KÜLTÜR

Tunceli’nin Valileri, Valilerin Tunceli’si (2)

Author

Tunceli EMEK Gazetesinden Hüsniye Karakoyun Yazdı...

Dün Dersim adıyla çıktığımız tarihi yolculuğun ardından, haber-derlemenin bugünkü bölümünde Dersim Tertelesi’nin bazı kaynaklarda yer alan halini özetleyeceğiz. Bu bilgileri yazarken elbette tanıklıklar değil, kaynaklardaki bilgilere yer verilmiştir.

Tunceli’nin Valileri, Valilerin Tunceli’si (2)

İşte wikipedi’de yer alan ve farklı farklı kişilerin nitelendirmesiyle Dersim Tertelesi-Katliamı-Ayaklanmasına dair o bilgiler; “...Osmanlı döneminde yüzyıllarca yurtluk ve ocaklık biçiminde özerk olarak yönetilen Dersim Bölgesi'nde, özellikle Tanzimat'tan sonra, merkezi yönetimin güçlendirilmesi amacına yönelik düzenlemelere karşı sık sık ayaklanmalar çıkmıştır.

Bölge, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla özerkliğini kaybetmiştir. Aşiretler, yönetimlerinin elinden alınmasına karşı çıkmış; vergi vermek, askere gitmek gibi çeşitli zorunlulukları ise uygun bulmamıştır. 1930'ların ilk yarısında bölgede meydana gelen ayaklanmalar bastırıldıktan sonra, 25 Aralık 1935 tarihli 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı.

Buna göre; Tunceli iline bir askerî vali atanacaktı. Aynı zamanda dördüncü genel müfettiş sıfatını alan Vali General Abdullah Alpdoğan’ın geniş yönetsel, askeri ve yargısal yetkileri vardı. Ayrıca Alpdoğan'ın çok sert ve otoriter biri olması da isyanı tetikledi. Alpdoğan, düzeni sağlamak ve güvenlik açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri, il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye, il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi.

Yasanın uygulanmaya başlamasıyla, 1937 başlarında yeni olaylar çıktı. Bölgede güvenlik sağlanamadı ve hükûmet otoritesi kurulamadı. Bu sırada Suriye sınırına yakın bölge ve illerde de benzer olaylar görüldü. Hatay'a bağımsızlık tanıyan Milletler Cemiyeti kararından sonra, TBMM'de yapılan görüşmelerde, bu gelişmelerin başta Fransa ve Fransa'nın mandası altındaki Suriye tarafından kışkırtıldığı ileri sürüldü. Başbakan İsmet İnönü ise Tunceli ilinde iki yıldır izlenen reform programının amacının bölgenin uygar bir hale getirilmesi olduğunu

belirterek, programa karşı bölgede direniş olduğunu belirtti...”

***

Bu bilgilerin devamında isyan diye nitelendirilen tarihin gördüğü en korkunç kırımının taraflarca haklı bulunmaya çalışılan başlangıcına rağmen, tarih büyük bir dramı kaydetme konusunda kimbilir belki bir gün herkesi ortaklaştırmayı başarabilir.

Kimilerine göre bir kadına askerin sarkıntılığıyla başlayan, bazılarına göre ise Ocakzade (Ehl­i Beyt soyundan) Şeyh Hasan Kürt aşiretine mensup Abasan Aşireti reisi Seyit Rıza önderliğinde, asker ve vergi vermek istemeyen diğer aşiretlerce de desteklenen bir grup tarafından 20­21 Mart 1937 gecesi Harçik köprüsünün yıkılması, köprüyle Kahnut Bucağı arasındaki telefon hattının kesilmesi ve bölge askeriyesine düzenlenen saldırı ile başladığı öne sürülen olayların sonunda General Abdullah Alpdoğan’ın düzenlediği ilk harekât büyük başarısızlıkla sonuçlandı.

Bunun üzerine, Alpdoğan yanına aldığı 20.000 asker ile bir kez daha bölgeye gitti fakat dağları aşamadı. Bunun sonucunda bir hava saldırısına karar verildi. Gerekli onay alınınca, Mustafa Kemal’in manevi kızı olarak tarih kitaplarında yer alan Sabiha Gökçen davet edildi. Gökçen de kabul edip Hava Kuvvetleri'nden 3 uçak filosu ile havadan saldırı gerçekleştirdi...”

***

Tarihteki bu dramı tekrarlı aktarmak değil niyetim kuşkusuz ama bu olay; tarafların herbirinin farklı yansıtmalarına, tüm muğlak anlatımlara nazaran yüz binlerce insanın öldürülmüşlüğü, geride kalanların büyük kısmının sürgün edilmesi, Seyit Rıza ile beraberindeki 6 kişinin asılması olarak sürer. O gün yaşananların bugünkü yansıması dahi devamındaki kuşaklar ile o döneme tanıklık edenler nazarında travmatik bir geçmiştir artık. Ne kadar istense de unutulamayan...

O gün atadığı general ünvanlı bir vali ile kenti yönetmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti, güvenlik eksenli uygulamalar ve zaman zaman atadığı valilerle bunu sürdürmeyi istedi. Aralarda güvenliği önceliğine aldığı halde, halktan kopuk bir yönetim anlayışını reddedip Tunceli’de yaşayanlar ile bütünleşince çok sevilen valiler de oldu, gitsin diye dua edilip “İllallah” dedirtenlerde.

Vali Hakan Yusuf Güner’in Tunceli Valiliği katındaki duvara yaptırdığı panoda yer alan valiler arasına 41. olarak Tuncay Sonel de katıldı. Halk arasındaki deyim ile “41 kere maşallah” dedirtmesi temennisiyle şu ana kadar yaptıklarıyla “Hızlı ve genç” başlıklı bir habere konu olması muhtemel Vali Sonel’e dair de cümlelerin yer alacağı, Tunceli’nin valiler ile tarihi yolculuğunda, yarın EMEK’imizde isim isim valilere yer verilecek. 2004 sonrası görev yapanlar detaylandırılıp; icraatları, halkla bazı diyalogları eşliğinde kaleme alınarak.