HIKAYE

Lisedeyken Rıdvan diye yanlışlıkla müdür yardımcısını dövmüştük #okulanım

Author

#Okulanım deyince zaman tüneli doğrudan lise yıllarına gider çünkü en saçma, en absürt olaylar her zaman lisede yaşanır.

Lisedeyken Rıdvan diye yanlışlıkla müdür yardımcısını dövmüştük #okulanım

Lise yıllarını anarken her zaman yüzümde bir gülümseme belirir. Çünkü boş adamlığın zirvesindeydik o zamanlar, çok afedersiniz dünyayı şeyimize takmıyorduk. Varsa yoksa makara kukara, az buçuk da itlik serserilik. Kötü bir duruma düşsek bile bir şekilde o durumu bir eğlence ayinine dönüştürebiliyorduk. Aşk mı? O da ne! Meslek lisesinde okuduk la biz.

Meslek lisesi dediğim de öyle elektrik bölümü falan okumadım. Onların hali daha beter çünkü biliyorum takım çantasıyla okula giden arkadaşım vardı benim. Gazetecilik okudum ben. Aslında güzel bölüm ama bizim dönemden birisinde artık nasıl bir cenabetlik varsa o sene bizim bölüm elektrik bölümlerinden beterdi. Gazetecilik bölümünün diğer bütün sınıflarında en az 25-30’ar tane kız varken bizim sınıfta sadece 1 tane kız vardı. Anlayacağınız lise hayatım aşırı uzun dönem askerlik gibi geçti benim. 4 sene, boru değil.

Neyse. Bizim sınıfta kız yoktu ama eğlence ve dostluk çok üst noktalardaydı. Mevcudumuz da az olduğu için sınıfta gruplaşmalar olmazdı. Gülünecekse hep beraber gülünür, ağlanacaksa hep beraber ağlanırdı. Beraber eğlenmeyi iyi bildiğimiz gibi beraber problemlerle baş edebilmeyi de iyi bilirdik.

Ama işte tek sıkıntı kız yoktu kız. E kız olmayınca bizler de sık sık hayvanlaşıyorduk haliyle. Futbol ve uzun eşek gibi şeyler soft eğlencelerimizdendi ama daha hard eğlencelerimiz de vardı. Mesela eğlencesine karambol yapıp birbirimizi döver, bundan psikopatça zevk alırdık. Dövmek dediğim de kafa göz dalmaktan bahsetmiyorum, ortaya alınan bir kişinin itilip kakılması işte. Şimdi kulağınıza belki saçma geliyor ama eğlenceliydi. 26 yaşındayım şu an, yine olsa yine yaparım.

Bir de karanlık oda ayinimiz vardı, onu da anlatayım.

Fotoğrafla az çok ilgili olanlar bilir. Eskiden fotoğraf banyosu diye bir şey vardı. Yani basitçe anlatmam gerekirse fotoğrafların baskısında bu işlem yapılırdı. Bu işlemin yapılması için de karanlık bir mekana ihtiyacınız vardır. Tamamen karanlık, sıfır ışık.

Biz de Gazetecilik bölümü öğrencisiyiz ve fotoğraf dersleri de alıyoruz. Ama o analog dönem öğrencilerinden değiliz tabii, dijital döneme yetiştik biz. Fotoğraf banyosu falan da hiç yapmadık ama bizden önceki neslin bu dersleri alabilmesi için bölümde bir adet karanlık oda mevcutmuş. Zaman geçip devir değişince bu karanlık oda depo olarak kullanmaya başlanmış. Ama ışıkları kapattığında oda hala karanlık, hiçbir yerden gram ışık girmiyor.

Sanırım lise 3’teyken zaten amacı dışında kullanılmaya başlanan bu karanlık odayı biz hepten farklı bir amaç için kullanmaya başladık. Bu karanlık oda bizim karambol yaptığımız, teneffüslerde patara kütere birbirimize daldığımız ve kimin kime vurduğu belli olmadığı için asla küslük kırgınlık yaşamadığımız bir yer haline geldi.

Koridorda dikilirken gözle kurulan temaslar sonrası bir kişi belirlenir ve bu odaya çekilirdi. Sonrasında o kapı kapanır ve içerisi zifiri karanlık. Artık kimin kime vurduğu belli değil. Yaklaşık bir dakika boyunca içeriden anlamsız anlamsız sesler gelir. Hırçınlık ve mücadele dolu 60 saniye sonra odadan çıkan herkesin yakası paçası dağılmış halde olurdu.

Bu karanlık oda, bizim butik dövüş kulübümüz gibiydi. Karanlık oda ayininin ilk kuralı, karanlık odadan bahsetmemektir. Karanlık odanın ikinci kuralı, kimseye karanlık odadan bahsetmemektir. Karanlık odanın üçüncü kuralı, zil çalar veya odaya öğretmen girerse dövüş sona erer. Son kural, eğer bizim sınıfa yolunuz düştüyse o dayağı yiyeceksiniz.

Biz hayatın bir yarış olduğunun, diğer okullardaki rakiplerimizin efendi gibi kendini geliştirdiğinin farkında bile değilken böyle saçma sapan şeylerle uğraşıyorduk işte. Her gün mutlaka en az 1 teneffüste karanlık oda ayinini gerçekleştirip tanrılara kurban adıyorduk. Bu kurban da en çok Rıdvan oluyordu. Çünkü en çok tepkiyi Rıdvan verirdi. Karanlık odaya alındıktan sonra hepimiz yediğimiz dayağa gülüp geçerken Rıdvan dellenirdi. Odadan bi çıkardı ki burun delikleri nefes almaktan koskocaman olmuş, gözler kıpkırmızı, kaşlar çatık... O böyle tepki verdikçe onu daha çok döverdik. Biz daha çok dövdükçe o daha çok tepki gösterirdi. Bu devran böyle sürdü gitti işte.

Bir gün yine Rıdvan’ı karanlık odaya almış döverken kısa süreliğine kapı açılıp kapandı ama önemsemedik pek. Herhalde Rıdvan’ı dövmek isteyen biri daha geldi odaya dedik. Kapı tekrar kapanınca ortam zifiri karanlık hale büründü. Artık kimin Rıdvan olduğunu bilmeden vuruyoruz birilerine. Yine böyle yaklaşık 1 dakika içeride bir kaos yaşandı. Bağırış çağırışlar eşliğinde kapılar açıldı kapandı. Sonra biz hunharca kahkahalar atarak karanlık odadan çıktık ki Rıdvan dışarıda bekliyor. Arkamızı bi döndük karanlık odada yakası paçası dağılmış, perişan halde olan müdür yardımcısı var... Haydee. Tekrar önümüze döndük ki Rıdvan ortasında devasa bir aralık bulunan dişlerini göstermekten zerre çekinmeden kis kis gülüyor bizim düştüğümüz duruma.

Meğer karanlık odadaki hengameyi duyan müdür yardımcısı ne oluyor diye bakmak için içeri girmiş. O esnada arada o da kaynamış. Rıdvan ise fırsattan istifade kendisini dışarı atmış.

Odadan saçı başı dağınık halde çıkan müdür yardımcısı karşısında Rıdvan’ı salak salak gülerken görünce ilk tokadı ona yapıştırdı fgdhkf. Ulan Rıdvan, ne şartta olursan ol dayak hep seni buluyor.

Sonra sen müdür yardımcısı Rıdvan da dahil tüm sınıfı bi alırsın odaya, bizi bi pataklarsın ki efsane. Boynumuz da kıldan ince ne diyeceksin ki adama. Biz sizi yanlışlıkla dövdük hocam mı? Ayrıca dayak disiplinden iyidir. Okulda en efendi, kavgadan gürültüden en uzak sınıf biz olduğumuz için disipline gönderilmeyip dayakla kurtartık paçayı. Dayaktan sonra da iyi bir gözdağı. Bir daha böyle bir şeye tanık olursam disipline gidersiniz vs vs.

Biz tabii ki bu ayine devam ettik ama kapı önüne bir nöbetçi bırakmayı da asla ihmal etmedik. Rıdvan’ı dövmenin zevkini okul bitene kadar sürdük.

Çok eskilerde kalan o zamanları iç çekerek hatırlıyorum şimdi. Biz lise tayfasıyla her Ramazan kesinlikle tam kadro buluşur iftar yaparız. Uzun vakitlerce oturup eski günleri yad ederiz. Muhabbet o kadar keyifli olur ki adeta o yıllara küçük bir zaman yolculuğu yapmış gibi oluruz. Yalnız son buluşma bende derin bir etki bıraktı be... Yemekti çaydı derken sohbet dallanıp budaklandı. Saat 11 gibi bizim Rıdvan'ın ‘Beyler evde hanım bekler artık kalkalım’ demesiyle gerçek dünyaya dönebildim. Adam sahiden evlendi lan. Hem de 1 sene oluyor evleneli. 

Birden gözümün önünden geçmiş ilişkilerim geçti ama bu yarım salise falan sürdü. Aa o da ne, zaten toplasan bikaç tane sevgilim oldu benim. Hayatıma bakılırsa yeni birinin olacağı da pek mümkün görünmüyor yakın zamanda. Ulan adamlar evlenmiş ben hala boş beleş işler peşindeyim. Ama konu bu değil zaten. 

Konu #okulanım'dı.