DIĞER

Yaşayan bilir: Ah şu askerliğin ilk günü!

Author

Askerliğini yapanların unutamadığı bir gündür. Kısaca hatırlatayım...

"Aradan çıkarayım bari" deyip askerlik şubesine yolun düşer ve birkaç aya gideceğin kesinleşir. İşte o birkaç ay hayatının en hızlı geçen dönemlerinden biri olacaktır. Sonra da hayatının en yavaş geçeceği yere doğru adımını atarsın.

Bambaşka bir şehre tek başına yola çıktığında bir hüzün çöker. Oysa alışkın olduğun bir durumdur, üniversitede defalarca yalnız yolculuklar yapmışsındır ama bu defa önünde 6 aylık bir serüven vardır. (Belki de uzun dönemsindir tabii.)

Giderken "ne kadar zor olabilir ki, zaten bugüne kadar ne zorluklar atlattım" dersin ama can sıkıntısı daha içeriye ilk adımını attığında başlar. Üst aramasında didik didik aranırsın ve pek kibar oldukları da söylenemez, moralin bozuk bir şekilde içeri girersin. Tam bir keşmekeşliğin ortasında bulursun kendini. "Şimdi ne yapacağım, nereye gitmem lazım" gibi sorularla boğuşurken adım adım halledersin işlerini.

Kamuflajıdır, botudur derken bi dünya malzemeyi alırsın. Kışın gittiysen kışlık bot kalmadığı için yazlık bot almak zorunda kalacaksındır, maalesef eğitimlerde ayaklarını hissetmiyorsun soğuktan. (Neyse ki şanslı azınlıktan biriydim, 44 numara büyük giymenin faydasını ilk kez gördüm, çok dağıtılmamış)

İlk geceyi geçirmek için koğuşa girdiğinde numaranın olduğu yatağı bulursun, ama o da ne? Yastığın, yatağın üzerinde sarımsı lekeler... Öğrenciyken "ömrüm boyunca bundan daha bakımsız eşyalarım olmaz" dediğini hatırlarsın ama aslında bu konuda level atladığını anlarsın. "Askerlik bu, otel değil" mantığıyla girmene rağmen o kadar da beklememişsindir. İşin garip tarafı, "nasıl yatacağım ben bu yatakta" diye düşünürken ikinci günün sonuyla birlikte askerlik boyunca en sevdiğin şey o yatak olacak...

Arkadaşlarla yavaş yavaş tanışma moduna girmişken içine öküz oturmuştur adeta. Ne yapacağını bilmiyorsunuzdur ve zaman durmuştur. O kadar yavaş geçiyor ama daha eğitim safhasına geçmedin, komutanlardan azar işitmedin, eline silah almadın, sabahın 5 buçuğunda uyanmadın, tatsız-tuzsuz yemekleri yemedin, gecenin ayazında nöbet tutmadın ve dahası...

Yaşayan bilir: Ah şu askerliğin ilk günü!

Ranzada eski askerlerin yazdıklarını görünce hem nasıl geçeceğini düşünürken hem de onların çoktan bitirmiş olmasıyla kendine moral vermeye çalışırsın.

"Benim ne işim var burada?" sorusu gün boyunca aklında döner durur. Sonra aileni ararsın ve onların sesini duyunca içine su serpilir adeta. Sık sık araman gerektiğini anlarsın.

İlk geceyi horlamalar eşliğinde havasız koğuşta uyumaya çalışırken "koğuş kalk" sesini duymanla birlikte o efsane ilk gün biter...

Sonrası mı? Sonrasını yazsam roman serisi olur...

O zaman biraz moral vereyim: En azından anlatacak bir dünya anın oluyor, ayakların yere daha sağlam basıyor.

#askerlik