KADIN

Striptiz kulübünde biten first date

Author
Striptiz kulübünde biten first date

Daha önce yazdıklarım için ‘’kesin hikaye yazıyorsun, atıyorsun’’ diyenler oldu. I-ıh, yazdıklarımın hepsi başıma gelen şeyler çocuklar. Bence bu 'hayır' demeyi bilmemem ve biraz da her şeye açık biri olmamdan kaynaklanıyor. Doğru ve yanlışlarım, kurallarım, olması veya olmaması gerekenlerim yok benim. Tanımı herkese göre değişebilecek bu kavramları çok soyut gördüğüm için herkese ve her şeye karşı nötr yaklaşabiliyorum, öyle ya da böyle her tecrübenin bize bir şeyler kattığına inanıyorum. Hiçbir şey katmasa anlatılacak hikayeler katıyor işte :)

Amerika'ya taşındığım ilk haftada bir Türk ile tanıştım. Kendisine ben 'Aynalı Tahir' diyeceğim (en yakın arkadaşım ona bu lakabı takmıştı). Tinder'da tanıştık, ilk buluşmamızı akşam çok da erken denemeyecek bir saatte barda yaptık ve ben gittiğimde o çoktan sarhoştu. Benim için de önemli değildi çünkü sürdürülebilir ya da ciddi ilişkileri beceremeyen biri olduğumdan tek amacım 1-2 bir şey içip muhabbet etmek, yeni geldiğim bu şehirde iyi vakit geçirmekti. İkinci buluşmamız da bardan bara gezerek geçti, üçüncü buluşmamız da... Biz böyle o mekan senin bu mekan benim gezerek New York gece hayatının altını üstüne getirirken bir gün ''Şimdiye kadar hep takıldık durduk, gel bu akşam yemeğe çıkarayım seni, rakı içelim, birbirimizi tanıyalım. First dateimiz bu akşam olsun'' dedi Aynalı Tahir. Gerçekten de hep geceleri buluşup orada burada dans ettiğimiz için çok fazla şey öğrenmemiştik birbirimiz hakkında. İlk buluşmadan bu yana da işler biraz değişmeye başlamıştı, daha fazla konuşur, araşır olmuştuk. O yüzden bu 'ilk resmi buluşma' teklifini reddetmedim ve o 'ilk randevu'muza küçük, salaşlıkla şıklığı dengeleyen türden bir Yunan restoranında rakı kadehlerini tokuşturarak başladık. Amerika'dan önceki hayatlarımızdan, ailelerimizden, hayallerimizden bahsettik. Bir kadeh daha doldurduk. Birbirimize sorular sorduk. Bir kadeh daha doldurduk. Komik anıları, arkadaşlarımızın şapşallıklarını anlattık. Bir kadeh daha doldurduk. Şişenin dibini görüp tüm mezeleri silip süpürdükten sonra geceye başka bir yere geçerek devam etme kararı aldık ve şehrin en ünlü gece klüplerinin yer aldığı Meatpacking District bölgesine gittik. Gökdelenlerin çatı katlarındaki manzaralı mekanlardan birine gidip bir şeyler içtikten sonra oradan çıkıp başka bir yere gidelim dedik; ama o akşam hafta içiydi. Hafta içleri de çoğu mekan saat 2 gibi kapatıyordu. Kapılardaki tüm denemelerimiz sert bakışlı bodyguardların ''kapatıyoruz, giremezsiniz'' cümleleriyle olumsuz sonuçlandıktan sonra ne yapsak, ne etsek, eve gitmeyelim daha çok erken diye konuşurken Aynalı Bey'den o dahiyane fikir geldi. ''Ya sütlebal, bir şey diyeceğim ama vereceğin tepkiden korkuyorum...'' (çekingen bakışlar, 'ulan acaba ağzıma sıçar mı' endişesi suratı) Küçük çocuklar bir şey istemeden önce nasıl bakarsa, öyle bakıyordu. ''Söyle bakalım neymiş?'' dedim. ''Bu saatte açık bulabileceğimiz tek yer var. Daha önce hiç strip club'a gittin mi?'' diye sordu. Onun bir şey isteyen küçük çocuk suratı, benim hayatında ilk kez kar gören İzmirli heyecanımı görünce şaşkınlığa döndü. ''Ya sen deli misin? Tepkimden niye korkuyorsun? Hadi, gidelim!'' dedim. Daha önce hiç gitmediğim, görmediğim bir ortamdı sonuçta ve bu bile beni heyecanlandırmaya yetmişti.

Saat 3 gibi gittik, mekanın kapısında bizimkini bir hürmetle karşıladılar görmeniz lazım. Mekanın ortasında konumlandırılmış üç ayrı striptiz sahnesi, striptiz sahnelerinin hemen önünde birer loca, sahne localarının dışında bir de her duvarı çevreleyen deri koltuklarla küçük masalar, bir köşede de bar vardı. Hoşgeldin beşgittin muhabbeti eşliğinde bizi bir locaya, striptiz direğinin hemen önüne oturttular. Mekan çok dolu değildi, toplasan yirmi kişi falan vardı. Gece klübünden farksız bir ışıklandırma, müzik bangır bangır... Ortada gezen g-stringli kadınlar, bir köşede leyla olmuş sohbet eden bir kaç adam, bir köşede kucak dansı yaptıran bir adam... tabii ki sert bakışlı bodyguardlar, ve first dateini yapan kel alaka biz. Garson geldi, içkilerimizi ısmarladık. O sırada önümüzdeki sahneye ışıklar vurdu ve daha önce hep filmlerde izlediğim o sahneyi hemen önümde izlemeye başladım. Esmer bir kız, üzerinde mavi bir mini elbiseyle çıktı ve direkte dans etmeye başladı. Ben kocaman olmuş gözlerimle dansı izleyip bir yandan da ''Acaba şu an ne düşünüyor, acaba bu dansı yapmak hoşuna gidiyor mu'' gibi kafamda deli soruları yaşarken Aynalı Tahir yanımıza gelen bir Playboy kadını (gerçekten öyle!) ile bana bakarak bir şeyler konuştu. Kadın gittikten sonra ne konuştuklarını sordum. ''Sana lap dance (kucak dansı) ısmarlayacağım, onu söyledim'' dedi. ''NE? Kucak dansı mı? Saçmalama Aynalı. Dansı izledim işte, kucağımda yapılmasına ne gerek var?'' O ana kadar olayın hiçbir aşamasından gerilmemiştim, hatta eğlenmiştim; ama kucak dansı BİRAZ FAZLAYDI sanki. ''Olmazz, bunu yapmadan çıkamayacaksın buradan. Kucak dansı yaptırmadan strip cluba gittim denmez ki. Hadi bak etrafına, seç birini'' dedi. Kadınlardan birini seçmemi istiyordu. Kalkmış kaşlarım ve ne mimik yapacağını şaşırmış suratımla etrafa baktım. ''Şunun ayakkabıları güzelmiş'' dedim. Kadınların üzerinde kıyafet namına tek şey g-string ve ayakkabıydı sonuçta. Daha önce hiçbir kadına alıcı gözle bakmadığım için kapasitem ancak buna yetmişti. Aynalı Tahir kadını yanımıza çağırıp bir şeyler söyledikten sonra bana ''Birazdan gelecek'' dedi. Ben eyvah eyvah modunda, bir tuvalete kaçıyorum, bir cin toniği fondipliyorum. Sonunda kaçamayacağımı anladım ve derin bir nefes alarak ''tamam ya'' dedim kendi kendime, ''al sana tecrübe sütlebalcım, bunu da yapmadım demezsin artık''. Kadın geldi, önümde biraz show yaptıktan sonra yüzü bana dönük olarak ellerini oturduğum koltuğun iki yanına koyup kucağımda dansına devam etti. Erkek olsam muhtemelen yüzümün hemen önündeki manzara ve kucağımdaki kadın beni baya bir heyecanlandırırdı; ama ben yaptığı hareketlere şaşırıp gülmeye başladım. Daha önce kimse memelerini burnumun dibine sokmadığından garipseyerek kendimi geri çektiğimde ''Don't you like boobs?'' diye sordu. ''Nöööö'' dedim, ''I'm not a big fan of them''. Kadın en seksi hareketlerini sergilerken kendimden bekleneni yaparak konuyla alakasız muhabbete başladım. Neden burada çalışıyorsun, işini seviyor musun gibi sorularımı kalça hareketleriyle destekleyerek cevapladı sağ olsun ve dansı bittikten sonra Aynalı'ya bir şeyler söyleyip gitti. Bizimki sırıtıyordu. ''Aa olmadı ama böyle, senin çekirdeğin eksik kalmış bak.'' dedim. ''İşte şimdi oldu, Kulübe Hoş geldin'' dedi, elimi sıktı. Gülüştük. ''Sana buraya gelme fikrini vermeden önce emin olamadım çünkü trip atacağından korktum; ama sen baya eğleniyorsun baksana'' dedi. ''Niye trip atayım ki? Daha önce hiç strip club'a gitmemiştim, merak ediyordum zaten. Peki, bu kadınlarla sınır nereye kadar? Yani bir adam gelip lap dance yaptırdığında ya daha fazlasını isterse? İzin veriyorlar mı?'' dedim. ''Hayır, kesinlikle yasak. Sadece kucak dansı. Kadınlardan daha fazlasını isteyemiyorsun. Zaten yanlış bir şey yaparsan, rahatsız olurlarsa bodyguardlar direkt ilgileniyor'' diye cevapladı sorumu. Bana çok saçma gelmişti. ''Ben erkek olsam buraya gelmezdim. Ne anlamı var ki? İzliyorsun, kucağına alıyorsun, kadın seni tahrik ediyor. Ee sonra? Sonrası yok. Ne saçma'' dedim. Gerçekten de hala anlam veremiyorum. Yani sen git seksilikten ölen bir kadına kucak dansı yaptır, altında sadece iç çamaşırı varken orasına burasına dokun, ama ötesine geçeme. Elle ama dokunma, tahrik ol ama o kadar. Fazlasını isteyemezsin, yetineceksin. Erkek olsam bu bana zevk değil eziyet verirdi diye düşünüyorum. Bir adam bizim orada oturduğumuz süre boyunca kucak dansı yaptırdı mesela, saatlerce. Biz kalkarken de hala mest olmuş bir şekilde devam ediyordu.

Striptiz clubda taçlanan ilk resmi buluşma gecesi nasıl bir ilişkiye döner, tahmin edersiniz. Belki de her şeye lap dance eşliğinde başladığımızdan, ilişkimizin manevraları da en az o kadınların kalçaları kadar hareketli oldu ve mutlu sona varamadık. Neyse, o da başka bir yazının konusu :)