GÜNDEM

kaybedilen günler kazanılacak olan yarınlar

Author

sevmek nedir dediklerinde en güzel gözlerle anlatmak isterdim gözlerine bakarak haykırmak isterdim işin garibi bu bir platonik bir ilişki değil ama bir o kadar da yaşanılması zor olan aslında herkes yaşamıştır böyle bir ilişki 2 tarafta bir birini çok seviyor ama bir o kadar da beraber olamıyor buna ne isim verirseniz verin ama en çok yakışanı bilerek yanan cahiller bana sorarsanız bile bile yanıyoruz bile bile kendimizden tavizler veriyor ve kendimiz olmaktan yavaş yavaş uzaklaşıyoruz sevmek dünyanın en güzel duygularından biridir ama onun beni sevmediği düşüncesini düşünmek çıldırtıcı bir düşünce kendimi dipsiz bir kuyuda kaybolmuş bir ipin ucunda his ediyorum bir o kadar seviyoruz bir o kadar olamıyoruz daha çok yaşadıklarımız değilde yaşamadıklarımızı seviyoruz örneğin el ele kol kola saatlerce gülüşerek oturamadık muhakak bir kuytu köşede herkesten uzakta oturup sohbet ederdik ama gözlerine bakmaya kıyamazdım bakamazdım oysa elini tutup kalbime götürmek isterdim kalbimin tek sahibinin onun olduğunu anlamasını isterdim bana o an dese çıkar kalbini koy avuçlarımın içine hemen yapacak olurdum bir insan sevdiğini nasıl belli edemez etmez biz bu kadar körerecek ne yaptık duygularımızdan uzaklaşan düşünceler ne ara bizi bu kadar sardı çok karışık duygular içersinde içimden geldiği gibi şuan dile getiriyorum bu yüzden özel bu yüzden çok anlamlı kılıyorum hazırlık yapmadan sadece parmaklarımı klavye üzerinden götürüp getiriyorum akışına bırakıyorum hislerimin düşlerimin. 

her akşam yastığa kafamı koyduğumda onunla yaşadıklarım gelir aklıma ona en son el sallayışım ve gitmesini izleyişim hani öyle gitmeler vardır ya o gitse bile saatlerce arkasından bakarsın o gitse bile günlerce arkasından bakarsın işte o an donmuş bir şekilde sadece bakmakla yetinirsin arkasından öylece sessizce bakarsın göz yaşlarını içine akıtır sevdanı kalbine gömer kilidi vurursun düşüncelerine senden sonrası olmayacak dersin kendi kendine senden bir başkasını eğer bu kadar sevecek olursam canımdan olayım dersin oysa yaşamadıklarına hasret olursun efkarlanır kendini kaybolmuş kalabalık bir şehrin kaldırımlarında ayaklarını sürte sürte yürürsün insanlar birşeylerin olduğunu fark ederler ama kimse yanına gelip neyin var diyemez gerçi deseler bile herşeyim var ama o yok cevabı hazır bir şekilde dudaklarımdan dökülürdü ya. ben bunları buradan yazarken belki bi umut bir yerden elden ele dolaşırda oda bu satırları okur gerçi okusada bu o diyemez başka isimde yazıyorum ne kadar garip his ettiklerini paylaşa bilecek konuşa bilecek kimsenin olmadığını his etmek kendini yazmaya adapte etmek kendini böyle rahat his edeceğini düşünmek 

çok güzel gülüşü vardı ellerim saçlarında dans etsin isterdim yada herşeyi bir kenara bırakalım dizlerine başımı koyup saatlerce yüzünü seyretmek isterdim sinirlendiği zaman kaşlarını çatışını izlemek isterdim çıktığı tüm sokakların bana çıkmasını ister ve çıkması için elimden geleni yapardım kalabalık bir şehirde kaybolmuş bir çıkmaz sokaktayım şuan ne o bana ulaşa bilir nede ben ona kavuşa bilirim. işin garibi hayat belli bir zamandan sonra devam ediyor ben kaç sene geçerse geçsin hep onu seveceğim kalbim ona ait olacak en güzel düşlerimde hep o olacak kafamı her yastığa koyduğumda o her gözlerimi açtığımda o olacak yanımda bir insan daha ne kadar çok acı çekebilir bir insan her gün kaç kez ölebilir ölmeden o mezara girebilir sizce unutmak ihanetmidir yada hergün onu hatırlamak onla ilgili düşler kurmak şizofrenik bir durummudur neresinden tutarsam tutayım elimde kalıyor ama unutmayın sevdasına ihanet eden kendisine ihanet edendir...