GÜNDEM

Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs

Author

Kaşif bir yönünüz varsa, gezip-gördükçe geliştiğinizi düşünüyorsanız ya da seyahat yazıları ilginizi çekiyor ve bindiğiniz uçaklarda ilk olarak yeni yerlerin keşfine dair makaleleri okuyorsanız, bu yazıyı okumak da ilginizi çekebilir...

Kıbrıs'a dair bir yazı bu ve Türkiye'nin kendisine "Yavru" gördüğü adaya isterseniz bir de benim gözümle bakın...Bu ülkeden çektiğim fotoğrafları geçtiğimiz hafta "Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs" başlıklı paylaşımda dikkatlerinize sunmuştum zaten...

Tunceli EMEK Gazetesinden Hüsniye KARAKOYUN yazdı...

Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs

***

Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs

Yazar-Şair Sabahattin Ali, 1933 yılında yattığı Sinop Cezaevinde Hapishane-5 şiirinin dörtlüklerinden birinde;

“Dışarda azgın dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma” diyor.

Şair, kapatıldığı Sinop Cezaevindeki hücresinde kalenin surlarına çarpan deli Karadeniz’in dalgaları eşliğinde, içinde sevdiklerine-memleketine ve en çok da özgürlüğe duyduğu hasretle yazdığı şiirindeki gibiydi Kıbrıs’ta Dome Otel’in duvarlarına çarpan kızgın dalgalar. Uyurken sessizliği seven biri olarak, bir gün denizin hırçın dalgalarının duvarlarına çarparak çıkardığı ürpertiyi, asiliği ve delişmenliği seveceğim aklıma gelmezdi.

Hayat böyleydi belki. Sevdiklerin ile asla yapmam dediklerin, doğruların ile kuşkuyla yaklaştıkların, beğenilerin ile mesafeli durdukların yer değiştirirdi kimi zaman.

Bu garip paradigmada, aslolan bir şey vardı ki ben nazarında; her görülen yer, gezilen mekan, okunan cümle hayatı daha anlamlı kılıyor, “Daha çok şey öğrenmekte ne kadar da geç kalmışım” hayıflanmaları yaşatıyordu.

Kıbrıs’tayım…

Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs

Akdeniz’in sorunlu adası olan ve Türkiye’deki Bülent Ecevit Hükümetinin 20 Temmuz 1974'te Türk Silahlı Kuvvetlerince başlattığı harekât sonrası bugünkü halini almış olan 3.355 km²’lik alanı, 313.626 nüfusu ile Kıbrıs Adası, ülkemizde bazı kesimlerin dilinde “Yavru Vatan” söylemi ile başlayan konuşmalara konu olsa da, gerçekte o yavru, çoktan “Ana Vatan”a fark atar yönde gelişmeler sergilemekte.

Yavru vatan (!) Kıbrıs’ta asgari ücret 2 bin 175 TL. Türkiye’de 1.404 TL. Üstelik bu ay kesintiler nedeniyle bu miktarın altına dahi düştü.

Türkiye’de kumar ve casino resmiyette yasak. Kıbrıs ise artık kumarın merkezi konumuna gelmeye başladı. Özellikle, Türkiye’den son yıllarda sırf kumar tutkusu nedeniyle bu ülkeye gidenlerin sayısının, adanın nüfusundan fazla olduğu öngörüsü var.

Türkiye’de başkasından transfer ile tüp bebek sahibi olmak yasak. Kıbrıs’ta ise son yıllarda haberlere de konu olan başka donörlerden alınan sperm ve yumurtaların bebek sahibi olmak isteyenlerde kullanılması nedeniyle 5 şehri olan bu küçük ada, aynı zamanda insan ırkının da karışım noktası haline gelmiş durumda. Üniversite okuyan, yaşları 17 ile 25 arasındaki genç kızlar, bazen daha iyi bir yaşam bazen de ailesinin ekonomik olarak kendisine yetmemesi nedeniyle yumurtalarını satıyor.

Aynı durum, erkek öğrenciler için de sıklıkla uygulanıyor ülkede. Hatta yakın zamanda Kıbrıs’ta tüp bebek merkezlerinden birindeki doktorun bebek sahibi olmak üzere başvuran kadınlarda kendi spermlerini kullandığı haberlere yansımıştı. Yine medyada zaman zaman yer alan bilgilere göre, Türkiye’den giden çok sayıda kadın ve erkek var, doğurganlıklarını parayla satarak hayatlarını idame ettirdiklerine dair.

Düşününce, zihin çatlaması yaşıyor insan. Gelecekte, kardeş kardeşe evlilikler gerçekleşecek muhtemelen farkında olmadan. Yumurta-sperm bağışı yapanlar, bunların kimlerde kullanıldığından bihaber.

Bunun çok defa gerçekleştiği düşünüldüğünde, aynı kadın ve ya erkeğin yüzlerce çocuğunun olması hiç de yadsınacak bir durum değil. Bu, habersiz dünyaya gelen çocuklar, halk arasında söylendiği haliyle “Kan çeker” misali birbirlerini gördüğünde çok sevmelerini aşk olarak görüp evlenebilir. Tüm bunların önüne geçmek mümkün değilken, Kıbrıs’taki bu yasal boşluk, uygulamaların sözde denetimine rağmen aslında denetimsizliği, geleceğe dair endişe kaynağı da olmalı.

3 günlük Kıbrıs gezisinde, denizin bu kadar güzel halleri, suyla muhabbeti hayli koyu olan beni, başka aktivitelerden alıkoysa da, sorarsanız bana yolunuz mutlaka bir gün Kıbrıs’a düşmeli. Yeni yerler görmeyi, dünyayı her defasında keşfetmek kadar özel ve anlamlı buluyorsanız, bu küçük adayı yurt dışı seyahati kapsamında mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs

Bir de Kıbrıs’ta, Türkiye’deki gibi kamu kurumlarının zarar ettiğinde hemen özelleştirilmesinin gündeme geldiği gibi, 1936 yılında inşaa edildiği belirtilen ancak zarar eden bu oteli işçi sendikası alarak hem personelin işten çıkarılmalarını engelleyen hem de kara geçirerek hizmetini personelin etkin çalışması ile sürdüren Girne’nin en eski otellerinden Dome Otel’in denize bakan ve dalgaların duvarlara çarparak çıkardığı hırçın sesleri dinlediğiniz bir odada mutlaka konaklamalısınız.

Gecenin karanlığını yaran ay ışığının aydınlattığı denize bakarak kahve keyfi de, bu sefanızı tamamlayan bir başka ayrıntı olabilir...

Türkiye’nin Esrarlı Bahçesi: Kıbrıs

Gezmek-görmek-okumak aydınlanmaktır. Aydınlanmaksa niyetiniz, mutlaka aralamalısınız dünya gözünüzü ve içinizdeki kaşifi serbest bırakmalısınız.

O zaman yaşadığınız yere sığmanız mümkün olur derim hep...Diğer türlü yaptığınız iş, küçük dünyaya hapsolup kısırdöngüye dönüşen hayatınız artık sırtınızdaki kambura dönüşecektir...

Uçak seyahatlerinde okuduğum kaşiflik barındıran gezi-gözlem yazılarını hep çok sevdim.

Varsa gezip görmeleriniz, yazarak ve fotoğraflar eşliğinde paylaşmanız mutlaka keyifli olacaktır.

Hüsniye KARAKOYUN/Tunceli EMEK Gazetesi
husniyekarakoyuntunceliemek.com.tr
Gazetemizi;
Facebook'ta: Tunceli EMEK Gazetesi
Twitter'da: TunceliEMEK
İnternette: www.tunceliemek.com.tr adreslerinden takip edebilirsiniz....