Aranızda yorgandan korkan var mı? O zaman yaşadıklarımı anlatıyorum

Scribus
Author Scribus
Collection Taze taze
Aranızda yorgandan korkan var mı? O zaman yaşadıklarımı anlatıyorum

Çocukluk ilginç şey. Alakasız ayrıntılardan garip çıkarımlar yapıp kendinizi ona inandırabiliyor ve hayal gücünüzle hep inançlarınızı besliyorsunuz. Çocuklukla yaratıcılığın çok kuvvetli bir bağı var. 

Benim çocukluğum biraz garipti. Annem çocukluğumdan bahsederken hiçbir şeyi kırıp dökmeyen, misafirlikte bile sabit bir şekilde oturup konuşulanları dinleyen biri olduğumu söyler. Ben buna dair hiçbir şey hatırlamıyorum fakat geceleri beni uyutmayan, gündüzleri de hep rahatsız eden korkumu ve korktuğum anlarda düşündüklerimi çok iyi hatırlıyorum. 

Çocukken arkadaş grubumla en büyük zevkimiz parktaki kumu eşeleyip bir şeyler bulmaya çalışmaktı. En çok bir sene önce kaybedilen önemsiz şeyler dışında bir şey bulamıyorduk çünkü kum dışında bir yeri kazmamızı istemiyordum. Evet, çocukluk korkumun adı solucandı. 

Gece uyurken, yorganımın kıvrımları, boğumları bana solucan gibi görünürdü. Uzun süre gözlerimi dikip bakınca karnı yay gibi uzayan ve kısalan, bu şekilde ilerleyen çeşit çeşit solucanlar görürdüm. Ya çığlık atardım, ya ağlardım.

Gece asla ama asla yataktan çıkamazdım. Çünkü halıların desenleri hareket eden büyük solucanlara dönüşürlerdi. Bir süre baktıktan sonra canlı solucanlar gördüğüme eminim. O manzarayı dünmüş gibi hatırlıyorum.

Şehriyeli pilav, tel şehriyeli çorba ve sulu yemekleri asla yiyemezdim. Şu an baba evinde hâlâ bu yemekler yapılmaz. Çünkü annem benim korkum sebebiyle öyle alışmıştı. Misafirliğe gittiğimizde de "O şehriyeli pilav yemez" muhabbetleri olurdu. Yengem, benim için ayrı pilav yapardı. 

Yanan ampule baktıktan sonra gözümü beyaz duvara çevirdiğimde de bakışlarımdan kaçan ince bir solucan görürdüm. Sapık gibi bunu tekrar eder dururdum ve kendimi korkuturdum. 

Artık epey büyümüş olmama rağmen, solucan korkum yüzünde anne ve babamla uyurdum. Bu durum, kardeşimin doğduğu yıla kadar, yani beş yaşımı doldurana kadar devam etti.

Herhangi bir muayene için gittiğimiz bir çocuk doktoruna annem bu durumu da anlatınca doktor anneme beni hocaya okutmasını tavsiye etmiş. Vay be, tıbbı çaresiz bırakmışım. Göçmen bir komşu teyzenin tavsiyesiyle bir kocakarı bana kurşun dökmüş. Bunu hiç hatırlamıyorum. Zaten hiçbir faydası olmamış. İstanbul'da bir hocaya gidilmiş ve hoca bana bir muska yazmış. Bu muskayı da ilkokul boyunca hep boynumda taşıdım. Onun beni solucanlardan koruduğuna inandım. 

Peki bu korkuyu atlattım mı? Evet atlattım ancak nasıl atlattığımı bilmiyorum. Muhtemelen muskayı fırlatıp attığımda zaten bu konuyu çoktan kafamda çözmüş olmalıyım. Büyümek denen şeyin faydaları işte. Fakat solucanlar ve böcekler beni hala çok rahatsız eder ve hala şehriyeli pilav sevmem. 

Sizin de buna benzer bir korkunuz oldu mu? Benimle paylaşırsanız sevinirim.

Be the first to like it!

Comments

People also liked

Related stories
1.Paris Smitten With Play-Within-A-Play On Lovelorn Man
2.Students Walk Out In Climate Change Protest In UK
3.Should You Wake Up Early? Not Necessarily
4.Indian Lawmakers Summon Twitter CEO Jack Dorsey
5.Turning To Dog Faces To Minimize Bias In Hiring
6.Cli-Fi Movies Offer Compelling View Of Climate Change
7.Ruth Bader Ginsburg as elusive as the mysterious Sasquatch
8.Indian Man Plans To Sue Parents For Giving Birth To Him
9.Security Gap Exposes Private Images In Gay App Jack’d
10.Gucci Drops Sweater Like A Hot Potato After Backlash
500x500
500x500