DIĞER

Elini verip kolunu alamadığın ayakkabı boyacıları

Author

Hava epey soğuktu. Arkadaşlarla buluşmak için ne diye böyle soğuk bir havayı tercih ettik, onu da geçtim ne diye Eminönü gibi açık alanda buluşmaya karar kıldık bilmiyorum. Git buluş mis gibi AVM’de sıcak sıcak. Hee hatırladım. Burada buluşma fikri bir arkadaşın İstanbul’da yaşamayan kuzenine aitti. Merak ediyormuş Mısır Çarşısı’nı, Kapalı Çarşı’yı falan. Buluşmaya o da gelecekti, bu yüzden burada buluşalım demiştik. ‘Balık ekmek falan da yeriz’ diye gaza gelmişti başka birisi. Bir diğeri ‘Bildiğim çok iyi nargile yapan bir yer var’ diyerek onaylamıştı bu semtte buluşmayı. Artık karar verilmişti ve bana da bok yemek düşmüştü.

Elini verip kolunu alamadığın ayakkabı boyacıları

(Fotoğraf temsilidir)

Neticede buluşma günü geldi. Kaç yaşına geldim şunu öğrenemedim bir türlü: Eğer bir grup buluşması söz konusuysa kimse tam zamanında gelmez. Bense yine tam zamanında gelmiştim enayi gibi. Tek tek yazdım hepsine neredeler diye, hiçbiri net cevap vermedi. Temiz 20 30 dakika beklerim vardı. Ellerimi soktum cebime, yaktım bir sigara beklemeye koyuldum.

O sırada ayakkabı boyacısı bir çocuk yanaştı yanıma ve ‘Sigaran var mı abi?’ diye sordu. Sigaram yok diyebilir ya da direkt çıkartıp bir dal verebilirdim. Onun yerine biraz muhabbet etmek istedim. Zaten beklemekten başka bir işim de yoktu. Böylelikle vakit de geçerdi.

-Kaç yaşındasın sen? (Ozan Güven gibi sormadım)

+Kaç gösteriyorum.

-Taş çatlasın 12.

+Yapma be 15 yaşındayım. (Yalan söylüyordu belli sigarayı alabilmek için)

-Hiç göstermiyorsun.

+Hayat şartları işte abi. (Burada kendini acındırmaya başlamıştı)

-Peki öyle olsun.

deyip çıkarıp verdim bir dal sigara. Ama amacının sigara olmadığını sonradan anlayacaktım. ‘Helal olsun sana abi’ dedi ve ekledi: İçimden geldi dur boyıyım ayakkabılarını. O zaman ayağımda siyah deri bir bot vardı ve evden çıkmadan önce silmiştim. ‘Temiz zaten kardeşim görmüyor musun’ dememe kalmadan bir bezle silmeye başladı ‘Tozunu alayım be abi’ diyerek. Peki dedim. Daha sonradan para isteyeceğini biliyordum. Çocuk da bu soğuk havada 3-5 kuruş bir şeyler kazanmak için çıkmıştı dışarı belli. Ona vereceğim 5 liranın bana zararı olmazdı.

Orada ne yaptı ne etti, kaşla göz arasında boya sürdü ayakkabıma.

-Hani sadece silecektin?

+Sen boya demedin mi abi?

İşi piçliğe dökmüştü artık. Bu hareketinden sonra keyfim kaçtı ama ayakkabının da anasını bellemişti. Bari boyasındı. Boyarken de saçma sapan konuşmaya başladı: Hayat zor be abi. Benim büyük abim de hapisteydi yeni çıktı. O da şu ileride ayakkabı boyuyor falan. Bu da yalandı biliyorum. Daha sonra bir çakallık yapacaktı ve onun yolunu yapıyordu. Artık hepten kıl olmuştum çocuğa.

Sohbet doğru düzgün ilerlemiş olsaydı sıcak bir çay alır beraber içerdik içimizi ısıtsın diye. Karnı aç olsaydı bir de tavuk döner alırdım yanına. Dediğim gibi bu paralar kimseyi batırmayacağı gibi beni de batırmazdı. Ama onun niyeti çakallıktı. Ben de ona para kaptıracak değildim.

Boyama işini bitirince ‘Evvet abi cillop gibi oldu hadi şimdi helalleşelim.’ dedi. Salağa yatıp ne helalleşmesi diye sordum.

-Bu boyanın kutusu 50 lira abi bedava mı sandın?

+Hani içinden gelmişti?

-Hem ayakkabı boyatıyorsun hem para vermiyorsun! (Sen de bizi mi kopartıyorsun anlamadım ki der gibi)

+Ben mi dedim boya diye kendin zorla boyadın. (Kim kimi koparıyor kendi payının amına koyım der gibi)

Daha sonra birilerine seslendi, 2-3 çocuk daha geldi. Çete olmuş ibneler sen hayırdır falan diyorlar. Delikanlılığın yüzde 70’i kaçmaktır misali ‘İyi hadi borcum ne kadar?’ diye ufaktan bir geri vites yaptım. ’20 versen yeter’ demez mi? Lan o zamanlar Flash Tv’de 20 liraya su geçirmez bot reklamları dönüyordu. Botun yanında bir kavanoz da bal hediye ediyorlardı. Bu lavuk boyadı diye 20 istiyordu benden.

Çıkarıp 5 lira verdim.

-Benden bu kadar

+Bak 3 kişiyiz hangi birimize yetsin bu para bi kase çorba 5 lira. (Bari 15 lira ver demeye getiriyor)

-Başka param yok hadi eyvallah.

+Bi sigara at o zaman.

Pakette zaten az kaldığı için komple paketi verdim ‘hadi siktirin gidin’ dercesine. Paketi alınca siktirip gittiler de.

Yani diyeceğim o ki masumca ve türlü bahanelerle yanına yaklaşan bu çocuklar çakalın önde gideni. Naçizane tavsiyem uzak durun. Bunların bir başka versiyonu ‘Şu şu memleketten geldim sokakta kaldım 1-2 lira ver abi’ diyen dilenci kılıklı herifler. O da başka yazıya.

Herkes çakal olmuş arkadaş. Böyle tipler yüzünden gerçek ihtiyaç sahiplerinin farkına varamıyoruz. İnsanların içindeki iyilik duygularının mına koyuyolar. Keşke düzgün bir biçimde iletişim kursaydı benimle, ben de ona içimden geldiği için bir şeyler yapsaydım ve şu an bu yazıyı yazmasaydım.