GÜNDEM

Türkiye’ye ARTT Terapisi Yaptım

Author

ARTT bilinçaltı dönüştürme tekniğini kullanarak, kendinize ve başkasına seans çalışması yapmanın yanısıra, bir başkası için kendiniz veya başka biri üzerinden seans yapabilirsiniz ayrıca.

Peki, bir ülkeye kendi üzerimden ARTT seansı yapabilir miyim, tabii ki yapabilirim. Bu ne kadar işe yarar, kaç seans yapmak lazım vs orası incelemeye ve gözlem yapmaya değer bir konu. Ben seansı yapayım da, işe yarar mı, orasını zaman gösterir. Tabii, bu arada seans sonuçları üzerine gözlem yapmayı da ihmal etmeyeceğim.

Türkiye’ye ARTT Terapisi Yaptım

Şimdi, gelelim terapi konusuna.

Son dönemlerde, ülkemizde en çok rahatsızlık veren bir konuyu seçeyim dedim ve “Türkiye Cumhuriyeti neden genelde kendisine her alanda maddi-manevi zarar veren siyasetçileri ve siyasi yönetimleri çekiyor?”

Ben Türkiye Cumhuriyetiyim

Kendimi Türkiye olarak kabul edip başladım ARTT seansına.

Türkiye olarak üzerimde hissettiğim “kaosa sürüklenmek, gerginlik, endişe ve yıkılma korkusu” durum ve duygularını bedenimden temsili kapı açıp, bu kapıdan dışarıya boşalttım ilk adım olarak.

Bu duygular çok yoğundu, onları boşaltırken, ülkenin siyasi yönetiminin, ülkede son dönemde yaşanan siyasi olayların vs adeta bir karabasan gibi üzerimi bastırdığını, hatta elleriyle boğamıza yapışıp, beni var gücüyle boğmaya çalıştığını hissettim.

Özellikle somut bir olay varsa, o olaya odaklanıp temizleyeyim diye düşündüm ve boğamızdan bir pencere açıp içine girdiğimi düşündüm.

ARTT tekniğine has yöntemle, boğazımda hissettiğim şey bana ne anlatmaya çalışıyor, 1-3e kadar saydım ve ilginçtir, Turgut Özal’ın ölümü ve akabinde 2-3 ay sonra olan Sivas-Madımak olayları aklıma geldi.

Son dönemde yaşanan bir olayı hatırlamayı beklerken, bu olayların gelmesi bende şaşkınlık yarattı. Ve içimden şöyle bir soru geçti, “Turgut Özal’ın şüpheli ölümü ile Sivas’taki Madımak olayında olaya müdahale etmek üzere sevk edilen askerlerin olay mahalline uzun süre girememeleri, birilerinin onların şehre girmesini engellemesiyle arasında bir bağlantı mı var?”

“Özal’ın ölümü üzerine, yanlış kişi veya grup üzerinden şüphe ediliyor olsa gerek.. Belki de birileri, kasıtlı olarak algıda yanıltma yaptı, asıl olası suçlular değil de, başkaları hedef gösterildi, diye içimden bir yanıt geldi.

Ayrıca bu iki olay, tıpkı son dönemde yaşadıklarımız gibi, halk yani bizlerin üzerinde bir “boğulma” etkisi yaratmış. Yani, ülkenin boğazının sıkılması temasının bir tekrarı, kısır döngü halinde devamı..

Neyse, bu duyguları ve ülkenin üzerinde şüpheli olayların olması durumunu ARTT tekniğiyle temizledim.

Bu akabinde bende hafif de olsa bir rahatlama yarattı. En önemlisi de korkunun azalması idi.

Korku azalınca, özgürleşme ve ferahlama geldi.

Korkunun azaldığını hissetmenin ardından, korkunun tıpkı bir insandaki etkisiyle paralel olarak, ülkeyi aynı derecede etkileyen “en tehlikeli duygu” olduğunu idrak ettim birden.

Korku: Derhal Kurtulmamız Gereken Duygu

Türkiye’ye ARTT Terapisi Yaptım

Korku yaşayan ve korkutulan bir halk “düşünce kabiliyetini, cesaretini, gelecek umudunu, güvenini yitiriyor ve kendini bir “kurban” olarak hissetmeye başladığı için, kendisine yapılan olaylara karşı bir şey yapamayıp, seyirci kalıyor, yani bir kurban gibi boğazlanmayı bekliyor ve seyrediyor.”

Korku ayrıca insanın “harekete geçme gücü ve enerjisini zayıflatıyor ve bloke ediyor.”

Korkuyu temizlediğimde, gücüme kavuşmuş, güvende, cesur, soğukkanlı, sağlıklı bir şekilde olayları değerlendirme gücüne kavuştuğumu hissettim ve karşımda korku salan kişiler veya şey gücünü ve önemini yitirdi gözümde.

Ve ben korkudan çıkınca, o zaman kimsenin bana saldıramayacağını anladım.

Korku Siyasetinden Kurtulmanın Yolu: Korkudan Çıkmak

Korkmayan insanı kimse korkuyla yönetmeye kalkamaz.

Bu yazıyı okuyan, ülkesi için “endişe ve özellikle korku” hisseden herkesten ricam, lütfen “endişe ve korkuyu” derhal atın üzerinizden. Ülkede sen, ben, o hepimiz korku ve endişe üreterek, korkacağımız ve endişe edeceğimiz olayları yaratıyoruz ve kendimize çekiyoruz. Bu enerji çekim kuralıdır. Derhal bu duyguları elinizin tersiyle kaldırıp atın kafanızdan, bedeninizden ve kalbinizden. Bu duygulara ihtiyacım yok, deyin atın.

Hatta size pratik bir yöntem göstereyim bunun için:

Gözlerinizi kapatın ve ülkeniz için hissettiğiniz “endişe ve yıkılacak korkusu ve düşüncesini” atmak için, bedeninizin bir kapısı olduğunu düşünün, o kapıyı elinizle ardına kadar açtığınızı düşünün ve açtığınız bu kapıdan dışarıya bu duyguların ve düşüncenin boşaldığını düşünün. Bunların kapıdan dışarı çıktığını, bedeninizden tamamen uzaklaştığını düşünün. Bunu bu duyguların tamamen gittiğini anlayana kadar devam edin. Sonra ara ara yapın bu pratik seans uygulamasını. Korkuyu tamamen atarsak, bu ülke her daim sapasağlam, dimdik ayakta durur.

Unutmayın, neyi düşünür, neye odaklanırsak, onu yaratır ve yaşarız.

Odaklandığınız şey, korku, endişe, nefret, intikam vs olmasın. Tam tersi kendine güven, içsel güçlü olmak, sağlam olmak, sağlıklı umut, geleceğe güvenle bakmak, sorunlardan tamamen kurtulduğunu, geride kaldığını düşünmek vs. bunlara odaklanın.

Türkiye’nin En Büyük Düşmanı: Yıkılma Korkusu

Türkiye Cumhuriyetinin en büyük düşmanının bizlerin yarattığı ve uzun süredir hissettiği ve sürekli odaklandığı “Türkiye Cumhuriyeti yıkılacak korkusu ve düşüncesi” olduğunu anladım. Hem de bunun kökünün baya geçmişte olduğunu, ülkenin kurucu Lideri Atatürk öldüğünden beri gelen bir duygu olduğunu anladım ve idrak ettim bu seansta.

Yıllarca Verilen Taviz

Seansa devam ettim.

Yukarıda bahsettiğim duyguları, olayları ARTT Tekniğiyle temizledikten sonra, daha derinlere indim.

Ve önümdeki sonsuzluğa şu soruyu sordum: “Türkiye Cumhuriyeti olarak neden yaşıyoruz bunu? Ülkeye, demokrasiye, Cumhuriyete, ülkenin maddi kaynaklarına, ülkenin manevi kaynaklarına vs zarar veren siyasi yönetimleri hangi yönümüz yaratıyor, hangi yönümüz bunları çekmemize neden oluyor?”

Bunun ucu da Atatürk’ün ölümünden sonrasına kadar iniyor. Ölümünü fırsat bilen siyasiler, güç elde etmek için çıkar çevrelerine sürekli “taviz” vermişler. Tarikatlara, uyanık ticaret niyetinde olanlara, ülkenin mallarını araklamak için fırsat kollayan akbabalara vs ülkenin başına geçen nerdeyse tüm siyasi partiler ve hatta muhalefet partileri taviz vermişler. Ülkenin ve halkın çıkarlarını ellerinin tersiyle kenara koymuşlar, bu tür gruplarla şahsi çıkar çerçevesinde birlik olmuş, el birliğiyle ülkeyi yemeye, soymaya koyulmuşlar.

Ve o günden bugüne kadar taviz tavizi doğurmuş. Ceza da görmeyince, meydanı boş bulmuşlar giderek.

Atatürk’ün ölümünden beri ülkenin yaşadığı bu durumu yine ARTT tekniğiyle temizledim.

Sonra, önümdeki sonsuzluğa şu soruyu yönelttim: Peki, biz halk olarak neden bu siyasetçileri seçiyoruz, neden bunları çekiyoruz? Hangi yönümüz buna neden oluyor?

Gelen cevap çok ilginçti ve bende ciddi bir uyanış yarattı:

“Çünkü biz halk olarak “kurban” psikozundayız. Kurban psikozunda kalan, kendini “kurban edeni” çeker hayatına!

Bu cevaba aslında şaşırdım. Bunun üzerine şu soruyu yönettim, önümdeki sonsuzluğa: “Biz son döneme kadar, güçlü Türkiye Cumhuriyetiydik, bununla gurur duyuyor ve buna güveniyorduk, neden kurban psikozunda olalım ki?”

“Gurur ve güven sağlam değildi, kendinizi öyle sanıyordunuz ama içten içe hep “Türkiye Cumhuriyeti yıkılacak” korkusu taşıyordunuz diğer yandan. Bu ülke yıkılacak, Cumhuriyet, Demokrasi yıkılacak korku tohumları yeni değil, daha geçmişte, ta Atatürk’ün ölümüyle birlikte başladı,” dedi.

Kurban psikozunu, ülke, Cumhuriyet, Demokrasi vs yıkılacak korkusu yaşayan, bu korkuyu Ata’nın ölümünden bugüne taşıyan ülkeyi yine ARTT Tekniğine has yöntemle temizledim.

Sonra, “yıkılacak korkusunu” yaratan neydi, ülke halkı olarak hangi yönümüz bunu yarattı, diye sordum bu sefer.

Türkiye halkı: Büyümeyen Sahipsiz ve Öksüz Çocuk

Gelen cevap çok dikkat çekiciydi: “Atatürk’ün ölümüyle, halk olarak “sahipsiz kaldığınızı” hissettiniz. Tıpkı evin direği, yöneticisi babanın ölümüyle, kendini “öksüz” kalmış hisseden bir aile gibi.

Babanız o kadar güçlü, koruyan, kollayan ve aileyi her daim güçlü ve birlik içinde tutan dimdik bir adamdı ki, onun gidişiyle, birden bu güçten, korunma ve kollanmadan mahrum kalan “ürkek ve şaşkın çocuklar” gibi oldunuz. Şimdi ne yapacağız biz, diye endişe ve savunmasız kalma duygusu içine girdiniz. Bu duygu durumları içinde, gelen siyasi lideri, giden siyasi lideri hep “üvey baba” olarak gördünüz ki, öyle de oldu. Sizi hiç düşünmediler ve malları yedi gittiler.”

Bu cevap beni çok sarstı.

Ata’mızın öldüğü yaşta kalmışız. Çocuk kalmışız.

Ata’mızın ölümünden sonra, Türkiye Cumhuriyeti mensubu halk olarak bu duygulara kapılmış ve bu duygulara yenilmişiz. Onun ölümünden sonra, ülkemizi “sahiplenmek” yerine, onun sorumluluğunu hepimiz sorumlu vatandaş olarak üstlenmek yerine, kollayan ve koruyan babaları gidince, kendilerini dımdızlak, zayıf, öksüz, sahipsiz kalan yavruları gibi hissetmişiz. Bu da gelenin bizi “üvey baba” gibi kullandığı siyasileri çekmemize neden olmuş. Çünkü kendini sahipsiz hisseden, “sahipsizim” negatif inanç tohumu eken, kurban tohumu eken, kendisine sahipsizliğini ve kurbanlığı yaşatan, kafasına vurup elindeki lokmasını alan bir despot kişiyi çeker kendine.

Neyse, bu sağlıksız, parazit duygu ve yanlış düşünce-inanç kalıplarını temizledikten sonra, bedenimi bir yokladım, rahatlık ve kendine güven duygusunun yükseldiğini hissettim içimde.

Ülkenin Sahibi Sensin

Türkiye’ye ARTT Terapisi Yaptım

Önümdeki sonsuzluğa odaklandım bir kez daha, “Peki, bütün bunları neyi öğrenmek için yaşadık halk olarak? Bunlardan öğreneceğimiz temel ders neydi ki bunları yaşadık?”

Gelen cevap: “Baban gidebilir ama aile devam ediyor, sen de Baban gibi o ailenin bir üyesisin. Ama sen napıyorsun? Yeni sahip bekliyorsun? Baban gibi koruyan bir sahip. Ancak kurban ve sahipsiz kalma duygusuyla doğal olarak tam tersi, seni ezeni çekiyorsun. Çocukluğu bırak, büyü artık ve ülkene sahip çık. Çünkü sen öksüz falan değilsin, ülkenin sahibi sensin!”

Büyümeyen, çocuk kalan ve ülkesine sahip çıkmayan yanımızı ARTT tekniğiyle, egzersiz yaparak, temizledim gönderdim.

Ve birden şu cümle yükseldi içimden:

“Hepimiz Atatürk’üz!”

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

Sema Kılıç

ARTT İle Şifa

ARTT Uzmanı