HIKAYE

İlişkide önemli bir kilometre taşı: İlk osuruk

Author

Şimdi kimse iyy falan demesin. İnsanız ve hepimiz osuruyoruz. Ama ben yine de çok seviyesizleşmeden yazmaya çalışacağım. Ama bu yazı, ancak bir osuruktan beklenebilecek kadar seviyeli olacak. Onu da bilin.

Benim şöyle bir tezim var. Osuruk samimiyettir. İnsan, yakın hissettiği birinin yanında osurabilir ancak. Ben mesela arkadaşlarımı buna göre sınıflandırıyorum. Yanında gaz çıkarabildiklerim ve çıkaramadıklarım olmak üzere. Yanında gaz çıkarılan arkadaşlar canciğerdir, diğerleri de ehh işte.

Geçen yıl bi arkadaşımla tatile gittik mesela bir haftalığına. Tatile gitmeden önce arkadaş grubundaki diğer insanlarla aynı değerdeydi benim için. Ara sıra osurulan bir haftanın ardından ise bende seviye atladı adam. Şimdi grupta herkesten daha iyi arkadaşız biz ikimiz. Düğünlerinde diğerlerine çeyrek takarken bu adama yarım altın takıcam mesela. İşte dostluk temelleri böyle atılır!

Arkadaş arasında gaz çıkarmak biraz daha basit bir olay tabii. Sevgili söz konusu olduğunda bu olay çok ayrı boyutlara ulaşıyor. Şimdi benim değil, bi arkadaşımın ilk osuruk hikayesini anlatacağım. (Kesin bi arkadaştır dfkjhdkfs diye gülmeyin. Vallahi bi arkadaş. Zaten benim uzun ilişkim olmadı ki hiç)

Tabii ki aşk gibi güzel duygular beslediğin insanın yanında böyle bir şey yapılmamalı. Ama o insanla işler yolunda giderse eğer evleniyosun ve ömür geçiriyosun. Ben bir ömür boyunca tutarım abi diyosan eyvallah. Dibine kadar saygı duyarım. Ama çok zor iş.

İlişkide önemli bir kilometre taşı: İlk osuruk

Her şeyde olduğu gibi bunda da uygun zaman beklenmeli. İlişkinin başlarında sevgilinin yanında böyle bir şey yaparsan tarihin görmüş olduğu en büyük öküz olursun. Bekleyeceksin abi. Bazı şeyler rayına oturacak ilk başta.

Mesela ilk osuruk, ilk öpücükten önce gelmemeli. Hatta çok daha sonra gelmeli. Bunun kesin bir zamanı yok aslında. Beraber neler yaşadığınıza da bağlı. Ama ortalama bir ilişkide bence bu 1 buçuk 2 senedir.

Önemli olan bunu ilk nasıl yaptığındır. Böyle hassas bir konuya birden bodoslama girilmez. İlk seferinde patara küterek sakın ha, aman diyim! Küçük bir pırt ile başlamalıdır ki o bile çok streslidir. Sonuçta karşı tarafın nasıl tepki vereceğini bilmiyosun.

İlk gaz çıkarılan o an geçen birkaç saniyenin stresini ancak bununla tarif edebilirim herhalde.

İlişkine level de atlatabilirsin, kıçına tekme de yiyebilirsin!

Eğer bu sorunu çözdüyseniz ilişkiniz level atlamış demektir, tebrikler. Seni öldürmeyen şey, güçlendirir. İlişkiniz eskisinden çok daha güçlüdür artık. Bu saatten sonra basit sebeplerden asla kavga etmezsiniz.

Kıçına tekme yediysen de yapacak bir şey yok. Bu bir gün olacaktı yani kaçarı yok. İnsanız sonuçta.

Tabii tekrar söylüyorum. Abartmamak lazım. Sırf yanında osurmana müsade ediyor diye konser vermeyin. Dediğim gibi insanız sonuçta. Aşırıya kaçmak saygısızlık olur. 

İlişkide önemli bir kilometre taşı: İlk osuruk

Neyse gelelim bizim arkadaşın ilk osuruk hikayesine. 

Hadi fake isim kullanayım da Fahri diyeyim. Fahri, bir tv kanalında rejide çalışıyor. Öyle çok ahım şahım bir kanal değil rejide bile tek kişi çalışıyor siz düşünün. Adam bi tuvalete gitse kanal Allah'a emanet yani. 

Sevgilisi Nazlı da aynı kanalda kurguda çalışıyor. Orada tanıştılar. 1 buçuk yıldır da çok güzel bir ilişkileri var. Allah bozmasın.

Şöyle bir ortam düşünün. Canlı yayındayken reji odasının kapısında uyarı çıkıyor canlı yayın var, içeri girmeyin gibisinden. Ulan bu neyin kafası toplam 2 kamerayla canlı yayın yapıyosun sen. Neyse. Kısacası reji odası zaten yol geçen hanı değildir. Canlı yayındayken de pek kimse girip çıkmaz.

Bir gün, okkalı bir öğlen yemeğinden sonra yayın yaparken Fahri'de baya bi gaz sıkışması olmuş. Ama böyle tutacak gibi değil yani. Yayını bırakıp tuvalete de gidemez. Nasıl olsa odaya giren çıkan yok diye başlamış salmaya. Bir iki derken bakmış rahatlatıyo, sonrasında atış serbest demiş. 

Ama 2 dakikada bir de etrafı kolaçan ediyormuş. Çünkü reji odasının kapısı arka taraftaymış. Yani birisi girdiği zaman Fahri'nin görüş açısında olmuyor. Canlı yayın yaparken de yayını yüksek sesle takip ettiği için kapının açılma sesini duyamaz. Hani olur da birisi girer diye de tedirgin oluyor adam. Naif adamdır çünkü bizim Fahri.

Nitekim odaya biri giriyor da. Müdür girse bu kadar koymaz yemin ediyorum. Nazlı giriyor :( Dikkatini dağıtmamak için 'ben geldim' de demiyor. Fahri fark etmiyor onu. Yüzüne bakmaya kıyamadığı sevgilisinin gözünün önünde osura osura canlı yayın yapıyor :( Bunlar öyle geniş bir zaman içinde gerçekleşmiyor. Toplasan 30 saniye.

Nazlı, canlı yayın sesinden dolayı rahatsız edici dış sesleri duymuyor neyse ki. Ama hafif yana doğru yönelerek yapılan osurma hareketinin ardından odayı saran kokudan anlıyor durumu. Ama anlamamış gibi yapıp bu manzarayı daha fazla izlememek için omuzuna dokunuyor Fahri'nin kolay gelsin diye. Fahri de utanıyor ama o da sanki hiç osurmamış gibi davranıyor. Ama odada nefes alamıyorlarmış kokudan amk :D Ve ikisi de kimin osurduğunu çok iyi biliyor. 

Neyse. Mesai bitip akşam oluyor. O gün Nazlı, Fahri'de kalacak. Gelmişler eve bunlar ama Fahri'de hala bi utangaçlık söz konusu. Sevgilisinin önünde düştüğü müşkül durumu hayal edip edip kederleniyor. Nazlı da bunun farkında tabii.

Nazlı, durumu normale döndürmek için o an yapılması gereken yegane şeyi yapıyor. Bir küçük gaz da kendisi çıkararak 'İnsanlar osurur' mesajı veriyor. Ve bu olayı yara almadan atlatıyorlar. Şu an ilişkileri eskisinden daha güçlü. Birkaç seneye evlenirler muhtemelen. 

Arkadaşlar. Siz sanıyor musunuz ki Brad Pitt ile Angelina Jolie 12 yıllık birliktelikleri boyunca hiç birbirlerinin yanında osurmadılar. Yapmayın ya. 

Bir de evlendiğin zaman hastalık durumlarında yeri gelecek bokunu temizleyeceksin onun. Aşk her zaman pembe değildir!