EĞLENCE

Uluslararası yatırımcıyla öğlen yemeğine çıkıp tavuk döner yemek

Author

Her zaman biz işçi tayfayla patron-yönetici tayfa arasında fark vardır. Bir de her ne kadar rahat bir yerde çalışırsan çalış belli bir resmiyet olur bu iki farklı kesim arasında. Olmalıdır da. Hiç maaş verenle alan bir olur mu?

Uluslararası yatırımcıyla öğlen yemeğine çıkıp tavuk döner yemek

Benim çalıştığım şirket rahat bir yer. Yöneticimle bir abi-kardeş ilişkisi içerisindeyiz. Senli benli konuşuyoruz adamla siz hesap edin. Burada bir tek uluslararası yatırımcıya ‘Siz’ diye hitap ediyorum. Aslında o da sempatik bir insandır, zaman zaman gelir biz çalışanlarla oturup sohbet falan eder. Ama yine de resmiyeti koruruz. Bu kadar da olsun bir zahmet.

Neyse. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’ye geldi bizim uluslararası yatırımcı. Yöneticilerle toplantı neyin yaptılar, raporları incelediler falan fistan bir şeyler. Klasik yönetim şeyleri işte. Onlar toplantıdayken de saat öğleyi bulmuştu. Yemeğe çıktık biz de.

Biz çalışanların şöyle bir algoritması var öğlen yemeği konusunda. Eğer bir gün pahalı yerde yediysek ertesi gün mutlaka ucuz yerde yeriz öğlen yemeğini. Önceki gün de ayıptır söylemesi bir steakhouse dükkanına gidip hunharca yemiş, ortalama 40 lira hesap bırakmıştık. E hadi bari bugün tavuk dönerciye gidelim dedik.

Gültepe’de ucuz, dandik bir tavuk dönerciye vardık. Yarım ekmek döner + ayran 3,5 lira :D İşçi dostu bir mekan. Fiyat performans canavarı.

Mekana oturduk, pasaklı garsona siparişimizi henüz verdik ki bizim yönetici aradı nerdesiniz diye.

-Abi yemeğe çıktık.

+Onu biliyorum canım, nereye gittiniz? Biz de gelelim diyoruz.

-Tavuk dönercideyiz bizim aşağıdaki ama siz sevmeyebilirsiniz.

+Oğlum başka yer mi bulamadınız. Hulusi Bey dedi arkadaşlarla birlikte yiyelim diye. Başka yere geçin.

O sırada pasaklı garson tavuk dönerlerimizi kırmızı plastik bir tabakta önümüze koymuştu bile. 'Abi siparişler geldi ama…' dedim yöneticiye. Sonra derinden bir ses duydum telefondan. Hulusi Bey’in sesiydi. Gidelim yahu neredelerse biz de yiyelim. Bilmiyordu ki tavuk dönercide olduğumuzu. Belki tavuk dönerin bile ne olduğunu bilmiyor olabilirdi.

Bunların ikisi bir geldi tavuk dönerciye jilettt. Güneş gibi parladılar 25 metrekarelik dükkanda. Bize 'Ne vereyim abime' diye yaklaşan o pasaklı garson, saçına başına özen gösterdikten sonra bizim patronlara yaklaşıp 'Ne arzu edersiniz efendim' diye sordu. Lan biz adam değil miydik de bize it gibi muamele gösteriyosunuz aq. Neyse.

Hulusi Bey bir menüye bakıyor, bir mekana, bir yöneticiye 'Ne yicez la biz' der gibi. Yönetici, bir Hulusi Bey'e bakıyor, bir dönere, bir de bize 'Sizin yapacağınız işin amk' dercesine. Bizse hala trileçeyi kesiyoruz dolaptaki yemekten sonra gömsek mi diye.

Birer yarım döner söyledi yöneticiyle yatırımcı. Ulan bize kırmızı plastik tabakta gelen döner onlara porselen takımda geldi. 40 yılda bir gelen misafire çıkarılan takımlar gibi bir yerden porselen takım çıkardı adam. Bir insana ikinci sınıf insan olduğu bu kadar belli edilir!

Abi bizim yatırımcı döneri ısırmaya başlayınca beni bir gülme alacak gibi oluyor zor tutuyorum kendimi. Tek bir arkadaşla bile göz göze gelsem kahkahayı patlatacağımdan o kadar emindim ki. O yüzden gözlerimi yönetici ve yatırımcıdan asla ayırmadım. Konuştukları ciddi şeyleri pürdikkat dinlemeye çalıştım ama nafile. Karşımda kim olursa olsun, tavuk döner yiyen birini ciddiye alamıyorum aq.

Zor bela bir şekilde dönercide olduğumuzu unutup iş sohbetlerine dalıyoruz ama kısa süre sonra dikkatimizi dağıtan bir şey illa ki oluyor. Abime bir yarım yaaaap! Motor az önce yola çıktı abi geliyor. Lan Murat nerde hadi sipariş bekliyor adamlar. Ve bunun gibi bir sürü çirkin gürültüler zinciri.

Bizim yatırımcı da canım hiç bulunmamış hayatında böyle bir ortamda. Sürekli etrafı inceleyip 'Vay amk' diyor içinden belki de. Ara sıra düşüncelerini içinde tutamayıp bizlerle de paylaşıyor 'Ben böyle bir şey görmedim' diye. E ama kendi kaşınmıştı. Ağasın lan sen, bizim gibi marabalarla aynı sofraya ne diye oturuyorsun :D

Dönerlerimizi bitirince o pasaklı garson tekrar geldi çay vereyim mi diye. Beşimiz hep bir ağızdan HAYIR dedik. Ulan herkes bir an önce kaçmaya bakıyormuş şu gergin ortamdan.

Hesabı ödemeye kalktık. Yatırımcı dedi ki ben öderim. Ee ağanın eli de tutulmaz, tamam dedik. Hesap bi geldi 17,5 lira. Yok diyor bizim yatırımcı, hepsini ödeyeceğim. Yazık tek kendi yemeğini o kadar tutuyor sanmış. Dönerci dedi abi hepsinin toplamı bu kadar zaten :D Sonra 20 verdi bizim yatırımcı, üstü kalsın dedi.

Mekandan çıktığımızda şok olmuştu Hulusi Bey. Hala ödediği hesabın komikliğini yaşıyordu. Zira 17,5 lira bize göre bile ucuzdu. Ama Hulusi Bey'e göre 25 kuruş falandı herhalde bu para. Döviz hesabıyla 5 dolar bile değildi.

Şu an bildiğim tek şey ofise geldiğimizde yatırımcının yüzünün gülmesiydi. Umarım yemek kartımızdaki bakiyeyi düşürmez :(