KADIN

Monolog

Author

Rengim kırmızı. Toprak kırmızısı. Kiremit rengine çalar. 

Nedense toprakla aramızda bir bağ var anlayamadığım. Ayağım hep toprakta olmalı, elim toprağa değmeli. 

Toprağa bu aralar bir haller oldu. Mavilik değdi. Gözüm onu arar oldu. Sınırsız bir şeye bakma isteği belki de beni topraktan uzak kıldı. Yaş aldıkça sınırların oluyor; değişmez doğruların, ön yargıların..  Mavi dediğin işte bunu katlanılır kıldı. Gökyüzü mavisi, deniz mavisi... Topraktan çok maviye bakar oldum. Kahverengi iç karartıcıydı, kırmızı kalp atışlarımı hızlandırıyordu ve ben önüme bakarak gezmekten yorulmuştum. 

Sıklıkla göğe ve denize bakmaya başladım. Rahatlıyorum. Bir yandan aklımı kurcalayan bir soru var: "Ne delirtiyor denizin maviliğinde?"

Büyük bir mavilik. Sınır yok. Sınır gözünün görmeyi bıraktığı nokta. İnsan olduğun kadar mavilik. Mavi senin kadar. 

Mavi bağımlılığımdan önce de intihar müziklerim vardı mesela, yamaç kenarında dursam ve aklımdan ölüm geçse ne dinlemek isterdim diye yıllarca liste yaptım durdum defterlere. (Toprak tabi. O kızıl topraktı ayağımı asla üstünden ayırmayacağım) Sadece orada durup o müzikleri dinleyecektim. Maviliklerde yüzemezdim, maviliklerde uçamazdım. Belki de o yaşam merakı kırmızıdan maviye kaydırdı aklımı. Siyahın karanlığından, sarının bitmeyen coşkusundan, yeşilin umudundan uzaktı mavi. Huzur veren bir şey vardı en nihayetinde. 

Yine de bakıyorum maviliğe ve cazı, rockı, sanat musikisi hep aynı sözü fısıldıyor kulağıma: İçine girsene. 

Sonra bir başka ses duyuyorum: Yapma!

Maviyle aşkımız tek taraflı. Konuşmalarımız monolog. 

Yaşam merakı sadece vapur, motor, uçakta mavilik sevdiriyor bana. 

Soru: 

-Mavi, sen de bana baktığında bir enginlik görür müsün? 

Yanıt: 

Koca bir boşluk.