Bir Hulusi Kentmen dayağı yesek adam olurduk belki de...

Author

İnsan doğar, büyür, gelişir ve ölür. Arada ergenlik vardır bir de.unknown type

Kişiden kişiye değişmekle birlikte bazılarının ergenlik dönemi biraz daha ağır geçiyor. Benim ailem o konuda şanslıydı, uysal bir çocuktum ben. Ufak tefek başkaldırmalarımda ise babam tam vermesi gerektiği gibi tepkiler verdi. Ne çok sert, ne çok yumuşak. Bu dönemi öyle atlattık gitti.

Bir Hulusi Kentmen dayağı yesek adam olurduk belki de...

Gökhan diye bir arkadaşım ise tam bu çağda, hayatını değiştiren birtakım olaylara karıştı.

Gökhan benim çocukluk arkadaşım. Beraber büyüdük biz. 15-16 yaşına kadar yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi. İlkokul ve ortaokulu bile birlikte okuduk hatta. Ancak farklı liseleri kazanmamızdan sonra değişen arkadaş çevreleri, Gökhan’la bana iki farklı yol çizdi.

Gökhan, biraz daha serseri tayfa arkadaş çevresi edinirken, ben daha düzgün bir lisede okumanın verdiği etkiyle daha normal arkadaşlara sahiptim. Eğer ergenlik dönemindeyseniz, arkadaş çevresi hayatınızda çok büyük değişikliklere yol açabiliyor.

Gökhan da o yıllarda sayısız kavgalara girip sayısız vukuatlara yol açtı. Belki kendi arkadaş çevresinde saygın birisiydi ama çok kez onu kırık kolla, mor gözle, sargılı kafayla gördüm. Bıçaklandığı bile olmuştu bir sefer. Benim ‘Kardeşim yapma etme’ gibisinden uyarılarımı sallamıyordu bile. Hatta bir gün verdiğim nasihatlerden bıkıp bana da siktiri çekmişti.

Ama Gökhan benim kadar şanslı değildi bazı konularda. Başında bir babası yoktu en basitinden. Belki bir babası olsa, bu kadar disiplinsiz olmazdı bilmiyorum.

Beraber kardeş gibi büyüdüğüm çocukla 15 yaşından sonra tamamen farklı kişiler olsak da asla arkadaşlığımız bitmedi. Pek görüşmezdik kabul ama hala kardeşimdi o benim. Şimdi de öyle. Hala aynı mahallede oturuyoruz ve çok nadiren görüşüyoruz. Ama hala kardeşim gibi severim.

Ergenlik yılları geride kaldı, Gökhan da aklını başına topladı ama bazı hasarlar tamir edilemiyor. Birçok şey kaybettirdi o yıllar Gökhan’a. Liseyi zor bela bitirdi. Üniversite hiç okuyamadı. Ufak tefek sabıkaları, bazı işlere girmesine engel oldu vs vs. Şu an bir düzen kurdu kendine ama ona göre işte. Kendisi de pek mutlu değil.

1 sene olmuştur sanırım. Gökhan, ben, mahalleden birkaç arkadaş daha Gökhanların evde rakı sofrası kurmuş demleniyorduk. Laf lafı açtı, birçok şeyi konuştuk. Çocukluk yıllarından da bol bol bahsettik. Orada bir laf oldu ve Mert, Gökhan’a “Oğlum sen ergenlik yıllarında ne serseriydin be!” dedi.

Keyfi kaçtı biraz Gökhan’ın. Gözleri daldı. Hiç unutmuyorum bardağında kalan 2-3 yudumluk rakıyı da bitirdikten sonra “Bir Hulusi Kentmen dayağı yesek adam olurduk belki de” dedi.

Gerçekten öyle mi acaba? Bir babası olsaydı Gökhan’ın, yeri gelince Hulusi Kentmen gibi dövseydi, daha güzel bir hayatı olur muydu? Öyle bir babası olsun isterdi Gökhan. Serserilik yapınca dövecek, ama sonra gelip bağrına basacak. Hulusi Kentmen gibi. Suratı sert. Yüreği yumuşacık...