BILIM

Sanal gerçeklik, felci yenebilir mi? İşte robotik rehabilitasyon mucizesi!

Author

Sanal gerçeklik, insan makine ara yüzünü kullanarak katılımcılara gerçekmiş hissi veren; bilgisayarlar tarafından yaratılan bir ortamla karşılıklı iletişim olanağı sağlayan 3 boyutlu bir benzetim modelidir. Sanal gerçeklik ortamları genelde kafanıza taktığınız bir kask yada gözlük ile oluşturulur. Son yıllarda teknoloji devleri sanal gerçeklik üzerine çalışmalar çalışmalarını yoğun bir şekilde yürütmektedir.

Sanal gerçeklik, felci yenebilir mi? İşte robotik rehabilitasyon mucizesi!

Biraz da felçten bahsedelim. Felç, bilimsel adıyla pleji, stroke (halk arasında bilinen adıyla inme) sonucu oluşan beyin damarlarındaki yaralanmaya bağlı olarak gelişen dolanımsal bir hasardır. Beyindeki damarların yaralanma şiddeti ne kadar büyükse, felcin şiddeti de ona göre değişir. En sık görülen felç, vücudun sağ ya da solunun tutulduğu hemipleji'dir. Fakat bunun yanında tüm vücudun tutulduğu (quadripleji), sadece bacakların tutulduğu (parapleji) veya tek bir uzvun tutulduğu (monopleji) gibi vakalara da rastlanmaktadır. Bu tip durumda yapılacak izlenecek yol, kişiyi hayati tehlikeyi atlattıktan sonra rehabilitasyon programına sokmaktır. Bu programın amacı, beynin gördüğü hasar sonucu hastanın kullanamadığı kolu kullanmasını sağlamaktır. Fizyoterapistler, bu bağlamda felçli hastaları en iyi fonksiyonel düzeye ulaştırmak için detaylı bir çalışma izlerler. Hasar sinirde olduğu için, iyileşme de geç olacaktır. İçinizden "az önce damarsal problem yazmıştı, şimdi de sinirsel yazıyor." diyenler olabilir. Fakat bu hastalık dolaşım bozukluğuna bağlı beyin hasarı sonucu, hasar gören beyin dokusunun kontrol ettiği vücut yapısına sinir iletiminin kesilmesi sonucu gelişir. Yani felç, dolaşımsal bir hastalık olarak doğar, sinirsel bir hastalık olarak devam eder.

Sanal gerçeklik, felci yenebilir mi? İşte robotik rehabilitasyon mucizesi!

Fizyoterapistler detaylı bir çalışma yürütür demiştik. Bu tedavi programında çok farklı yöntemler izlenebilir. Asıl amaç, sürekli tekrar ile beynin hasar gördüğü bölgeleri yeniden harekete geçirerek hastayı eski fonksiyonel düzeyine getirmektir. Tekrarlı hareketler, tedavinin kilit noktasıdır. Hasta hiç hareket ettiremezse fizyoterapist yaptırır. Daha sonra hastanın da katılımı başlar, ve tedavi böyle devam eder.

Şimdi gelelim felçli hastalarla sanal gerçeklik arasındaki ilişkiye... Teknolojinin gelişmesi ile robotlara olan ilgi arttı. Bu da "Robotik Rehabilitasyon" adında yeni bir bölümün açılmasına neden oldu. Robotik rehabilitasyon, hastanın rehabilitasyon sürecinde robotlardan yardım alınarak daha verimli ve daha fazla tekrarlı egzersizler yaparak kişinin eski sağlığına kavuşma süresini kısaltmayı amaçlar. Robotik rehabilitasyon, sanal gerçeklikle birleştirilerek hastanın tedaviye katılımını artırır. Özellikle çocuk yaştaki hastaların tedaviye katılımı, rehabilitasyon programı açısından çok önemlidir. Robotik rehabilitasyonla tedaviyi bir oyun şeklinde uygulayabiliyorlar. Sanal gerçeklik gözlüğünü önündeki engelleri aşarak, altınları toplayarak ilerlemek çocuğa bir oyun olarak gelir, ancak o oyun aynı zamanda çocuğun bacak kaslarını kendiliğinden çalıştırmasını sağlar.

Sanal gerçeklik, felci yenebilir mi? İşte robotik rehabilitasyon mucizesi!

Robotik rehabilitasyonun birçok faydası mevcut. Özel egzersizler için sanal dünyaya hastanın performansına göre karar verilebilir. insanın uçakta uçması kadar güvenlidir. Rahatlıkla çok kolaydan çok zora ayarlanabilir. Tamamen kişinin ihtiyacına hitap eder. Klasik fizik tedavide bir seansta 60-70 tekrar yapılırken, robotik rehabilitasyonla bir seanstaki tekrar sayısı 500-2200 arası değişmektedir. Bu da beyinde görevini unutan bölgenin hareketi tekrar öğrenme süresini kısaltmaktadır. Ancak kullanılan robotların maliyetinin yüksekliği, bakımının zor olması gibi dezavantajları da yok değil.

Sanal gerçeklik, felci yenebilir mi? İşte robotik rehabilitasyon mucizesi!

Aynı bulgulara sahip hastalar birbirleriyle karşılaştırıldığında, robotik rehabilitasyonla tedavi edilen hastaların iyileşme süreci diğerinden çok daha kısa sürmüştür. Bunun da sebebinin tekrarlı egzersizler ve hastanın tedaviye aktif katılımı olduğu söylenmektedir.