ILIŞKILER

Bizim başımızı ipek Ongun yaktı

Author

Dün ilk yazımı yazmış ve bundan sonra bütün cinnetlerimi burada yaşayacağım demiştim. Akşamüstü Taksim'e gittim. Ayağımda da misket limon rengi gibi sarı bez ayakkabılar var -çoğoş, nasıl minnak! Dönüşte yağmur yağınca o güzelim ayakkabılar çamurlu su damlalarıyla desenlendi. Aklıma kim geldi dersiniz? İpek Ongun geldi... Ortaokul 3. sınıftayım sanırım. Bizim sınıfın minnoş kızlarından biri getirmiş okula, "lak" diye sıraya bıraktı kitabı: "Bir Pırıltıdır Yaşamak" Haydi bakalıııım! Hepimiz zaten "Bir Genç Kızın Gizli Defteri"yle afyonlanmışız, hayatımızın büyük aşkını bekleyen Serra Noyan'larız hep... (En son 2 yıl önce falan gördüm, Serra evlenmiş, artı kızı yazıyor, 12. kitap mı neydi -yeter ablacım valla yeter!) Neyse, hepimiz toplandık kitabın başına. Minnoş kızımız dedi ki, "Çok güzel bir kitap, bir sürü şey öğretiyor!" Tabii durur muyuz, ertesi gün tüm kızların elinde aynı kitap -İpek Ongun'un askerleriyiz! Allah belamı vereydi de okumayaydım! 

Yağmurdan nereye geldin, diyeceksiniz... Bekleyin annem, bağlayacağım. İşte bu "Bir Pırıltıdır Yaşamak" adlı kitapta İpek Teyze'miz bize adab-ı muaşeret öğretiyordu. Ama ne kurallar! Beni dertten derde saldı... Vay neymiş kıyafetlerini yıkarken çamaşır suyuna bilmem kaç damla parfümünden damlatırsan mis gibi kokarmış. Vay neymiş enginar şöyle yenirmiş, okuldan sonra spora gidilirmiş, zeki görünmek için şöyle şöyle kitaplar okunurmuş, vay saç şöyle taranırmış, vay efendim telefonda konuşurken bilmem kaç dakikayı geçmemek lazımmış, okula giderken giydiğin beyaz çorabın biri aşağıda biri normal duramazmış aynı hizada olmalıymış.... Kirli ayakkabılarla gezilmezmiş... 

Taksim dönüşü yağmur suları ayakkabıma vurdukça aldı mı beni bir İpek Ongun fısırtısı.... Fısır fısır kulağıma söylüyor: "Kirli ayakkabıyla gezilmez!" İçsesim de başladı mı konuşmaya: "Yok kızım öyle demiyordu sanki? Yok yoook demiştir, onu da demiştir! Her boka bir şey demişti o kitapta! Şu an yaptığın kaç manyaklık İpek Ongun hatırası bir düşün bakalım. Ulan ev güzel koksun diye kalorifer peteğine koku sıkıyorsun ya İpek Ongun dedi diye! Ahı ahı ahı! Hakikaten len, sıkıyorum dimi! Ama o değil de, ayakkabılar fena ıslanıyor, pis pis oldu!" İpek Ongun tekrar başlıyor: "Zaten bir genç kız kilosuna her zaman özen göstermeli" Sonra içsesim araya giriyor yine: "Kızım, eve giderken bi aşure maşure ya da sütlü tatlı falan mı alsak, memintolarım şişti yemin ederim çok canım çekiyor!" İpek Ongun tekrar başlıyor fısı fısı gaz vermeye: "Bir genç kız her zaman tertemiz saçlarla gezmeli." İçsesim çemkiriyor: "Kızım 2 saat önce banyo yapıp çıktın; sakin ol, yağmur suyu bu bi' şey olmaz!" Sonra İpek Ongun yine fırt diye araya giriyor: "Kitabın altbaşlığını unuttun galiba: Modern ve Seçkin Bir Genç Olun" Benim içses başladı mı höykürmeye: "Ulan ne seçkini, ne genci benim ergenliğim senin öğütlerin yüzünden çiftekavrulmuş ergenlik oldu! Ulan lise yıllarımda o beyaz okul çorabının bir teki az daha aşağıda görünürse diye aşağı bakarak yürümekten sevgili yapamadım ulan! Ayakkabım kirlendi diye seçkin genç olamayacağım sanıyorum senin yüzünden! Neyse, zaten gençlik mi kaldı 33 yaşındayım lan ben, oh neyse iyi atlattık bari, bir bira yuvarlanır bunun şerefine!" 

Böyle böyle söylene söylene eve kadar geldim, gelirken aşure de aldım, arkadaşımla 30 dakika telefonda konuşarak yedim o aşureyi İpek Ongun, haberin olsun! Böyle böyle manyak bir nesil yarattın sen! O Serra Noyan'ı evlendirmeseydin sıkıyorsa! Ama yapamazdın değil mi? Çünkü mülayim Türk kızları yetiştirmek çok daha kolaydı!.. Kazara çocuğum olur da seni okuduğunu görürsem yemin ederim eşek sudan gelinceye kadar Pippi Uzun Çorap okutturacağım! 

Bizim başımızı ipek Ongun yaktı