FOTOĞRAF

Bu şiir değildir. #okulanım

Author

Dokuz yaşında ya var ya yokuz.
Çikolatalar gelirdi okul kantinine,
dünyanın öbür ucunda zannettiğimiz şehirden.
Yiyemezdik bir müddet.
Çünkü çikolata dediğin
öyle hemen bitmemelidir.

Adettendi zahir.
Pınarbaşı'nın meymenetsiz çocuğu olan ben
C şubesindeydim de,
eli yüzü düzgün olanlar, A da yahut B de.
Mesela Tibet diye bir çocuk vardı başka sınıftan.
Sosyal hayatı da başka sınıfta olan.
Bizim mahallenin sümüklülerine benzemezdi.
Yüzü akça pakça, elleri pamuk gibiydi.
Nasıl becerirdi hiç bilemezdik.
Çikolataları löp löp götürürdü de,
eline ağzına bulaştırmazdı.
Velet sanki uzaylıydı.

Sonra bir de, bir başkası daha vardı.
O, hiç kimseye benzemezdi.
Ki, tüm ahali divane.
Tibet'te aynı kıza, ben de.
Yaş; anca dokuz.

O başkası şehirden gelmişti.
Dünyanın öbür ucundan.
Gözleri okkadaki mürekkep,
bakışı, renkli silgilerin kokusuna benziyordu.

Hocamız Cahit Canko. 
Hatırlayanlar bilir.
Barış Manço desen yeridir.
Folklor ekibi için seçmeler var.
Yanık yağ ile silinmiş sahnenin üstündeyiz.
Türkümüz "Devem yüksek atamadım urganı.
Üşüdükçe çek başına yorganı."
Dokuz yaşındaki serçe parmağım havada.
Birisi tutacak
ve haydaaa!

Dokuz yaşındaki serçe parmağım
Tibet'in parmağını bekler iken
ak bir güvercin çıkageliyor.
Serçe parmağımın kanadına kanadını doluyor.
Dünya duruyor.
O başkasının yüzündeki tebessüm,
bana doğru yıldırımlar oluyor.
Ne elim işe varıyor
ne gözüm oynaştan ayrılıyor.
İlk elenen ben oluyorum.
İlk kaybeden...

Zannımca şiir işte böyledir.
Derken, artık her şey geçip gitmiştir.
Hiç yaşamamışsın gibi.
Şimdi başka bir hayattasındır.
Şimdi ekmek kavgası vardır.
Amire hürmet vardır, memura rüşvet,
fakire ise "Allah versin" kelamı.
Egolara da şöyle en azından
bilmem ne derneğinin başkanlık makamı.
Sonra taksitler vardır.
Yeni yeni ihtiyaçlar..
İşyerine yeni makina, arabaya bandrol,
eve tuz, kıza toka, oğlana çikolata...

Ve fakat kantindeki o çikolata
çook geride kalmıştır.
O başkası da.
Unutmaya yüz tuttuğunuz şeyler vardır,
bazı bazı, yeniden hatırladıklarınız da.
Hafızanız canlanıverir.
Siz tam da bilmem neyi okur iken
hince tebessüm ettirir.
İncecik bir sızı bırakır koynunuza.
Beslersiniz o sızıyı gizlice.
Doğrusu, şaşılacak şeydir o.

Bu ise şiirin ta kendisidir.
Ve benim bu söylediklerim
aslına bakarsanız şiir filan değildir.
Siz bunları okur iken
uzaklara dalıp gitmelerinizi,
mürekkep eylemektir.

Tahir Kaya

Bu şiir değildir.  #okulanım