DIĞER

Bir köpek yazar olabilir mi? Evet. İşte size bir yazar köpek

Author

Leyla’lı Hikayeler kitabı çıktıktan sonra beni şaşırtan pek çok şey oldu. Bunlardan birisi kitap için açtığım facebook sayfasını takip etmeye başlayan kişilerin yorumlarıydı. Hayvan sever olmak öyle bir şey ki, birbirini hiç tanımayan insanları yakınlaştırıyor. Orada çok güzel insanlar tanıdım. Öylesine duygu dolu yorumlar vardı ki, bazılarını ağlayarak okudum. Bazılarında güldüm.

Bir köpek yazar olabilir mi? Evet. İşte size bir yazar köpek

Dört ayaklı çocuklarının resimlerini yollayanlar mı dersiniz, kendi hikayelerini anlatanlar mı dersiniz, Leyla’yla tanışmak isteyenler mi dersiniz… Hem de Türkiye’nin dört bir tarafından yazıyorlardı. Herkesle bir araya gelemesek de böylesine vicdanlı, duygu dolu insanlardan haberdar olmak çok güzel.

Okuyanların gösterdikleri ilgi ve sevgi beni çok duygulandırdı. Elbette kitabı okuyanların tepkileri farklı oldu. Özellikle Leyla’yla sokakta karşılaşanların!

Leyla’yla her akşam dolaşmaya çıkıyoruz ve belli bir rotamız var. Yine bir akşam üstü yürüyüşe çıkmıştık.

Ama öncelikle söylemem lazım ki Leyla’yı ilk eve aldığım zamanlarda yürüyüşlerimiz çok da keyifli geçmezdi. Çünkü ben acemiydim. Bir köpekle nasıl yürüneceğini bilmiyordum. Leyla da benim acemiliğimi hemen anlamış ve o beni gezdirmeye başlamıştı. Bu da birkaç km. civarımızdaki tüm köpeklerle kavga etmesi anlamına geliyordu. Zaman içinde ve sonu veterinerde biten birkaç kanlı olayın ardından birbirimize alıştık ve güvendik. O da civardaki köpekleri rahat bıraktı. Bırakmasına bıraktı ama yine de bazen karşıdan gelen köpekle olan elektrik alışverişine bağlı olarak olay yaşamıyor değiliz. O nedenle köpekli birini görünce genelde dikkatli davranıyorum.

O akşam üstü dolaşırken arkamızdan orta yaşlı bir hanımla köpeğinin geldiğini fark ettim. Ne olur ne olmaz bir sorun yaşamayalım diye adımlarımı hızlandırdım. Bir yandan da arkama bakıyorum. Ama ben hızlandıkça arkadaki hanım da hızlanıyor. Ben neredeyse koşacağım baktım o da koşmak üzere. Tasmanın ucunda da minicik bir köpek var. Köpek hızdan neredeyse havalanmış, dili dışarıda, ayakları yere değmiyor garibin. Hanım sonunda depara kalkıp bizi yakaladı. Leyla arkasındaki köpeği görünce biraz tedirgin olsa da allahtan fazla ciddiye almadı.

Bir köpek yazar olabilir mi? Evet. İşte size bir yazar köpek

Hanım coşkulu bir sesle, “Ben senin kitabını okudum!” dedi. Bu tür konuşmalara alışık olmayan bense biraz mutluluk, biraz çekinme ile kem küm etmeye başladım.

“Ah öyle mi, ne kadar sevindim. İnşallah beğenmişsinizdir.”

“Canım, tatlı kızım… harikasın sen. Bayıldım kitabına.”

“Ehe, ehe… teşekkür ederim.”

“Seni tanımak ne güzel.”

“Sağ olun ben de size tanıdığıma çok sevindim.”

“Sen ne akıllı şeysin öyle! Ver bakayım patini!”

“????????”

Önce dumura uğrasam da sonunda konunun benim yazdığım kitapla filan ilgisi olmadığını anladım. Hanım benim farkımda bile değildi, Leyla’ya odaklanmıştı. Hanımın köpeği ve ben boynumuzu bükerek kenara çekildik. Kitabın hem kahramanı hem de yazarı Leyla’yı okuyucusuyla başbaşa bıraktık.

Hanım, Leyla’nın yanına çömelip onunla konuşmaya devam etti. Leyla da bilmiş bilmiş hanımı dinledi ve kitabıyla ilgili tebrikleri kabul etti! Hatta pati bile verdi!

Ben kaleme almış olsam da kitap Leyla’nın kitabı… O olmasa kitap da olmazdı. Haklı olarak övgüleri o alacak ben de haddimi bileceğim!