduğu nefretten mi yoksa yaşadığı acının verdiği hissizlikten mi bilmem, biz iki hafta sonrasına sözleştik, biletimi aldım ve o muhteşem bekleyiş başladı. Artık rutin bir şekilde konuşuyorduk, günaydınla başlayan, gün içinde ufak sürpriz aramalarla devam edip gecenin ilerleyen saatlerinde ‘Artık yatalım yaaa, bikaç saat sonra uyanıcaz’la biten mesajlaşmalar yaşanıyordu. Çok keyifliydi konuşmalar ve konuştukça gerçekten buna ihtiyaç duyduğumuzu anlıyorduk.

Beklenen gün geldi. Benim bi sonraki gün geleceğimi düşünüyordu, bense o akşama almıştım biletimi. O akşam kız arkadaşlarıyla eğlenmeye gidecekti, eve de erken döneceğini belirtmişti. Zaten öyle sabahlara kadar gezip tozma huyu yoktu. O gece eve dönüş yolunda onun evine yakın bir durakta onu beklediğimi söyledim. Önce kandırdığımı düşündü. ‘Gel kendin gör’ dedim. Bikaç dakika içinde duraktaydı. Valizi bagaja koydum, o esnada sarıldık, bikaç dakika öyle kaldığımızı hatırlıyorum. Kokusunu içime çeke çeke öptüm. Yıllardır kadınına hasret kalmış mahkumun özlemiyle çekiyordum içime kokusunu. Çok heyecanlıydı, şaşırmıştı, beklemiyordu. Ne yalan söyliyim, ben de her ihtimale karşı bi otelde yer ayırtmıştım. Olur ya, kız geç döner, telefona bakmaz, ya da başka planları vardır. Tanımıyorum bilmiyorum, emrivakiden hoşlanmayabilir diye düşünerek biraz da çekinerek söylediğimden erken geldim. Korktuğum gibi olmadı. Aksine, iyi ki erken gelmişim, çok sevindi gelişime. Eve gittik, önce biraz konuştuk. Her hareketini izliyordum. Saçlarını kulağının arkasına atışını, gülerken çenesinde beliren minik gamzeyi, ellerini, dudaklarını... çok geçmeden öpüşmeye başladık. Usulca, ürkek ama isteklice. Sonra yavaşça üzerimizdeki elbiselerden kurtulduk. Sonrası iyilik güzellik. İkimiz için de tadı damakta kalacak cinsten bir sevişmeydi. Beklenmedik kadar güzel şeyler hep korkutur ya insanı. Tedirgindim. Bu kadar güzel şeylerin altından hep bi pislik çıkardı çünkü. İki gün kaldım şehrinde. Takip eden haftalarda da gittim, bazısında o geldi İstanbul’a. Müzik zevkimiz tastamam uyuyordu. Seviştikten sonra listeden neyi çalsam gözleri parlıyordu, o neyi açsa o şarkının belleğimde zaten bi yeri vardı. Sezen Aksu hayranıydı. Uzun zamandır dinlemediğim kadar Sezen şarkısına maruz kalmıştım. Tüm sözleri ezbere biliyordu, hepsine eşlik ediyor, ben de bildiğim kadarıyla şarkıya dahil olmaya çalışıyordum. Bikaç hafta içinde muhteşem bir uyum yakalamıştık. Bu uyum o kadar büyüleyici bi şekilde ilerliyordu ki, ben artık onun şehrine yerleşme, işlerimi ordan idare etme planları yapmaya başlamıştım. Çünkü yerleşik bir aile düzeni vardı ve yaşadığı şehirden ayrılma imkanı yoktu anladığım kadarıyla. Olmayacak şeylerde ısrarı sevmem. Bir şeyin olmayacağını gördüysem tartışma konusu yapmam. ‘Sonu ne olur bu ilişkinin? Ben İstanbul’a gelemem biliyorsun’ dediğinde ben çoktan kararımı vermiş, ‘Sen gelmezsen ben şehrine gelirim’ demiştim. İnanmamıştı; ama kafamda çizdiğim planı anlatınca onun da geleceğe yönelik bakışı değişmiş, ciddi bi ilişkiye doğru evriliyorduk – diye düşünürken, diğer taraftan da çocuğun boş durmayacağını, yeniden dönüş için çalışmalar yapacağını ona söylüyordum. Hem tepkisini görüyor, hem de kendimi garantiye almaya çalışıyordum. Netti. ‘asla ona dönüş gibi bi durum olmaz’ diyordu.

Tüm bunlar olurken, yakın arkadaşları ‘Canım sen 5 yıllık ilişkiden çıktın, senin şu an sersefil olman gerekiyordu; sen zil takıp oynuyorsun, gözlerinden hayat fışkırıyor, hayırdır?’ temalı konuşmalar yapıyorlarmış. Bu da hem onlara benden bahsetmeye hazır olmadığından, hem de gerçekten ayrıldıktan 2 hafta sonra deli dolu başka bi ilişkiye başlamış olmayı kendine yakıştıramadığından kankilerinin sorularını geçiştiriyormuş. Sanırım birkaç kişi bu şekilde yaklaşınca o da kendi kendine ‘Noluyo lan, ben cidden kötü bişey yapıyorum galiba, nasıl mutlu olabilirim ben, şu an ağlamam gereken bi evredeyim, nerden çıktı bu adam, bana kendimi iyi hissettiriyor utanmadan’ demeye başlamış olacak ki benzer şeyleri bana söylemeye, ‘Biz sanki biraz hızlı mı gittik’lere başladı. Anladım ki filmin sonu yakındı.

Bir gün çok yakın bi kız arkadaşının evindeyken gecenin bi vakti malum şahıs çıkar gelir. Aslında her şey organizedir. Çocuk uzun zamandır kızın karşısına çıkmaya çalışıyormuş; tüm akrabalarını videoya çekmiş, o gece yalvar yakar videoyu ona izletmiş, tahmin edeceğiniz üzere bir de yüzük sunmuş falan filan. Tabii bizim kız reddetmiş, bana bunları anlatırken sinirden ağlıyordu. Çocuk videoyla kalmamış, ona geri dönmesi için arkadaşlarını örgütlüyor, annesini bürosuna yolluyor, o yetmiyor babasını yolluyor, kızı dört bir yandan markaja alıyormuş. Baskılardan yılmış olacak ki bizim kız, birgün bana ‘Sanırım ben yapamıycam’ deyiverdi. Heh dedim, ben de ne zaman bu cümleyi duyacağımı bekliyordum. Uzun uzun konuştuk, canı epey sıkılmış. Belli ki çocuktan buna rahat yok, tabi aileler de birbirini tanıdığından o rahatlıkla çocuk evine kadar gidiyor, orda burda yolunu kesiyor, her fırsatta kendisini hatırlatarak bizim göz kamaştıran heyecanımıza varlığıyla musallat oluyor.

Bir süredir bana kötü davranan hanımkızımız, birgün çok alakasız bir sebeple patlıyor ve niyetini belli ediyor. Devam etmek istemediğini, bir daha onu aramamam gerektiğini, vs.vs.... Kendisini pavyon karısıyla aldatan eski sevgiliye bile aradığında konuşma imkanı verilirken kendisi için şehir değiştirmeyi göze almış adama tek celsede idam. Şaşırttı mı? Hayır. Hatta beklediğim sondu diyebilirim. Ama bu kadar gurursuzca bi ayrılığı hazmetmek zor olabiliyor. Sürekli kafada aynı soru: Neden böyle yaptı? Eskisine mi döndü, beni o geçiş sürecinde kullanmak mı istedi, yoksa bişeyler hayal etti de bende onu mu bulamadı... Ne olursa olsun bunlar nahak yere, ortada hiçbir haklı gerekçe yokken güzel bir ilişkinin bitirilmesi için sebep değil.

Şu güne geldiğimizde bile hala soruyorum kendime; ama bir cevap alamıyorum. Almayı istiyor muyum, ona da emin değilim. Ama emin olduğum bir şey var, yaşanan kısa ya da uzun her ilişki insanın bişeyler yaşama sevincinden götürüyor, heyecanını makaslıyor, karşı cinse duyduğu güveni sarsıyor ve o kadar yüksekteyken birden dibe vurmak popoda tarifi zor hasarlara yol açabiliyor.