HIKAYE

İnternette tanıştığım kızla kahve içeceğim sanırken tüm ailesiyle pasta üfledim

Author
İnternette tanıştığım kızla kahve içeceğim sanırken tüm ailesiyle pasta üfledim

Ulan herkes bi tanışma buluşma hikayesi anlatıyor benim neyim eksik ben de bi tane anlatıcam. Tabii benim hikayem milletinki gibi romantik değil, dramatik. Çünkü ben bahtsızım. Çünkü Allah insanlara şans dağıtırken ben bedevi yapımı şemsiye açmışım.

Şimdi kendimden biraz bahsedecek olursam doğruya doğru, yakışıklı bir adam değilim. Param yok. Boy pos yok. Kas desen ancak vücudu hareket ettirebilecek kadar var. Çirkin ama sempatik derler ya. Heh işte ben sempatik de değilim. Onu da geçtim çirkin olursun ama ağzın laf yapar, bu şekilde hayatta bir şans ararsın. Benim ağzım da laf yapmıyor amk.

Yani bu sebepler zincirinden dolayı çok sosyal bir insan değilim. Hiç olamadım.

Facebook, Instagram, Twitter, Snapchat falan alayını kullanıyorum ama onlarda da sosyal biri değilim. Foto atarım 50 kişi beğenmez. Tweet atarım, ne fav gelir ne rt! Attığım snap’i 20 kişi görmez bile.

En popüler olduğum yer burası. Storia. Kendimi en iyi bu burada ifade ediyorum sanırım. Yazdığım yazılar okunup beğeniliyor. Takipçi sayım da güzel. (750 falan. Diğerlerine platformlara göre çok daha iyi). Benim kanım burayla uyuştu. Bu da beni Storia’da popüler yaptı.

Bu popülerlik sayesinde de bir hatun kişisiyle tanıştım hatta. O da şöyle oldu. Anlatayım.

Burada sürekli insanlarla yorumlaşırım ben. İsim vermicem tabii ki ama x isimli hatun kişisi de sürekli yorumlaştığım insanlar arasında. O da benim gibi bir karakter adıyla yazı yazıyor. Kim olduğunu, nasıl göründüğünü falan bilmiyorum yani. Ama yazılardan, yorumlaşmalardan falan kendini belli ediyor. Kafa birisi. Birçok konuda ortak görüşlere sahip olunca merak ettim ben de kim bu diye ve stalk için sıvadım kolları. Çünkü ‘Selamün aleyküm’ diyebileceğimiz bir dm yok burada ne yazık ki.

Kullanıcı adını google’da arattım. O isimde sosyal medya hesapları var ama bu kızla alakası yok o kişilerin. Aramaya devam ettim. Bir forum sitesinde bu isimle bir üyeliğe rastladım. Birkaç yazı okudum ve Storia’da yazdığı bir şeyle denk bir olayı şaak diye yakaladım. Yazılarını okumaya devam ettim ve 1 saate yakın bir uğraş sonrası Twitter adresine ulaştım kızın. (Evet işsizim) Ulan kızı o kadar aradık, kızın Twitter hesabı da karakter çıktı iyi mi? Hala reel kimliği gizliydi kızın ama olsun en azından o kimliğe uzanan bir kapı bulmuştum.

Twitter’dan takibe alıp taktik maktik yapmadan hemen dm’yi yapıştırdım ‘Merhaba Ben Tuco’ diye. Böylece Tuco maskesi arkasındaki gerçek yüzümü de ilk defa birisine karşı ortaya çıkarmış oldum. (Havalara bak amk sanki V For Vendetta’yım)

Böylece x hatun kişisiyle sohbetimiz Twitter’dan başlamış oldu. Kısa süre sonra da Whatsapp’a taşındı. Birkaç gün sonra da bir cafeye taşınacaktı. İlginçlikler de burada başlıyor.

Aramızdaki sohbet kısa sürede beklediğimizden çok daha iyi bir seviyeye ulaşınca çay kahve falan içmeye karar verdik. ‘Bizim buralarda közde kahve yapan güzel bir yer biliyorum, gelsene’ dedi. Olur dedim ve birkaç saat sonraya sözleştik.

Yeni birisiyle tanıştığım zaman yok aman sevgili olalım, şöyle olsun böyle olsun beklentilerine asla girmem. İlk hedefim her zaman arkadaşlık kurmaktır. Çünkü okul bitti biteli yıllardır farklı bir ortama girmediğimden arkadaş çevrem standart. Hep aynı 7-8 kişi. Farklı yüzlere muhtaç oluyor abi insan.

Biz buluştuk bu hatun kişisiyle. Ben zamanında gittim ama o 1 saat önceden gelip oturmuş orada. Zaten mekanın müdavimiymiş. Garsonları geçtim, müşterileri bile tanıyor. Mekanda oturduğumuz süre boyunca garsonlar harici 3 kişiyle selamlaştı. Ve bunlardan birisi ne yazık ki abisiydi :( Öz abisi.

Kahvemizi içmiş, falımızı Falcı Bacı’ya göndermiş bekliyorduk ki karşımdaki hanım kız birden birine bağırmaya başladı. ‘Abiiğğ. Abiğğğ. Gelsene’

‘Abi mi?’ diye sordum ince bir sesle. ‘Evet, abim’ dedi. ‘Öz mü?’ dedim. ‘Ana bir baba bir’ dedi. Yutkundum. Çünkü karşıdan bir at hırsızı geliyordu. Adamın yüzünde nur yoktu ya. Ekpe Udoh’a benziyordu adam boy pos da dahil olmak üzere. Yani bana bi vursa yüzde 90’ı israf olurdu yumruğun.

Diğer yandan kıza bakıyorum çıtı pıtı, güzel, bakımlı, hoş bir kız. Bırak kardeş olmayı aynı ülkede bile birbirinden farklı böyle iki insan yaşamamalı. Bunlar aynı annenin karnında büyümüş. Beş parmağın beşi bir olmuyormuş hakikaten.

Adam geldi yanımıza. Cebindeki telefonu, araba anahtarını ve sigarayı masaya koyduktan sonra belindeki babadan kalma altıpatları da çıkarıp onların yanına vurdu djskldad. Yok yok altıpatlar yok. Şaka o.

İşte kız tanıştırdı bizi. ‘Bu Abim Mehmet, bu da arkadaşım ........’ dedi. Korkudan sesim götüme kaçtığı için benden kız gibi bir miribi sesi çıktı.

Tanışma faslı bittikten sonra Mehmet reis sordu hemen memleket neresi diye. Dedim doğma büyüme İstanbulluyum, aslen de Karadeniz. İyi iyi dedi. 

Onlar nereliymiş bi tahmin edin. Adana. Hani hava çok sıcak diye güneşe mermi sıkanların, bomba yüklü araç şüphesi üzerine yolu tüple kapatanların, aşkı için pompalı tüfekle duvara kalp çizenlerin şehri Adana.

Ben zaten böyle internetten birisiyle tanışıp buluşma olaylarına alışkın değilim. Dedim ya hayatta gördüğüm yüz sayısı 7-8 diye. Kızla bile ilk buluştuğumda heyecan vardı. Bir de kızın abisinin yanımıza gelmesi düşünün beni ne hale soktu.

Ama arkadaşlar size şunu söyleyeyim. Ön yargı kötü bir şey. Ben kızın abisi sırf biraz daha esmer diye adamdan çekindim, adama Adanalı gaspçı muamelesi yaptım içimden. Birkaç dakika sonra hiç de öyle biri olmadığını anlamıştım ama. Sohbeti keyifli, kültürlü, kız kardeşiyle kahve içmemi dert etmeyecek kadar medeni bir insandı. Normal Adana şartlarında belki de bu cinayet sebebiydi.

Neyse biz Mehmet başkanla sohbet ediyoruz, Fenerbahçe’den yürüyorum ben. Abiyle de dostluk köprüleri kuruldu yani. Ama benim bedeviliğim biter mi? Tabii ki hayır. Telefonla haber geldi, kızın annesiyle babası da yarım saate kadar geliyormuş cafeye.

E dedim ben artık kalkayım o zaman. Ne alaka yani anne baba? Yok dedi Mehmet abi. Otur ne güzel konuşuyoruz işte. Söyle hele sen transfer var mı transfer? Transfer var abi şuradan metrobüs kalkıyor, ben ona binip ufaktan yol alıcam. Alamadım. Bunlar abi kardeş beni oturmaya ikna etti. Dedim bari bir lavaboya gideyim de elime yüzüme su çalayım.

Elimi yüzümü yıkarken aklıma birden fişşek gibi bi fikir geldi. Baktım tuvalet penceresine. Dedim ulan Hande Ataizi gibi kaç buradan kendi kendime. Öyle bi şeytan dürtükledi. Sonra düşündüm ki 26 yaşında insanım. E gördük ki Adanalılar adam da yemiyormuş. Git efendi gibi çayını iç.

Geri döndüm masaya, anne baba geldi, güzel bir aile ortamı oluştu. Ortalarında ben. Kıza bakıyorum beni ne hale soktun diye. O da benim düştüğüm durumu görüp içten içten bıyık altı gülüyor.

Ulan bir de meğer kızın annesinin doğum günüymüş ya o gün. Ufak bir pasta geldi alkış malkış tuttuk bildiğin. Ben de napayım artık her şey normalmiş gibi ortama uyum sağlamaya çalışıyorum. ‘Müjgan teyzecim vallahi ablaları gibi görünüyorsun öyle gençsin’ diyorum. ‘Tüh, bilsem eli boş gelmezdim hediye alırdım’ falan diyorum pişkinliğe bak.

Neyse yedik içtik eğlendik. Hesabı ben ödiyim hiç olmazsa ayıp olmasın diye niyetlendim. Onu da ödettirmediler. Üstüne bir de azar yedim kızın babası Hasan Amca’dan ben varken sen nasıl ödersin diye.

Saat geç oldu diye mahalleme kadar arabayla bıraktılar üstelik ki karşıda oturuyordum.

Gelgelelim unutulmaz bir gece oldu benim için. Kızın ailesi de iyi insanlarmış. Ama ben yine de sadece kızla buluşmayı tercih ederdim.

Ertesi gün kıza ‘Benim tüm bunları yazacağımı biliyosun di mi?’ dedim. ‘Evet, hatta aileme de okutacağım.’ dedi. Bu ne yaa, nereden nereye geldik. İnsanların birbirleriyle sevgili olabildiği bir internet buluşması, ‘Çok seviyoruz, yazılarınızı ailecek takip ediyoruz’ muhabbetine nasıl bağlandı bilmiyorum.

Ama şimdilik kızın amcaoğullarıyla tanışmak istemediğim için ikinci buluşma zor gibi görünüyor djskldsa.