FOTOĞRAF

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Author

Tunceli EMEK Gazetesinden Hüsniye KARAKOYUN yazdı...

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Daha fazla haber ve makale için www.tunceliemek.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz...

***

“Geceleri gerdanlık, gündüzleri mezarlık.” Bu tanımlama, yüksekçe bir tepeye kurulu kalenin hemen altında ovaya hakim noktada yükselen 12 bin yıllık şehir olan Mardin için kullanılır.

Güneydoğu Bölgesinde yer alan illerden biri olan Mardin, Müslümanlar, Süryaniler, Ermeniler'e uzun süre ev sahipliği yapsa da, geçmişte de bir çok uygarlığın istilalarıyla farklı kültürlere tanıklık etmiş.

Geçmişte Tunceli'de valilik yapan Mustafa Yaman'ın mülki amirliğinde tarihi yolculuğunu sürdüren Mardin, tarihi binaları geçmişte beyaz badana ile boyanmış halleri ile ben gibi tarihi binalara hayranlığı olanları üzmüşken, değişen koşullar, insanların tarih bilinci artmasa da, tarihten nemalanmaları, zorunlu bir değişimi de beraberinde getirmiş.

Özellikle Kürt yaşamı, töre, aksanlı Türkçe ile yapılmış Türkiye filmlerinin çoğunun çekimleri Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biri olan ve M.Ö.4500'den başlayarak klasik anlamda yerleşim alanı olan Mardin'de çekiliyor.

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Zaten Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Selevkos, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Artuklular'ın istilalarından sonra, kent sürekli el değiştirirken, bir ara bizimle ortak noktası olmayan ve benzerliğimiz soyadımızın bir kısmından ibaret olan Karakoyunlu, Akkoyunlular ile sonrasında Osmanlı'ya mülk olmuş, bu nedenle de bu zaptu raptlardan sonra da her millet kendinden bazen bir, bazen çokça yapıyı ardında bırakarak bugünkü Mardin'in dağın yamacına sırtı yaslanmış, buram buram tarihi mekanlar kokan kenti bize ulaştırmış.

Roma ve Bizans hâkimiyetinden itibaren Hazreti Ömer'in halifeliği sırasında Müslüman Arapların eline geçen Mardin, Malazgirt Zaferinden sonra Türklerin hakimiyetine girmiş. 

1517 yılında Çaldıran Zaferinden sonra Osmanlı topraklarına katılan il, önce Diyarbakır'a bağlı bir sancak haline gelmiş, Cumhuriyet döneminde de vilayet olmuş.

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Şu sıralar 2007-2009 yılları arasında Tunceli Valisi olarak görev yapan Mustafa Yaman'ın vali ve son yılların literatürümüze soktuğu haliyle belediyesinin de kayyum olarak aynı elden yönetildiği kent, konukseverliğini Vali Yaman ile birleştirmiş durumda. Güçlü teşekkür ve onur duygusuyla donatıldı Sayın Vali Yaman ile tanışan herkes.

Gaziantep’te davetli olduğum bir düğün sonrası bu nedenle Mardin'di duraklarımdan biri de. Antik kentler, tarihi yapılar ve farklı kültürlere mensup yaşayanlarla harmanlanmış bir geçmişi var bu kentin.

Şehirler hikayeleriyle bütünleşir ve ona göre siluete bürünür adeta. Dara Antik Kenti, Deyrul Zafaran Manastırı, Mor Abrohom Manastırı, Sabancı Müzesi gezebildiklerimizken, kentin dar sokakları, basamak basamak dağa doğru tırmanan halleri, geçmişte saldırılara karşı korunma güdüsünün de yansıması adeta.

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Telkâri (Gümüş ve altın işlemeciliği), taş işlemeciliği, iğne oyaları, Midyat Nakışı, bakırcılık-kalaycılık, semercilik, nalburculuk Mardin ile özdeşleşmiş el sanatları olsa da, bu kenti gurme olarak da ön planda tutan tatları olduğu muhakkak.

Gaziantep, Urfa, Mardin, Hatay illeri zaten mutfak zenginliği, bol baharatlı yemekleriyle ön plana çıktı hep.

Bu geziye eşlik edenler de kuşkusuz çok kıymetliydi. Onlarla gezmek belki yaşama düşülen unutulmaz anlar arasındaki çentiklerden biriydi.

Ev sahibi edasıyla kenti gezdiren Fevvaz Timur, Selin-Mehmet Yılmaz çiftinin kıymetlisi Zerya’nın içine yetişkin biri kaçmış büyümüş de küçülmüş hallerine rağmen, çocuk olmanın en güzel sevimliliğiyle yetişkin biri edasıyla bizimle mağara-dağ-taş gezip bu haliyle de geziyi daha anlamlı kılarken, Sayın Vali Yaman’ın talimatlarıyla bizi Mardin’e özgü irok (içli köfte), kibbe ve tatlılarından Harire ile buluşturan Bülent ve Cengiz bey de dostluk hanesine düşülen güçlü isimler oldu.

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Mardin’i, geride Mezopotamya’dan güneş çekilirken aracın aynasından bu anı fotoğraflayarak bırakarak ayrılırken, dimağımda buruk bir tat kaldı.

Kendim için gezdim, sizin için yazdım...

Nitekim, çocuklara olan büyük sevgimin en güçlü tezahürü Zerya’da bütünleşirken, bir de her gezi-gözlemden damıtılan huzur, yeni yerler görme merakıyla dürtülendi; “Bekle Ey Dünya! daha görmek istediğimiz çokça yerin var” diyen iç sesi eşliğinde…

                       Hüsniye KARAKOYUN/Tunceli EMEK Gazetesi