'Abi sana modifiyeli bir Şahin çok yakışır be'

Author

Her fırsatta söylüyorum. Askerlik çok ilginç bir şey. Gidin yapın. Anlatacak bir sürü hikayeniz oluyor.

Ben askerden döneli 2,5 sene oldu ama az önce anlatacak bir hikayem daha oldu mesela.

Askerlikte çeşit çeşit insan tanıyorsunuz ve bu bence güzel bir şey. Türkiye’de çok farklı tiplerin yaşadığını birinci gözden görüyorsunuz. Farklı kültürlerin farklı kurallarına aşina oluyorsunuz. Ben tüm bunları gözlemlemekten keyif alıyordum.

Bir de ben egoist bir insan hiç olmadım. Eğer az biraz egoist bir insansanız bazı şeyler zorunuza gidebilir. Mesela senden benden daha cahil adamlar (okumamak cahillikse eğer) otururken mıntıka temizliği yapmak, çöp dökmek, mutfağa paspas atmak bazı arkadaşlarıma zor geliyordu. Ben bundan gocunmuyordum ama.

Bazı kısa dönem arkadaşlarım, bazı uzun dönem askerlerle aynı masaya oturup kalkmazdı bile. Bu bir nefretten dolayı falan değil, konuşacak ortak bir nokta gerçekten yok. Siyaset, futbol, sanat falan konuşamazsın yani. Doğunun yol gitmeyen küçük köylerinde doğup ilkokulu zor bitirmiş 20 yaşındaki çocuklardan bahsediyorum. Nasıl anlaşacaksın ki?

Baktığın zaman onlarla aynı ülkenin vatandaşlarıyız ama arada uçurum var. Ve bu uçurum onların suçu değil. Nerede doğup büyüdülerse, büyürken ne gördülerse dünyaya bakış açıları o. Tanıdığınız insanlardan çok farklı dertleri, mutlulukları, sevgileri var.

Bizim bölükte böyle birkaç çocuk vardı ve ben onlarla muhabbet etmeyi seviyordum. Futbol, siyaset, sanat falan konuşmuyorduk ama dünya bunlardan ibaret değil ki. O, benim tasvir ettiğim vapurda çay içip martılara simit atma eylemini hayran hayran dinliyordu. Ben onun anlattığı uçsuz bucaksız tarlaları, içtiği buz gibi kaynak suları...

Bakış açıları, dertleri, mutlulukları farklı demiştim. Ben mesela ‘Ulan Galata’da rakı-balık yapmayı ne de özledim’ diye içimden geçirirken bir tanesi şunu demişti: Abi bir an önce askerliği bitirip memlekete dönmem lazım. Babam yaşlandı tarla işlerine bakamıyor artık.

Bunun üzerine benim diyebileceğim tek laf ‘Derdimi sikeyim’ olurdu.

Başka bir gün koğuşta 5-6 kişi oturmuş, muhabbet edip boş yapıyorduk. Konyalı bir çocuk vardı ismi Hüseyin. Konya’nın bir köyünde yaşıyordu. Muhabbet ederken aniden bana ‘Abi sana modifiyeli bir Şahin çok yakışır be’ demişti. Şaşırdım ben tabii ne alaka diye. Bunu askerde değil de sivilde birisi söylese t.şak mı geçiyosun derdim. Çünkü büyüdüğüm yerde, okuduğum okulda böyle bir araba varoşluk göstergesiydi. Zengin olduğumdan değil yanlış anlamayın, tarzım olmadığından Şahin’i beğenmiyordum.

Ama Hüseyin’e göre bu bir övgü kaynağıydı. Beni sevdiği için beni modifiyeli bir Şahin’e layık görmüştü Hüseyin. Bozmadım ben de tabii. ‘Harbi mi lan’ dedim. Sonra bir süre arabayı betimledi bana jantı şöyle olur, egzozu şu marka olur falan diye. ‘Abi yakışıklı da adamsın tüm kızlar hasta olur sana valla’ demişti.

‘Senin araban var mı?’ diye sordum. ‘Yok abi ama askerden dönünce bir işe girip çalışırım. Parayı denkleştirince kesin alıcam’ demişti.

Ben askerden döneli 2,5 sene oldu. O da 2 sene önce dönmüştür sanırım.

Ve dün Facebook’a bir fotoğraf eklemiş. Beyaz, modifiyeli bir Şahin almış kendine ve önünde şöyle güzel bir poz vermiş. Hayaline sonunda kavuşmuş Hüseyin.

Dediğim gibi mutlulukları, dertleri bizlerden çok farklı. Onlar için bir övünç kaynağı olan bir şeyi bazen biz beğenmiyoruz. Şaşırmamak lazım.

'Abi sana modifiyeli bir Şahin çok yakışır be'

(Fotoğraf temsilidir)