DIĞER

90'lardan selam getirdim ey efsane nesil!

Author

Selam. Ben Tuco. Sokakta oynayan son nesildenim. Yani 90’lar nesli. Bu yazımda akranlarımın duygularına tercüman olmaya çalışacağım.

Darbeyi görmedik. Tüp, yağ, margarin, şeker, süt kuyruklarını sadece Kemal Sunal filmlerinde gördük. Ama bizim de kendi çağımıza göre sıkıntılarımız oldu. Geleceğim.

Birçok güzel şeye denk geldik, güzel bir çocukluk geçirdik. O konuda çok şanslıyız. Sokakta oynadığım zamanlardaki hazzı büyük bir özlemle anımsıyorum ben kendi adıma.

90'lardan selam getirdim ey efsane nesil!

Playstationda değil, sokakta maç yaptık. Ronaldo olabilmek için (Tabii ki şişko olan) küçük kavgalar verdik. 25 bin liralık tatsız tuzsuz o kolayı hatırladın dimi? O kolasına maçlar yapıp, kazanabilmek adına düşerek dizlerimizi kanattık. Ama kolayı içince dizimizin acısını unuttuk. Attığımız topu kendimiz almak durumunda kaldık. Bazen “En son sana çarptı oğlum” diyerek kendi çapımızda çakallık yapmaya çalıştık, ama yine gidip topu biz aldık.

Futbol ilk örnekti. 90’lar, oyun konusunda zengin zamanlardı. Saklambaç, dokuz taş, istop, misket... (Ankara misket değil milenyumlu kardeşim) Çok ciddi taso turnuvaları düzenledik. Bu kelimeyi kim türetti bilmiyorum ama bazen keptik, bazen kepildik. Kepildiğimiz zaman uykularımız kaçtı.

90'lardan selam getirdim ey efsane nesil!

Tamam sokak hayatımızın büyük bir parçasıydı ama her şeyi değildi. Akşam ezanı okunduğu zaman ne olursa olsun evin yolunu tutardık. O zamanlar hayatımızın en önemli kuralı buydu. 90’lar efsanesi evde devam etti bu sefer. Birbirinden efsane dizileri izleyebildik. (Çılgın Bediş, Ruhsar, Süper Baba, Mahallenin Muhtarları, Yılan Hikayesi diye uzar gider bu...)

90'lardan selam getirdim ey efsane nesil!

Sabah oldu, bu sefer en harika çizgi filmleri izledik. Şuan televizyonda denk geleyim yine izlerim. Tom ve Jerry, Buggs Bunny, Duffy Duck, Road Runner, Ninja Kaplumbağalar, Taş Devri, Jetgiller, Pembe Panter, Scooby Doo, Pokemon, Hugo ve Tolga Abi... O çizgi filmleri o kadar benimsemiştik ki Pokemonlara özenip camdan atlayan çocuğa hala sitem edip, Hugo’nun a. koyan çocuğu hala merak ediyoruz.

90'lardan selam getirdim ey efsane nesil!

Sevdiğimiz çizgi filmi bitirip yeniden sokağa çıktık. Cino, yumiyum, patlayan şeker, turbo sakız gibi en güzel aburcuburları yerken, bir yandan da harçlıklarımızdan artırıp bisikletimize rengarenk süslerden almaya çalıştık. Baharda uçurtma uçurduk, yazın sıcak günlerinde su savaşları yaptık, kışın yokuştan kayarak yolları buz pistine çevirdik. Sobanın üstüne mandalina kabuğu attık.

90'lardan selam getirdim ey efsane nesil!

Saatlerce bıkmadan usanmadan atari oynadık. Adaptör soğusun diye oyuna ara verdik, ama çok dayanamayıp oyuna tekrar devam ettik.

Sonra büyüdük. Kimimiz çocukluğunun geçtiği semtten taşındı, kimimiz hala aynı yerde. Ama fark etmez, zaten semt de değişti. İnsanlar değişti. Biz değiştik.

Sonra çocukluğmuzda yaşadığımız güzellikler, yerini kötülüklere bıraktı.

Gelecek kaygısını iliklerimize kadar hissetmeye başladık. Taciz, tecavüz vakaları katbekat arttı. Her gün şehit haberi alır olduk. Neredeyse her ay bir yeri patlatmaya başladılar, öldük. Yetmedi, ölenleri ayırdık ben, sen, o diye. Eskiden birdik, şimdi parçalara ayrıldık.