EĞLENCE

Evde salonun sadece misafir geldiği zaman açıldığı dramatik dönem

Author

Her döneme damga vuran değişik değişik şeyler var. Belki bize şimdi normal gelen şeyler 15 sene sonra çok çok saçma gelecek. Tıpkı eskiden evin salonunun sadece misafirlere tahsis edilmesi gibi…

Evde salonun sadece misafir geldiği zaman açıldığı dramatik dönem

Arkadaş o nasıl bir saçmalıktı ya! Bizim evde salon sadece misafir geldiği zaman kullanılırdı eskiden.

Düşünsene. 2+1 olsun, 3+1 olsun fark etmez, iyi kötü bir evin var ama evin +1’ini kullanmıyorsun. Bildiğin atıl kapasite. 3+1 yıllık sözleşme imzaladığın futbolcu çok çok iyi çıktıktan sonra o 1 yıllık opsiyonu kullanmamak gibi bir şey aynı.

Ulan kira ödüyorsun o eve kullan işte tepe tepe. Neymiş efendim, misafire ayıp olurmuş. La bi git! O zaman salonun kirasını metrekare cinsinden hesaplayalım da misafire ödetelim.

Sizin evde de öyleydi di mi? Beni anlıyorsunuz değil mi? Bu dramı yaşadınız birçoğunuz. Yaşadık desenize lan…

Eğer 8 yaşındaysanız ve misafir odasına giremiyorsanız hayat gerçekten çok dramatik oluyor. Ulan ufacık çocuğuz, merak ediyoruz içeride ne var diye. Ben bi ara ciddi ciddi içeride çok gizli konsey toplantılarının yapıldığını, keçi falan kurban edildiğini düşünmeye başlamıştım. Yoktu ama böyle bir şey, anahtar deliğinden görebildiğim kadarıyla bomboştu içerisi. Evet anahtar deliğinden bakardım bazen salona.

Benden başka da kimse bu kadar heveslenmezdi salona girebilmek için. Evde hayvan gibi kullanılmayan bir oda varken ne diye ufacık odaya sığışırdık tüm aile bilmiyorum. Buna en başta babamın itiraz etmesi lazımdı aslında. Kira ödüyoruz biz bu eve lan deyip bir tekmeyle salon kapısını açması lazımdı. Evin hiçbir üyesi demiyordu ki ‘Ulan bu dünyaya bi kere gelecez doyasıya yaşayalım anasını satayım’ diye. Neyse.

İçeri girmek, az kullanılmış mobilyaların üzerinde zıplamak, vitrindeki kristal bardaklardan kana kana meyve suyu içmek istiyordum ben. Bunun için 1 hafta boyunca abur cubur yememeye razıydım. Ama annemin gölgesi, gardiyan gibi dikiliyordu bu kapının önünde.

Nadiren misafir geldiği zaman içeri girebiliyordum sadece. Fakat onda da bir şeylere dokunmam yasaktı. Gözümü alan o kristal bardaklara bir kez olsun dokunamamıştım bile. Bir kere ablam dokunmuş bayram temizliği sırasında. Benim bu konuda çok hevesli olduğumu bilen ablam abarta abarta anlatmıştı o bardakları. Masallarda duyduğu türlü betimlemelerle beni heveslendirip en sonunda ağlatmıştı :D

O vitrinde birbirinden güzel yemek takımları dururdu ama asla kullanmazdık. Onlar misafirler için derdi annem. Ama misafir gelince de kullanmazdık bunları :D Yalnızca çok önemli birileri gelirse ortaya çıkardı bunlar. Ne bileyim dönemin başbakanı Bülent Ecevit mesela.

O salonun kapıyı açınca yüzüne vuran havasızlık + yeni mobilya kokusunu hala unutamıyorum. Yazıklar olsun bana ve ben gibi çocuklara bu dramı yaşatan sisteme.

İleride evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra çocuğumu salonun ortasına oturtup ‘Buranın anasını belle yavrucum’ dicem. Ben yapamadım, sen yap.

Bu yazı da ilginizi çekebilir

25.01.2018