HIKAYE

İnsan beklemeyi de severmiş meğer...

Author

Beklemenin derin anlamından değil, sıradan anlamından bahsedeceğim.

İnsan beklemeyi de severmiş meğer...

Şu hayatta kimse sevmez bekletilmeyi ama ben ekstra bir sevmiyorum.

Bekletilmeyi sevmediğim için birini bekletme fikri de korkunç gelir bana. Bak kaç yaşına geldim bir tane bile randevuya geç gittiğimi hatırlamıyorum. Trafik kilit olduğunda inip yürürüm, gerekirse koşarım ama yine de geç kalmam. Bu bir prensibin ötesine geçmiş, bir takıntı olmuştur bende.

Ben kimseyi bekletmiyorsam, bekletilmemeyi istemek de benim hakkımdır bence. Zamanında çıkın gelin arkadaş şuraya dünyayı mı kurtarıyorsunuz anlamıyorum ki.

Hadi İstanbul’da yaşıyoruz nerede ne zaman trafik olacağı belli değil bi 15 dakika esneme payı bırakabilirim. Ama 1 saat falan bekletmek de eşeğin bi tarafına su kaçırmaktır kimse kusura bakmasın. Ben ne adamlar tanıdım atıyorum buluşma saati akşam 9 iken 9’u çeyrek geçe evden çıkıp 10’da buluşma yerine gelen...

Sırf bu yüzden kavga ettiğim, konuşmayı kestiğim kişiler bile oldu. Lan ben askerde nöbetteyken nöbet değişimi geç oldu diye komutana atarlanmış adamımdjskld (Bu şakaydı)

Ama beklemek üzerine üniversitede kısa film çekmişliğim vardır. (Bu şaka değil)

Kısacası sevmiyorum bekletilmeyi. Nefret ediyorum bundan.

Şu yukarıda yazdıklarım eski bendim.

Ama şunu öğrendim ki, insan beklemeyi de severmiş meğer.

Uzun zamandır bekardım. Sevgiliyi geç, sevgili olma yolunda konuştuğum birileri bile olmamıştı uzun yıllardır. Ya bir şeylere küstüm, ya da iş güç bahane oldu bilmiyorum ama kendimi gönül işlerinden bir süreliğine soyutlamıştım.

Zaten pek romantik olmayan ben, bu süre zarfında hepten huysuz, odun herifin teki olup çıktım.

Sonra ‘sen çok asabi insan’ diyorsunuz. Bekletme o zaman ben seni neden bekleyeyim? Millet köşe başlarında sevgililerini beklerken ben PES atacağım adamı bekliyorum asabi olurum tabii.

Ama aniden biri girer hayatına. Yıllardır hissetmediğin duyguları sana yeniden hissettirmiştir. Onunla buluşmak için kalbin çarpıyordur. İşte o zaman sevebilirsin beklemeyi.

O kadını beklerken bulunduğun konumu seversin. Beklerken dinlediğin şarkıları seversin. Beklerken yaktığın sigaraların izmaritini bile seversin.

İşte ben de sevdiğim kadını böyle bekliyorum dostlar.

Bir seferinde randevuya benim biraz erken gelmem, onun biraz geç gelmesi üzerine Yeni Levent’te ağaçlı bir yol kenarında her birinden keyif aldığım 40 dakika beklemiştim onu.

Onu beklerken arabanın camına düşen kuru yaprağı sevdim. Sokağın tenhalığını sevdim. Radyoda çalan şarkıyı, nasıl olsa kimse duymayacak diye o şarkıya eşlik edişimi sevdim.

Buluştuğumuzda ise geciktiği için mahçupça özür dileyişini sevdim. 

Eskiden bekletilmekten nefret eden ben, o gün birini beklemekten bildiğin mutluluk duydum. Bir şeylerin güzel olacağını hissettiğimden sanırım.

Not: Beraber PES oynayacağım adamlar bu yazıdan yüz bulup bekletmesin. Siz çıkın gidin zaten hayatımdan :D