HIKAYE

Bir yolculuk hikayesi...

Author
Bir yolculuk hikayesi...

Şimdi size başımdan geçen bir yolculuk hikayesi anlatacağım...çok değil bir ay önceydi...

Yurt dışında yaşayan bir kardeşiniz varsa ve teyze olmuşsanız o miniği görme heyecanı kaplar zaten içinizi.Kamera görüntüleri yada fotoğraflar kesmez tabi doğal olarak...Bir telaş kardeşim 'abla biletini falanca tarihe alalım eşim de yok birlikte daha rahat vakit geçiririz' deyince sınav tarihimin bir gün öncesi dönme kaydıyla biletler alındı.Ardından vize sorunu var, malumunuz çalışmadığım bir dönemdeyim bileti kardeşim aldı ve maddi açıdan da anneye muhtacız-Allah başımızdan eksik etmesin tabi- diğer masraflar da ona ait bana bir gidip gelmesi düşüyor...

Vize başvurusunun ardından sıkıntılı bir bekleme süreci...benim vize bekle Allah bekle gelmez...

Araya da bayram tatili girdi mi? Gidersin bayramda aileyle yazlıkta eğlenirsin, geceleri ders çalışırsın, gündüzleri plajda test çözersin...tatil de böyle bir tatil yani...

Zaman doldu, Pazartesi uçuşum var ama hala pasaportunuz işlemde görünüyor, böyle bir durumda ne yaparsınız ben ümidi artık kestim tabi? Pazar günü yazlıktan yola çıkıp eve geldim ki gelirken on günlük tatilin ardından kararmış, saçları deniz kokan, makyajsız, üzerinde uzun bir elbise ve başında şapka, valizi ve sırt çantalı bir haliyle doğru dans pratiğine...

Bendeki durum battı balık yan gider hali tabi, hem arkadaşları da görürüm biraz olsun neşem yerine gelir diye düşünüyorum. Salona girdim, beni görüp de gözlerinin içi parlayan insanları gördüğümde herkes gibi ben de mutlu oldum tabi doğal olarak ve iyice yoruluncaya kadar da dans ettim. Akşam yemeğine erken bir saatte yine evdeydim.

Bilgisayarımı açtım, pasaportunuz ofisler arasında yolculukta diyor. Bir şok hali çünkü ertesi gün sabahtan uçuşum var ve imkanı yok pasaport o saate kadar elime ulaşamaz uçak kaçtı...kardeşimle görüşmeler, ne yaparız ne ederiz durumları...

Ertesi gün vizem geldi, İstanbul'dan yola çıkacağım...Tabi ben başka şehirdeyim bu arada...Kardeşim ertesi güne bilet buldu aldı sağ olsun, ama beni de tembihledi 'Abla beş saat önceden hava alanında olacak şekilde al otobüs biletini' diye. Bu sefer sabah 7:30'a aldım bileti ama bende de bir korku var yalnız taksiye binemiyorum...Anne baba tatilde, araba da yok, aklıma benimle ilgilendiğini düşündüğüm (bunu da başka hikayede anlatırım sadece ben düşünmedim, ilgilendiğini söylemişti :) ) bir arkadaşıma da eve gelince o akşam yazarak sordum. O da gelemeyeceğini belirtti, kendisi bilir, ben de ertesi gün için hazırlıklarımı yaptım.

Ertesi sabah minibüse yetişebilmek için erkenden ayaktaydım, üzerimde askılı bir tulum ve kot ceketim, ayağımda spor ayakkabılar, dışarıda da beklenmeyen bir yağmur...Bu durumda tabi sırt çantama da bir çift sandalet attım üzeri taşlı, siyah ve şık.

Evden minibüse gidene kadar sırılsıklam oldum zaten, saçları boşuna düzleştirmişim dalgalanıverdiler...hayır bir de yanıma şemsiye almayacağım onu taşıyamam düşüncesindeyim ne akla hizmetse? Minibüsten indim elimde koca bir valiz ve hala bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmur... Benim paçalar dizlere kadar ıslandı, spor ayakkabılar ayaklarım falan su gibi zaten, neyse otobüs geldi otogara ulaştım. Gittim ilk iş olarak tuvalette el kurutma yerinde saçlarımı kurutuyorum, ayakkabılarımı değiştirip sandaletlerimi giyiyorum insanlar bu kız ne yapıyor diye bana bakıyor.

İstanbul'a vardım, metroyla hava alanına da ulaştım ama tam da kardeşimin dediği gibi beş saat var uçağın kalkmasına.

Öyle böyle dinlenirken,mağaza gezerken vakit geçti,herkes sıraya girecek bir adamın elinde koca bir viski şişesi, görevlilerden biri 'Bunu içmeyi düşünmüyorsun değil mi?' diye sordu.Adam da içecek, 'Eğer içersen seni uçağa almam' deyince 'Tamam ya sorun değil kızma birader' deyip içkiyi çantasına koymaya çalışıyor. Görevli de 'Bir de büyük şişe almış!' deyince adam 'Ne yapayım küçüğü yoktu!' dedi ama millet bastı kahkahayı tabi...Ben de o sırada fark ettim sandaletimin altı açılmış,beni uçağa kadar götürse bari diyorum...

Sıradayız artık uçağa alımlar başladı ama yanımda da öncesinde bıdırdanan bir adam var. Tam da benim arkama denk geldi mi? Yine başladı boş boş konuşmaya, benim pasaportu kontrol eden de demesin mi 'Siz bu vizeyi kullanmışsınız hanımefendi uçağa binemezsiniz bekleyin kenarda!' diye.

Nasıl kibar bir şekilde derdimi anlatacağımı şaşırdım, iki kontrolden geçmişim bu neyin nesi şimdi? Zaten gelene kadar başıma gelmeyen kalmamış. 'Bakın beyefendi benim uçağım dün kaçtı bu gün tekrar bilet aldık bu vizeyle hiç giriş yapmadım ben' diyorum. Olmadı zaten sustum o gürültü yapan adamla görevli kavga etmeye başladı, en son duyduğum ses ben Öğretim üyesiyim lafı oldu adamdan,görevli de 'Okumuşsunuz ama adam olamamışsınız' dedi .Adam biletinde yazdığı halde girdiği sırayı kabullenemedi bir türlü, neden C sınıfında sıraya girmiş mevzu da bu yani...

Herkes bindi bir ben kaldım, meğer görevli benim pasaporttaki diğer giriş çıkışları görmüş tarihine bakmamış özür dileyip aldı içeri. Uçağa binerken de başka görevlilerle sohbet ederek ilerliyorum, uçağa girdim ilerlerken de hızımı alamayıp önümdeki adamın küçük el valizine çarptım.Adam da binmeden önce viski içmek isteyen vatandaş...döndü bir bana baktı, 'Siz içtiniz ama ben kafayı buldum dedim' bastık kahkahayı. Uçağa binene kadarki on dakika içinde ömrümden ömür gitti tabi.

Uçuş sırasında yemekler geldi, ben açıp test çözmeye devam ediyorum, içecek olarak' soda var mı?' dedim hostes kıza 'var' dedi, 'vişne de var dimi' dedim muzipçe gülümseyerek, 'buz da atayım mı' dedi, keyfime diyecek yoktu tabi...

Yemekler bitti bir kahve aldım ve vişne soda için de teşekkür ettim, 'Bir daha yapayım mı ?'dedi, 'tabi ki alabilirim' dedim...

O sırada fark ettim tulumun iç kısmı altı-yedi santim sökülmüş ama hala bazı iplikler tutuyor, iç kısımda olduğundan da pek anlaşılmıyor. Uçuş sona erdi çok şükür indik uçaktan, bir kadın polise denk geldim benim kulaklar çok ağrır genelde indiğimde, kadını da yarım yamalak duyuyorum.

Tam da G20 zirvesi var ve Avrupa'nın göbeğinde ine ine Hannover'e inmişsin.Kadın da aklına ne gelirse soruyor, en son dönüş biletimi sordu bulamadım çıktısını almayı unutmuşum, 'ne zaman döneceksin' dedi,' Pazar'dan bir önceki gün çünkü Pazar günü sınavım var' dedim, 'iyi şanslar' dedi ve pasaportu uzattı. Çok şükür bunu da atlattık dedim içimden...

Kardeşim ufaklıkla beraber gelmiş beni karşılamaya 'Ay abla çok güzel görünüyorsun sana bayıldım ' deyince, 'Ablacım çaktırma sandaletimin altı açık, tulumum sökük, uçağa da almıyorlardı...çok şükür gelebildim' dedim :D

Güzel bir hafta geçirdim onu da başka bir hikayemde anlatabilirim...ama bir şey unutmuşuz...Gidiş dönüş alınan biletlerde gidişi kaçırdıysan dönüşün iptal oluyormuş...Cumartesi'ye bilet bulamadık dönüşüm Pazar günü oldu, ki o gün de vizemin bitiş tarihi aynı zamanda da sınav tarihimdi. Bu da bir sınavı kaçırışımın hikayesidir...sağlıcakla... ;)