HIKAYE

Turkish Horror #Vol. 1

Author

Birazdan okuyacağınız hikaye korkunun beyne yaptığı baskı ile biraz halüsinasyonvari, ama çoğunlukla doğrudur.

Anadolu'da çok bilinen bir şehirde, eskilerin çok iyi bildiği meşhur, köy enstitüsünden çevrilme, merkeze 25 km uzaklıkta kendi kampüsü içerisinde kendine yetecek büyüklükte tarlaları, ahırları, üretim tesisleri, sosyal tesisleri, korusu ve fazlasıyla ürkütücü harabe binaları olan bir öğretmen okulunda yatılı olarak okumaktaydım. Okula başladığımız haftanın kabus gibi geçeceği bir üst devrelerimiz tarafından okulun ilk günü bize bildirildi. Aslında benim tuzum kuruydu çünkü son sınıfta okuyan bir hemşehrim vardı ki okulun kabadayısıydı ve daha yurda yerleştiğimiz ilk gece beni koltuğunun altına alıp koridor koridor dolaştırıp "Bu delikanlıya iyi bakın, bu benim yeğenim. Onun başı ağrısa benim ciğerim yanar. Bilmem anlatabildim mi?" diye göz dağı verdi ve beni tanıttı. Çömezlere yapılan tüm eziyet ve eşek şakalarından muaftım. Kimse bana dokunmuyor, herkes benimle dikkatli konuşuyor hatta çok elzem değilse benden tarafa bile bakmıyorlardı. Bu artık sıkıcı olmaya başlamıştı. Her türlü zulme maruz kalan diğer çömezler bile bence daha çok eğleniyorlardı. Benim gibi hareket düşkünü, adrenalin bağımlısı, kabına sığmayan bir çocuk insanların içinde tecrit edilmiş, ambargo yemiş gibiydim.

Daha fazla dayanamadım tabi, üst sınıflardan birkaç ağır abiye çattım. Canım o kadar çok sıkılmıştı ki biraz hareket olsun diye dayak yemeyi planlıyordum. Ama olmadı. Onca insana dayılanan izbandutlar benim hamimden tırstıkları için onlara ne kadar terslenirsem tersleneyim süt dökmüş kedi gibi oturup beni görmezden geldiler.

Üzerimde sıkıcı bir dokunulmazlık vardı ve bu zırhı delmeye kararlıydım.

İlk Cuma gecesi çömezlerin çoğu evciye çıkmıştı, koridor sessiz ve fazla kişi kullanmayacağı için ışıkların çoğu kapalıydı. Koridor boyunca yürüyüp tüm koğuşların (bu arada biz yurt odalarına koğuş derdik, hapishane koğuşu gibi) kapılarını yoklayıp muhabbet edecek kimse var mı diye kafamı uzatıp kontrol ediyordum. Koğuşların biri hariç hepsine baktım, tamamı boştu. Hafta sonuna kalan çömez öğrenci çok azdı ama bir iki kişi bulmayı ümit ediyordum doğrusu. Koridorun sonunda, kapısı tamamen karanlığa gömülmüş koğuşa yaklaştığımda irkildiğimi hissettim. Kapıyı açtım. İçerisi zifiri karanlıktı. Tam kapıyı kapatıp geri çıkacağım zaman fısıltılar duydum. Korkumu yenmek için güçlü bir sesle “Kim var orada” diye bağırdım.

DEVAM EDECEK...