KADIN

Tunceli- okumuşluk-seçim-geçim-iş-işsizlik halleri

Author

Bir yazı kaleme aldım. İşte geçtiğimiz gün duyurduğum Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri çıkış noktalı o yazının tamamı:

Hüsniye Karakoyun/Tunceli EMEK Gazetesi

Tunceli- okumuşluk-seçim-geçim-iş-işsizlik halleri

****

Munzur Üniversitesi, geçtiğimiz günlerde 4. Bölgesel Kalkınma Konferansı adıyla bir konferans düzenledi. Konferansı kısa bir bilgi notunun gazetenin mailine gelmesiyle öğreniyoruz. Bilgi kısıtlı olunca, rutin bir habere dönüştürülüyor. Oysa katılımcılar ile yapılan söyleşilerde, anlıyoruz ki gelenlerin aslında bir kısmı Tunceli’deki esnaf ve sanayici ile bir araya gelmesi gerekenler.

***

90’lı yılların sonunda başlayan ve gelenekselleştirilen Munzur Kültür ve Doğa Festivali vardı. Artık yok. Son yıllarda belediyenin sığlaştırdığı, geçtiğimiz yıl da IŞİD tehlikesi iddiasıyla yapılmayan festival, kayyum sonrası ekonomik gerekçe ile bitti.

Yapıldığı zamanlardaki o dört günlük sürede de yoğunluktan şikayet eden bir kenttik. Oysa, Güneydeki sahil köyleri dahi yaz aylarında deniz için giden milyonlarca insan ile köy olmaktan çıkar ve gelişir. Biz dört günü daralarak atlatma gayretindeydik. Elbirliği ile de bitirdik, gözümüz aydın (!)

***

TEOG’da son yıllarda hep Türkiye birincisiyiz. Türkiye zaten birinciliğimizi sahiplenme derdinde değil. Çünkü sonuçlar kamuoyuna resmi kaynaklarca açıklanmıyor. Ancak arada medyanın yakalayıp başarısını aktardığı Çemişgezek’teki çoban Mahir tarzı biraz magazin kokarsa haber, Milli Eğitim Bakanı ve ya Cumhurbaşkanı’nın o öğrenciyi makamlarına çağırması, medyada ilgili Bakanın Türkiye’deki başarıyı örneklendirirken “Bakın biz eğitimi her yere eşit götürüyoruz. Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinin dağlarında koyun otlatan çocuk dahi TEOG birincisi” cümleleriyle satırarası geçişlerine konu oluyor.

***

Çok okumuşluğumuz ile biliniriz. Gel-gör ki; Bir kent düşünün ki, bir ülkeye ve hatta yurt dışına sesini çok okumuşluğu, kültürel gelişmişliği ile duyurmuş ama bunu katmadeğere dönüştürememiş.

Çok okuyanların şehrinde, en çok insan kahvehane ve birahanelerde mi olur? Olmaz ama devlet de nedense bizim bu halimizi daha çok seviyor. Köyleri boşaltarak çatışmalı süreci bitireceğini söyledi. Süreç kırk yıldır devam ediyor, aldıklarını zannettikleri önlem sonrası ise olan sadece insanların büyükşehirlere, oraya buraya savrulması.

***

Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri, 1 Ekim 2017 tarihinde yeni yönetim kurulu üyelerini seçmek için sandık başına gidecekti. Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye genelinde TOBB’a bağlı tüm odaların seçimleri Nisan 2018’e ertelendi. Mizah sanmayın ki üstün zekalıların işi. Bu ülke mizahi bir ülke, Tunceli’de bunun yansıması. TSO seçimlerinin olacağı duyurulurken, şimdiki başkan Yusuf Cengiz yeniden aday olacağını açıkladı. Geçmişte başkanlık yapan Ali Asker Güler de kendisinin desteklediğini açıkladığı bir liste sunacaklarını bildirdi ve Cengiz’i eleştiren cümlelere yer verdi konuşmasında. Emekli Öğretmen olan Yusuf Cengiz “Listemiz gençlerden oluşacak derken, galiba bu arkadaşlar nüfus cüzdanlarına bakmamışlar” tarzında hicivli cümlelerle göndermede bulundu yeni açıklamasında. Cevap metninin edebi bir kalemden çıktığı kesindi. Cengiz’in önceki yazılı açıklamaları ile arasındaki bariz fark görülse de, tespitleri gülümseten türdendi.

İş insanı Erdal Güntaş önce aday olacağını duyurdu ardından da Yusuf Cengiz’in bir dönem daha başkanlık yapmak istediğini, emekli olduğunu söyleyerek ricasını kıramadığı için adaylıktan vazgeçtiğini açıkladı.

Muhtemelen seçim olsaydı, kimse bizden icraatlarını anlatarak oy talep etmeyecekti. Elimizi tutanlar uzun süre sallayacak ve Düzgün Baba’nın hatrına oy isteyecekti.

Tunceli’de genel, yerel, mahalli, meslek odası, STK seçimlerinde yöntem bu.

Haliyle vaad, yapılacak işler, icraat taahhüt edilmeyince sonuç da beklemiyoruz halk olarak. Şimdi milletvekili seçimi öncesi şunları yapacağım diye açıklamadıysa aday, seçildikten sonra karşısına geçip “Neden yapmadın?” sorgulaması da yapılamıyor.

Tunceli’deki Belediye Başkan adaylarının hiç seçime giderken vaadleri, seçilmeleri halinde yapacaklarına dair taahhütleri oldu mu?

Cevabınız CIK! ise, sorun onlarda değil seçende. Çünkü; milletin kendisinden ne beklediğini biliyor ve daha fazlasını vermeye gerek duymuyor.

Tüm bunların sonunda, derim ki gelin bu Tunceli TSO seçimleri bir Milad olsun ve yapacaklarına oturup kafa yormayan hiç kimseye oy vermeyin. O odayı değiştirip dönüştürmeyi, icraatlarını, kente ne katacağını, esnaf ve sanatkar için ne yapacağını planlayan, bize de bunu anlatanlara oy verin. Değilse, kendinizin “EVET bu yapar” dediğiniz isimleri yazıp o sandığa atın.

KOSGEB geçtiğimiz günlerde bir proje teklif çağrısına çıktı. Tunceli’den 3-5 proje sunacak insan da kimden nasıl bilgi alabileceğini daralarak araştırdı.

Yok…Öyle bir mecra yok. KOSGEB’in sistem üzerinden artık proje girişi talep ettiği o sistemin altyapısı uygun olmadığı için son günlerde sistem iyice kilitlendi ve az sayıdaki proje yapan insanlarda yüklemekte zorlandı yada yükleyemedi.

Tek uzmanı olan Tunceli’deki KOSGEB İl Müdürlüğündeki o uzman da eğitime çağırılınca, tam bir handikapa dönüştü süreç. İşte tüm bunlarda kentte zaten çatışmalı sürece yenik düşen ruh halimizi değiştirecek, dönüştürecek, iyileştirecek bir ışığa ihtiyacımız var. Kahraman beklemiyoruz, makama talip olandan gerekçelerini istiyoruz. Biz de azim var, onu alıp sürükleyecek muhtar, oda başkanı, belediye başkanı, milletvekili, kaymakam, vali beklentimiz var.

Yorgunluğun son demleri, makam işgaline dönüşmesin artık. Bu kente “Stratejik Bir Yol Haritası” yazalım ve onu ortaklaştırıp ulaşmak için çaba harcayalım.

Sinop TÜİK’in kendilerini son yıllarda “En mutlu insanların yaşadığı kent” ünvanını festivale dönüştürmüş durumda. “Mutluluk festivali” düzenliyor. En mutsuz da Tunceli seçildiğine göre, mutsuzluktan festival da çıkaramayacağımıza göre, zaten festivalleri de yüzümüze-gözümüze bulaştırdığımıza göre ne yapsak ki şimdi?

***

“Erzurumlu yaşlı birine muhabir soruyor: Amca bugüne kadar en çok hangi vali sevildi?

Adam bir isim söylüyor. Muhabir devam ediyor; Peki ne yapmıştı ki bu kadar çok sevildi?

Erzurum’a atanırken yolda kazada öldü!”

***

Çok çalıştığı için sevdiğimiz insanların artmasını yine heybemize umut diye attık, beklemelerdeyiz…