TARIH

"Böyle sanat olmaz" diyenler Abdülmecid'in Avluda Kadınlar'ını görselerdi...

Author

Her şeyi olduğu gibi sanatı da kendi zihniyetinin tekeline almak isteyen, başaramazsa yakıp yıkmaya hazır bir grup Üsküdar Bağlarbaşı'ndaki Abdülmecid Efendi Köşkü'nde sergilenen Ömer Koç koleksiyonu eserlerine saldırdı. Saldırıdan önce bazı gazeteler ve sosyal medya hesapları sergiyi hedef gösterdi. Twitter'de bazı gruplar bu sergiyi "Ecdada ihanet" olarak yorumladı. 

"Böyle sanat olmaz" diyenler Abdülmecid'in Avluda Kadınlar'ını görselerdi...

Çıplaklık içeren eserlerin sergilenmesine "Bu ülkeyi bu hale siz getirdiniz" diye karşı çıkan saldırgan grubun, Bizzat Şehzade Abdülmecid'in çizdiği -henüz halife değildi- Avluda Kadınlar adlı tablodan, Osmanlı'nın özellikle son döneminde Saray'ın sanat yönelimi ve yaşayışından haberinin olup olmadığı merak konusu. 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlediği 15. İstanbul Bienali ile eş zamanlı olarak Bağlarbaşı'nda Abdülmecid Efendi Köşkü'nde sergilenen Ömer Koç koleksiyonu eserlerine yönelik saldırı saat 14 sularında gerçekleşti. Başında bit güvenlik görevlisinin durduğu Ron Mueck'e ait "Hırka Altındaki Adam" heykelinin önüne gelen 4-5 kişilik grup, eseri tahrip etmek istedi. Saldırganlar güvenlik görevlisini yere düşürdüler. Diğer güvenlik gürevlilerinin müdahalesiyle uzaklaştırıldılar. Saldırganlar "Laiklik bu mu?" , "Bu memleket sizin yüzünüzden bu hale geldi" , "Burada bunlar sergilenemez" diye bağıran grubun etrafını güvenlik görevlileri çevreledi. 

Saldırıyı bazı sosyal medya hesapları ve gazeteler hedef göstermişti.

"Böyle sanat olmaz" diyenler Abdülmecid'in Avluda Kadınlar'ını görselerdi...
"Böyle sanat olmaz" diyenler Abdülmecid'in Avluda Kadınlar'ını görselerdi...
"Böyle sanat olmaz" diyenler Abdülmecid'in Avluda Kadınlar'ını görselerdi...
"Böyle sanat olmaz" diyenler Abdülmecid'in Avluda Kadınlar'ını görselerdi...

"Çoğu insan güzel bir geleceğin idealize edilmiş bir geçmişe dönüş ile mümkün olabileceğine inanır. Ancak bu geçmiş, aslında hiçbir zaman var olmamıştır." Frank Herbert'in bu sözünde bahsettiği şeyi yaşıyoruz tam olarak. Ellerinde geleceği inşa edebilmek için hiçbir şey olmayanlar, atalarından dedelerinden aynen devraldıkları dışında bir bilgiye sahip olmayanlar, öğrenmek yerine inançlarının altını doldurmaya çalışanlar, bir geçmiş yaratıp ona inanıyor ve ona dönmeyi arzuluyorlar. Onlara, uğrunda yakıp yıkacak kadar inandıkları rüyanın aslında yalan olduğunu söylemeliyiz. Onlara hayattaki hiçbir şeyin hikaye kitaplarındaki gibi basit, net ve iki kutuplu olmadığını anlatmalıyız. Dünya iyilerden ve kötülerden, "biz"den ve "öteki"lerden oluşmuyor, hiç öyle olmadı ve hiç öyle olmayacak.