GÜNDEM

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

Author

İstanbul Üniversitesi Beyazıt yerleşkesindeki restoranda sabah saatlerinde yükselen kara dumanlarla büyük panik yaşandı. Tarihi binada yangın mı çıkmıştı? İtfaiye ekipleri seferber oldu, kısa sürede dumanın mutfaktaki atık yağların yakımından kaynaklandığı ortaya çıktı.

İstanbul'un göz bebeği olan binada yangın tehlikesi ucuz atlatıldı. Ama inanılmaz bir skandal da bu yangınla ortaya çıktı. Tarihi neredeyse İstanbul kadar eski, üniversite denince akla gelen ilk bina olan bu yapıda lokanta olarak işletilen binada atık yağların yakıldığı, bu sırada da bacada  yangın çıktığı anlaşıldı.  Peki tarihi binada böyle bir ihmale nasıl izin verildi? Lokanta olarak hizmet veren tarihi binada gerekli yangın önlemleri var mı? Lokantada bu denli kontrolsüz bir atık yağ imha işlemi yapılabilir mi? Hepsinin ötesinde... Ya o binada büyük bir yangın çıksaydı, hesabını kim verecekti? Beyazıt Kampüsü de, tıpkı Galatasaray Üniversitesi'nde, Haydarpaşa Garı'nda ya da onlarca tarihi köşkte olduğu gibi alevlere yenik mi düşecekti?

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

Bu soruları neden soruyorum? Çünkü İstanbul Üniversitesi Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından. Yangın tehlikesi atlatan yapı ise üniversite denince akla ilk gelen yapı, bir simge. Hem üniversitenin hem de o Beyazıt Kampüsü'nün tarihine kısa bir bakış atalım... 

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

İstanbul Üniversitesi'nin kuruluşuna ilişkin tezler 1321 yılına kadar gidiyor. Yani neredeyse 700 yıl öncesine. Alman tarihçi Richard Honig, bugün Beyazıt Yerleşkesi'ndeki merkez binanın bulunduğu yerde Roma üniversiteleriyle eşdeğer nitelikte tıp, hukuk, felsefe ve edebiyat eğitimi veren bir kurumdan söz eder ve bu kurumun kurulduğu 1 Mart 1321 tarihinin bir bakıma İstanbul'da eğitimin başlangıç tarihi olduğunu belirtir.

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

Türk tarihçiler ise İstanbul Üniversitesi'nin kuruluşunu 1453 olarak kabul ederler. İstanbul'un Fethi'nin ertesi günü 30 Mayıs 1453'te kentte yapılan toplantılarda kentte bir eğitim kurumunun kurulmasının kararlaştırılır. Bu karar üzerine 1470 yılında Fatih Camii çevresinde sekiz bölüm halinde açılan ve sekiz avlulu anlamına gelen Sahn-ı Seman Medreseleri günümüzde İstanbul Üniversitesi'nin kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple İstanbul Üniversitesi'nin logosunda kuruluş tarihi 1453 olarak yazmaktadır. Bir dönem İstanbul Üniversitesi rektörlüğünü de üstlenen hukukçu Cemil Bilsel ise üniversitenin kuruluş yılının Sahn-ı Seman Medreseleri'nin açıldığı yıl olan 1470 olduğunu belirtir.

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt’taki ana yerleşkesi daha önce Harbiye Nezareti olarak kullanılıyordu. 12 Eylül 1923 tarihinde bu bina İstanbul Üniversitesine verildi.

Ana yerleşkenin en ünlü bölümü ise 1971-84 yılları arasında kağıt 500 Türk Lirası üzerine resmi de basılan ana kapı. Kapının inşasına 1864 yılında başlanmış. Beyazıt Meydanı’nda 1869 yılında başlayan genişletme çalışmalarında, yeni Seraskerlik Kapısı ve kapının her iki tarafında yer alan köşkler, meydana egemen ana öge olarak kullanılmış.

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

Bu anıtsal kapı, Türkiye’de sadece İstanbul Üniversitesi’nin değil, aynı zamanda “üniversite kavramının” da sembolü. Üniversiteye girmek demek, hayallerde biraz da bu kapıdan içeri girmek demektir aslında.

'Pes artık' dedirten rezalet... Tarihi kampüste atık yağ yakıp yangın çıkardılar

Ana yerleşke içindeki tarihi bir diğer mimari yapı da İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yangın Kulesi. Aslında bugün var olan kuleden önce, farklı dönemlerde iki kule daha inşa edilmişti. İstanbul’daki yangınları hızla tespit etmek ve müdahalede bulunmak için yapılan kulelerin ilki 1749 yılında, ikincisi ise 1826 yılında ahşap olarak yapılmıştı. Bugün gördüğümüz üçüncü kule, Sultan 2. Mahmut’un emriyle yaptırılmış. Yukarıdan aşağıya doğru sancak katı, sepet katı, işaret katı ve nöbet katı olmak üzere toplam 4 kattan oluşuyor. Kulenin Beyazıt meydanına bakan bölümünde Sultan 2. Mahmud tuğralı kitabe bulunuyor.. İstanbul silüetinin en önemli ögelerinden biri olan Beyazıt Yangın Kulesi, İstanbul’un birçok yerinden de görülüyor. 

Ne dersiniz,o yapı biraz daha özeni, biraz daha dikkati ve saygıyı hak etmiyor mu?

BUNLAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR:

29.11.2017