EĞLENCE

İş hayatımın henüz 2. haftasında yaptığım televizyonculuk tarihine geçen hata :)

Author

Daha önceki bir yazımda biraz bahsetmiştim size çalıştığım profesyonellikten uzak televizyon kanalından.

Gerçekten garip bir yerdi. Normal bir iş yerinde yeni elemanlar için bir deneme süresi falan olur, bu adamlar bir süreliğine kontrol edilir di mi? Ben ne deneme süresine girdim, ne de doğru düzgün kontrol edildim. Henüz ilk mesaimde, daha önce televizyon tecrübem olmamasına rağmen yayın akışını düzenlemeye başladım varın siz düşünün amatörlüğü. Şefim Ahmet Abi iyi bir insandı ama onu da bezdirmişlerdi işten, pek takmıyordu.

İş hayatımın henüz 2. haftasında yaptığım televizyonculuk tarihine geçen hata :)

Adam bana 5 dakika işi gösterdi, otur yap dedi. 1-2 gün yaptığım şeyleri öylesine bi kontrol etti. 3-4. günlerden sonra işleri kontrol etmeyi de bıraktı. 5. günün şafağında ise Ahmet abiyi ‘Mesai bitti’ diye uyandırmaya başlamıştım. Gece uykusuna hasret olan Ahmet abi, iki sandalyeyi birleştirip uyuyordu her gece :D

Ahmet abi olmadığında ise orada çalışan biz kanı yokuşa doğru akan gençler kanallarla oyuncak gibi oynuyorduk. Sevdiğimiz bir şarkı bittiği zaman şarkıyı televizyonda yeniden yayınlıyorduk. ‘Acaba nasıl duracak?’ diye merak edip kanalın logosunu soldan sağa çekiyorduk falan :D Yemin ediyorum televizyonculuk tarihi böyle troll görmemiştir.

İş hayatımızın ikinci haftasında en ciddi işimizi yapmamız gerekiyordu. Üstelik tek başımıza. Ahmet abi o gün hasta olduğu için gelmemişti. Almanya’dan naklen yayın yapacaktık. Biraz detay verecek olursam olay şöyle. Hani bu şarkılı türkülü halaylı programlar var ya. Bizim kanalda da Baran Show ve Elvan Ezgiler diye öyle iki tane program vardı ve onlardan bir tanesini yayınlayacaktık. Program Almanya’da çekiliyor. Biz sadece programın başında görüntüyü bizim televizyona aktarıp programın sonunda çıkacaktık. Bir de gerekli KJ’leri basacaktık.

Arkadaş Almanya’yla senkronizasyonu sağlamak için telefonun başında, ben reji masasında. Yayın için 10’dan geriye sayıyoruz. 5-4-3-2-1 yayıınnnn. Reji masasında bir kol vardır görüntüyü değiştirmek için çevik bir hareketle onu çektim ve Almanya’daki yayını bizim televizyona verdim. Sonra hızlı bir şekilde KJ’yi ekrana bastık. Mission completed. İşi halletmiştik. İkimizde de aniden siyah güneş gözlükleri ve takım elbise belirdi. Gururlu ve mağrur bir şekilde birbirimize bakıyorduk. Arkadaşım bir sigara yaktı, ben ayaklarımı masaya uzattım. Sanki uzaya füze yolladık amk.

Neyse o gecenin kazık olayı buydu. Bunu atlattıktan sonra mesainin geri kalanı da kolay bitti. Sabah oldu, evlerimize döndük. Ertesi gün yeniden geldik işe.

Ulan baktık ki gündüz şefi Hikmet abi ile gece şefi Ahmet abi sinirli bir şekilde bizi bekliyor. Sonra onların da üstü Seyfettin abi geldi reji odasına.

-Ne yaptınız lan siz?

+Ne yapmışız abi… (Heyecan içindeyiz)

-Dün naklen yayını yaptınız mı?

+Yaptık abi.

-Hangi programı yaptınız?

+Elvan Ezgiler

-Nah Elvan Ezgiler!

Meğer dün gece yayınlanan program Baran Show imiş. Ama biz o programa Elvan Ezgiler’in KJ’sini basmışız. Aynı şekilde ekrandaki ‘bizi arayın’ kısmında Baran Show’un değil Elvan Ezgiler’in telefon numarasını vermişiz.

Önceki gece uzaya yolladığımız güdümsüz füze, Allah tarafından güdümlenip bizim bir tarafımıza girmişti.

Orada epey bir azar yedik biz tabii. Küfür kıyamet havada uçuştu. Diyemedik ki “Bu kodumun programlarını bizden başka kim izliyor sanki!” diye.

O gece biz iki arkadaş kovulmayı bekliyorken Seyfettin abinin siniri geçti ve hadi dönün işinizin başına dedi. Kral adamdı Seyfo. Orada çalıştığımız müddetçe bize çok bağırdı çağırdı ama hep arkamızı kolladı.

Bu da televizyonculuk tarihine geçen bir utanç anımdır.