KADIN

Babanızın sözünü dinleyin...

Author

Küçükken arkadaşlarım hakkındaki oldukça koruyucu olan tavrımı gördüğünde babam hep 'büyüyünce....' diye başlayan cümleler kurardı. ''Büyüyünce şu anki arkadaşlarının yüzde doksanının nerede olduğunu bile bilmeyeceksin. O yüzden onlara kendine verdiğinden daha fazla değer vermeyi ve çabuk güvenmeyi bırak. Büyüyünce hayat bu kadar lolipop olmayacak, büyüyünce insanların adi yönlerini de göreceksin ve 'dost' sayın gittikçe azalacak.'' Aklım almıyordu, ''Hayır'' diyordum. ''Hayır, senin başına gelenler benim de başıma gelmek zorunda değil. Sen bir kaç kötü insana rastladın diye ben de rastlayacak değilim. İnsanlar iyi, arkadaşlar güzel.'' 

Babam beni bu şekilde hayatın tatsız yanına hazırlamaya çalışırken 13-14 yaşlarındaydım; şimdiyse yirmi altı yaşındayım ve son zamanlarda hayatımın orasına burasına 'yakın arkadaş' sıfatıyla yerleştirdiğim insanların maskeleri düştükçe hayata çok masum bakan o küçük kızı hatırlıyorum. 

Babanızın sözünü dinleyin...

O küçük kız, bugün 'dostu' bildiği birinin, aşık olduğu adamla yattığını öğrendi. O küçük kız, bugün hayatında belki de ilk defa babasına gerçekten hak verdi. Hayat o kadar da lolipop değilmiş. Aylarca, yıllarca birlikte herkesten çok zaman geçirdiğin, güvendiğin insanın alt metninde adilik yazabiliyormuş. Birlikte sarhoş olduğun, birlikte parasız kaldığın, ailenden on binlerce kilometre uzakta birlikte yaşarken ailen bildiğin, gecelerce içini döküp yanında ağladığın insan...  İçindeki tüm sevgiyi, pişmanlıkları, şüpheleri önüne kustuğun insan. Senin neredeyse tüm en'lerini gören insan. En uykusuz halini, en sevinçli halini, en koltuktan kalkmak bilmeyen halini, en heyecandan eli ayağına karışmış halini, en çok gözyaşı döküp hayattan soğuduğun halini, en aç en tok, en kırgın, en kızgın, en savunmasız hallerini... Yani 'dostun'. 

Dostun, belki de toplamda üç yüz elli gün uzunluğunda senden 'o' adamı dinledi. O çok değer verdiğin dostunun omzuna defalarca o adamın ismini sayıklayarak kafanı gömdün, içini döktün. O sonsuz güvendiğin dostun, sevdiğin adamın elinde ona yazdığın sayfalar dururken barda karşılaştı onunla ve ''gel'' dedi, ''bir şeyler içelim.'' Biricik dostun, geceyi gündüze sevdiğin adamın yatağında teslim etti. O çok sevdiğin, aylarca kafandan atamadığın adam geceyi 'dost'unu kucaklayarak geçirdi. 

'Büyüyünce insanların adi yönünü de göreceksin ve dost sayın gittikçe azalacak.' demişti babam. Onun dediklerine biraz kulak asmış olsaydım, insanları kendimden daha fazla önemsemeyi ve gözü kapalı güvenmeyi belki daha erken bırakmış olabilirdim.  Çok büyük sevdiğim o adamı ve çok büyük güvendiğim o dostluğu kaybetmişim gibi hissetmeyip bugüne büyük bir kıyak geçmiş olurdum. 

Gelecekteki kendinize bir kıyağınız olsun; babanızın sözünü dinleyin.