SAĞLIK VE GÜZELLIK

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların son üyesi: İnsanlar

Author

GDO'yu son yıllarca sıkça duyar olduk. GDO; genetiği değiştirilmiş organizma. GDO'lu meyveler ve sebzeleri organik olanlardan nasıl ayırt ederiz diye kara kara düşünürken bilim dünyası bir insan embriyosunun genetiğini değiştirmeyi başardı! Fakat bu değişim meyve ve sebzelerdeki değişimden daha farklı bir amaca hizmet ediyor. Detaylarını açıklayayım.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların son üyesi: İnsanlar

CRISPR teknolojisini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için ufaktan bahsedeyim. CRISPR teknolojisi bir gen düzenleme teknolojisidir. Hücre dokularını alıp DNA'daki gen dizilimlerini inceleyerek herhangi bir mutasyonda müdahale edecek olağanüstü bir projedir. Genetiği değiştirilmiş meyve ve sebzelerin DNA dizilimlerini kontrol eden bu teknolojinin insan üzerinde denenmesinin etik kuralları ihlal edeceği söyleniyordu. Zira oluşabilecek herhangi bir beklenmedik durumun telafisinin çok zor olacağı vurgulanıyordu. Ancak tüm bu tartışmaların ışığında CRISPR-Cas9 teknolojisi insan embriyosu üzerinde denendi. CRISPR / Cas9, döllenmiş insan yumurtalarının (solda) embriyo gelişimini engellemeden kalıtsal kalp yetmezliğine sebep olan bir gen kusurunu düzeltti. Amerika Birleşik Devletleri'nde ilk kez, araştırmacılar insan embriyolarında bir mutasyonu onarmak için CRISPR-Cas9 gen düzenlemesini kullandı. Peki bu ne anlama geliyor?

İnsanda kalıtsal olarak taşınan binlerce hastalık mevcut. Bu kalıtsal hastalıklar çocuğun doğum esnasında ölmesine ya da tüm hayatını engelleyecek bir özürle doğmasına neden olabiliyor. Hamileliğin erken döneminde embriyoya yapılacak müdahaleyle bu kalıtsal hastalıkların önüne geçilip bebeğin sağlıklı bir yaşam sürmesi amaçlanıyor. Erkeğin sperminde mutasyona uğramış bir gen düşünelim. Mutasyona uğrayan gen RNA parçacığı ile kesiliyor ve onun sağlıklı mutant kopyası kesilen kısma yerleştiriliyor. Yapılan incelemelerde kesilen kısmın kendi kendini onardığı gözlendi. Çünkü embriyo kesimi onarmak için annedeki genin sağlıklı bir kopyasını kullandı. Sonuç olarak kalıtsal bir hastalığın önüne geçilmiş oldu.

Araştırmacılar şimdilerde oluşabilecek tatsız senaryolar üzerinde çalışıp bu işlemdeki riski minimuma indirmeyi amaçlıyor. Tüm sorunlar giderildiğinde nesilden nesle aktarılan binlerce kalıtsal hastalık artık tarihe gömülecek. Genetik çalışmaların "kabak karpuz üretimi" yerine insan sağlığını olumlu etkileyecek bu tip çalışmalarla uğraşması gerçekten takdir edilesi bir durum. Umarım en kısa zamanda tüm pürüzler giderilir ve kalıtsal hastalıklara tamamen veda ederiz.