KADIN

MAESTRO İLE BİR YIL

Author

Hayatım boyunca hep farklı kadınları oynadım.. Bunların en güzeliyse son bir yılda ortaya çıkandı.. Bu sefer tamamıyla kendi yarattığım kadın değildim.. Kendimi Maestro’nun kollarına bırakmıştım..

Bundan bir sene önce hiç sevmemem gereken bir adama aşık oldum.. Biz onunla Cebelitarık Boğazı gibiydik.. Birbirine hiç karışmayan, birbirinden asla ayrılamayan..

Onu tanıdığımda şu an olduğundan bambaşka bir hayatta, bambaşka bir arzuda, bambaşka isteklerin peşinden koşuyordum.. Etik ve ahlak değerim tüm hayatım boyunca yaşadığım yozlaşmanın en üst seviyesindeydi.. Her şeye karşı kayıtsızdım.. Üzülmüyor, hayret etmiyor, mutlu olmuyor, heyecanlanmıyordum.. Durağan bir yüz ifadesiyle tek yaptığım zamanımı her daim bir şeylerle oyalanarak geçirmekti.. Gerçi hala böyle.. Amacım; zamanımı kendimi öldürmek isteyecek duruma gelmemek için vakit geçirmek.. Ama bu sefer kocaman bir fark var; artık geçirdiğim zamanlar bana zarar vermiyor, beni eğitiyor, faydalı hissettiriyor, mesleğimi ve daha bir çok şeyi öğretiyor.. Bu Maestro’nun başarısı..

Gözlerimin boş baktığını söylerdi.. İnsanların yüzüne bakarken sanki onları değil de etrafı görüyordum.. Tüm insanlar benim için aynıydı.. Kimsenin değeri yok, herkesin değeri vardı.. Sokaktaki hiç tanımadığım bir adamla babamı bir tutacak kadar ailemden kopmuş, yalnızlığa kaçmaktan başka hiçbir arzumun olmadığı ancak asla yalnız kalamadığım, hatta uyumaya bile vakit bulamadığım bir hayat yaşıyordum..

Sürekli gittiğim bir bar vardı, şimdi kapısından geçsem oradan koşarak uzaklaşmak isterim.. Orada içtiğim Long Island’ın, votkanın, viskinin, biranın haddi hesabı yoktur.. İnsanlar sabah 8.00 akşam 5.00 çalışırken ben akşam 8.00 sabah 5.00 içerdim.. Bunu söylemekten bile nefret ettiğimi, yazmak asla ve asla istemediğimi hissediyorum şimdi.. Hayatım boyunca hiç pişman olmamış bir kadındım ben.. O kadar şey ve asla duyulamayan pişmanlık.. İçim hiç acımazdı.. Bu ne demek biliyor musunuz?? Ölüyorum demek.. Kayıtsızım demek..

Sonra Maestro geldi.. Bense ondan hep kaçtım.. Kaçtıkça ona doğru çekiliyordum sanki.. Sonra kendimi onun kollarına bırakıverdim.. Çok güzeldi.. Bazen daha da acı.. Ne olursa olsun onu sevmekten bir türlü vazgeçemedim.. Hayatımda gördüğüm en zeki, en çalışkan, en ahlaklı, en gerçek adamdı.. O kadar farklıydık ki bir sene önce onunla, anlatması güç..

Ben gece Kemer’deki gece kulübünün açılışında vip’de ağırlanıp sabaha kadar viskileri devirip çirkin ama kıyafetlerinden dolayı seksi görünen dansçıları asık suratımla izlerken o benim okulu bitirmem için projemi çiziyordu, proje bittiğinde en son 36 saat önce uyumuştu.. Biliyordu, o projeyi asla çizmeyecek, o gece o kulüpte olduğum için de asla pişman olmayacaktım.. O, bana yardım etti.. Sadece o gece değil.. Diğer günler de.. O dönem onun sayesinde okulu hiç uzatmadan bitirebildim ve şu an övündüğüm ve herkesin imrendiği ’22 yaşında mimar olmak’ durumunu yaşıyorum.. Okul bittiği zaman kendi mesleğimi yapabilecek bilgi ve beceriye asla sahip değildim.. Ancak bir an önce iş bulup çalışmak istiyordum.. Hayatımın o dönemleri kendimi hem rehabilite ettiğim hem de çok acı duyduğum dönemleriydi.. Kendimi oyalayabilecek yeterli şeye sahip olamadığımı düşünüyordum ve ne yaparsam yapayım beni hiçbir şey tatmin etmiyordu.. Alt üst olmuş psikolojim git gide su yüzüne çıkıyordu.. Durup dururken sırt çantamı toparlayıp bir yerlere gitmeye karar veriyordum, gidince de iki gün sonra geri dönüveriyordum.. Hayatımın en korkunç ve en güzel yaz dönemiydi.. Sonra Maestro tuttu elimden.. Beni yanına aldı, bana mesleğimi öğretti.. Benim yanıma geldi, beni uyuttu.. Yemek yemiyordum o zamanlar.. Hayatı boyunca zarif, zayıf bedeni ile imrenilen ben, alkol yüzünden 9 kilo almıştım.. Daha sonra yeme düzenim iyice bozulmuş ve en sonunda yalnızca hayatta kalabilecek kadar yemek yemeye başlamıştım.. Bana yemekler yaptı.. O kadar huzur buluyordum ki o zamanlar, hiç bilmediğim bir yolda, hiç bilmediğim bir yere, en sevdiğim şarkıları söyleyerek gittiğimiz o zamanlar acımı öylesine dindiriyordu ki.. Zamanla değiştim.. Önce yavaş yavaş.. Sonra birden.. Tıpkı psikolojik bozukluklarım gibi.. Bu seferki çok güzeldi..

Artık üzülebiliyorum, hala en mükemmel olma takıntım had safhada ama en azından insan olduğumu biliyorum.. Mesela artık pişman olduğum bir şey bile var.. Başım hukuki açıdan biraz belada ama, olsun.. Maestro benimle ve ben, artık gerçek bir ‘ben’ oldum.. Maestro ile daha kat edecek çok yolumuz var.. Ve inanır mısınız, tüm bunları heyecan duyarak yapıyorum.. O bana umut verdi.. Peki bu ne demek bilir misiniz?? Hayat demek..

Tüm İmkânsızlıklara

Sissy