HIKAYE

Soluk soluğa izleyeceğiniz bir referandum yarışı!

Author

16 Nisan Pazar günü yapılacak Anayasa Değişikliği Referandumu’nun sonucu ne olacak?

Anlatıyorum. Çayınızı kahvenizi alın gelin.

Soluk soluğa izleyeceğiniz bir referandum yarışı!

Saat 1-2 suları arabayla Büyükdere Caddesi’nde seyrediyorum. Saat itibariyle trafik kilit değil ama hızlı da akmıyor. İbre 15-20-30 arası değişiyor işte. Yine de Büyükdere Caddesi’nin sakin bir hali diyebilirim. Yanımda da bizim Halil abi.

Bir elim direksiyonda, diğer elim radyoda kanalları zaplaya zaplaya giderken sevdiğim bir şarkıya denk gelip durdum. Sıla’yla birlikte ben de içimden mırıldanmaya başladım şarkıyı. Sese de birazcık abandım. Sıla bu. Sıla dersen akan trafiği durdururum baba.

Sılacım şarkıyı güzel güzel söylerken arkadan gümbür gümbür bir ses yaklaşmaya başladı. DÜŞMEZ ŞAŞMAZ BİR ALLAH HAYIR OLUR İNŞALLAH BU KADARI DA FAZLA GEL KURTUL BİR HAYIRLA. Dikiz aynasından baktım ki CHP’nin otobüsü hayır propagandası yapıyor. ULAN BİR ŞARKI KEYFİMİZ VARDI BEE!

Çaresiz radyoyu kapatıp CHP’nin şarkısını dinlemeye başladım. Ben de nasıl vokal ruhlu insansam bu sefer Hayır şarkısını mırıldanmaya başlamıştım. Bizde öyle. Tencere tıkırtısı, kapı gıcırtısı. ‘Abi referandum da yaklaştı be, sence sonuç ne olur?’ diye sordum. ‘Hayırlısı olsun’ diyerek kısa bir yanıt verdi Halil abi. Belli ki o da bıkmıştı bu kargaşadan. Normalde politik bir abimizdir çünkü.

CHP otobüsüyle beraber 50 100 metre ilerledik ki bu sefer yan yoldan AKP otobüsü şarkılarıyla şiirleriyle çıkageldi. EVET SÖYLÜYORUM EVET İSTİYORUM EVET SEVİYORUM AŞIĞIM SANAA. Yok pardon bu Ebru Gündeş’in şarkısıydı. AKP DİRİLİŞE EVET YÜKSELİŞE EVET VATAN İÇİN MİLLET İÇİN HEP BİRLİKTE EVET nidalarıyla geldi.

Bir yandan AKP otobüsü, diğer yandan CHP otobüsü derken ortalık iyice karıştı. İkisinin de ne dediği anlaşılmıyordu. Kendimi Beyaz Futbol programında Rasim Ozan Kütahyalı ile Abdülkerim Durmaz arasında kalmış gibi hissediyordum. Kendi seslerini daha çok duyurmak için sese abandılar da abandılar. Ama benim duyabildiğim tek şey ise haşır huşur bir şeylerdi. “Evet kardeşim hanginizin sesi daha çok çıkarsa ben ona oy vericem aynen devam” diye de içimden de söyleniyordum bir yandan.

Volume seviyesini olabilecek maksimuma getirdikleri zaman bu sefer otobüsler yarışmaya başladı. Önce CHP biraz öne geçti. Sonra AKP biraz gazladı. CHP, AKP’nin önüne kırdı derken bu ikisi bildiğin yarışa tutuldu ve makas ata ata trafikte ilerlemeye başladılar. Ben de ambulansın peşine takılır gibi onları takip etmeye başlamıştım. Böylesi bir yarış seçim tarihimizde görülmemişti.

Her zamanki gibi sıradan bir güne uyanan masum vatandaşlar, yavaş akan trafikte Evet ile Hayır’ın kıyasıya bir yarışına tanık oluyordu. Onlar araçlarının camından olayı seyretmekle yetinirken ben araştırmacı gazeteci edasıyla peşlerine takılmıştım. Bu yarışın 16 Nisan’dan önceki sonucunu görmesem çatlardım.

Zincirlikuyu’ya gelmiştik ki bir de ne olsun. Burada da MHP ve HDP otobüsleri birbiriyle münakaşa içinde. MHP, IRMAĞIN AKIŞINA ÖLÜRKEN HDP, SEN BENİMLE HALAY MI EDİYORSUN dercesine bir şarkıyla karşılık vermeye çalışıyordu.

Bizimkiler sollayıp geçti bunları. Kısa bir süreliğine de olsa AKP’yi solda görmenin verdiği şaşkınlıkla peşlerinden gitmeye devam ettim ben de. Referandum yarışında biz de varız diyen MHP ve HDP otobüsleri de ibreyi artırarak bizim peşimizden gazladı.

Dikiz aynasından MHP ve HDP'nin de yarışa katıldığını görünce biraz yavaşlayarak beni geçmelerine izin verdim. Tarafsızlık ilkesi gereği büyük trafiği görmem gerekiyordu. 

Az önce haşır huşur duyduğum şey şimdi daha da karışmıştı. Evet ve Hayır güçleri 4 parti otobüsü volume savaşları veriyordu adeta. Dört büyükler 100 bin kişilik bir stadyumda toplanıp hepsi birden tezahürat yapsa böyle bir ses doğurabilirdi anca. Kaos nedir diye sorsalar o an bundan daha iyi bir örnek veremezdim. Suriye'deki bir savaş muhabiri eminim ki benden daha kötü bir durumda değildi o an. 

MHP otobüsünden bıyıklı bir abi çıkıp HDP otobüsüne tahrik edici davranışlarda bulundu. Buna HDP otobüsünden çıkan bıyıklı bir abla karşılık verdi. AKP, CHP'ye 'açsana lan camı' hareketi yapıp yarışı E-5'e taşımayı teklif etti. CHP ise vitesi 5'e takarak bunu onayladığını belli edince Zincirlikuyu'dan E-5'e bağlandık ve Beylikdüzü'ne doğru yol almaya başladık. 

Millet Hızlı ve Öfkeli 8'i sinemada izleyedursun ben o aksiyonun bildiğin içindeydim. AKP otobüsünü Jason Statham, HDP otobüsünü Michelle Rodriguez, CHP otobüsünü Dwayne Johnson ve MHP otobüsünü Vin Diesel kullanıyordu sanki. Artık bu yarış basit bir şeyin ötesindeydi. Sanki Beylikdüzü'ne ilk varan referandumu kazanacaktı. 

Dört tane otobüs E-5'te kıyasıya bir yarış içindeyken halk, metrobüs camından olan biteni televizyon izler edasıyla izliyordu. Halkın da olaya dahil olması üzerine otobüslerin içinden insanlar çıkarak kendi ideolojilerine has hareketlerle halkı selamlıyordu. Zafer işaretinden tut bozkurtuna, sol yumruktan tut rabiasına kadar. Hatta AKP otobüsü işi abartıp Şahin gibi ara gaz vererek halkı da gaza getiriyordu. 

Haberi alan Beylikdüzü Belediyesi ise metrobüs durağının yanına güzel bir finish çizgisi çizdirmişti bile.

DEVAM EDECEK...