GÜNDEM

İsrail ve Filistin’in bol çatışmalı öyküsü bölüm - 2

Author

İsrail ile Filistin arasındaki anlaşmazlığın tarihinin bir kısmını olabildiğince objektif ve basit bir şekilde dün yazmıştım. Bugün devam ediyorum.

İsrail ve Filistin’in bol çatışmalı öyküsü bölüm - 2

İsrailli yerleşimcileri anlatıyordum. İsrail’in yerleşimci politikası 1967’lerde başladı. Binlerce insan özellikle Batı Şeria başta olmak üzere Filistin bölgelerine yerleşmeye başladı. Bazıları binlerce kişi olarak bir anda yerleşti bazıları ise ufak komüniteler halinde yerleşti.

Yerleşimciler, yeni yerleşecekleri yere giderken askerlerin korumasında gidiyordu. Daha çok artan yerleşimci sayısı Filistinlileri topraklarından uzaklaştırdı ve topluluklar bölündü.

Kısa vadede işgal Filistinliler için çok daha zor bir hale dönüştü. Uzun vadede ise Filistin toprakları iyice parçalandı ve Filistinlilerin bağımsız bir devlete kavuşma hayalleri daha da zorlaştı.

Bugün uluslararası yasalar illegal olarak saysa da yüzbinlerce İsrailli yerleşimci işgal edilen bölgelerde yaşıyor.

1980’lerin sonuna doğru Filistinlilerin öfkesi Intifada ile patladı. Intifada Arapça ayaklanma demek oluyor.

Boykotlar ve protestolar ile başlayan Intifada kısa süre içerisinde şiddetin kullanıldığı bir hale dönüştü ve İsrail güçleri çok büyük bir güçle karşılık verdi.

İlk Intifada’da yaklaşık 300 İsrailli, 2 bin Filistinli hayatını kaybetti. 1987 ile 1993 yılları arasında süren Intifada’da Gazze’de bulunan bir grup Filistinli, Filistin Kurtuluş Örgütü’ün fazla seküler buldu ve buna karşılık olarak daha dindar bir grup olan ve İsrail’i yok etmeye adanmışlıkla yola çıkan Hamas’ı kurdu.

1990’ların başında İsrail ve Filistin bir barış imzalamak zounda kaldı ve her iki taraf da Oslo kriterlerini kabul etti. Bu İsrail’in, Filistin topraklarından çekilip bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasında ilk adım olabilirdi.

Oslo Kriterleri Filistin yönetiminin kurulmasına ve bir Filistinlilere kendi kendilerini belli başlı bölgelerde yönetebilmelerine izin veriyordu.

İsrail ve Filistin’in bol çatışmalı öyküsü bölüm - 2

Ancak her iki tarafta da Oslo Kriterleri’ne karşı çıkanlar bulunuyordu. Hamas süreci sabote etmek için canlı bombalar kullandı. İsrail’de de barış görüşmelerini protesto eden gruplar oldu. Hatta başbakan Yitzhak Rabin’i hain ve Nazi olarak ilan ettiler.

Rabin’in Oslo Kriterleri’nin ikinci bölümünü imzalamasından kısa bir süre sonra aşırı sağcı bir İsrail’li tarafından vurularak öldürüldü.

Bu durum karşısında her iki tarafta da aşırıcıların barış görüşmelerini durdurup bir taraf yok olana kadar savaşın devam etmesini istediği görülmüş oldu.

Bugün de halen bu dinamik devam ediyor. Yıllarca barış anlaşmasının altına atılacak imzalar devam ediyor. ABD Başkanı, Bill Clinton, Ehud Barak ve Yasser Arafat’ın bir araya geldiği 2000 Kamp David Zirvesi de başarısız olunca İsrail ve Filistin arasında kalıcı bir barışın imkansız olduğu fikri iyice yaygınlaşmaya başladı.

Bu yüzden İkinci Intifade başladı ve birincisine göre çok daha şiddetli geçiyordu.

2000 ile 2005 yılları arasında süren İkinci Intifada’da Bin kadar İsrailli, 3 binden fazla da Filistinli hayatını kaybetti.

İkinci İntifada’dan sonra İsrailliler de barışa olan inançlarını ve Filistin ile yeniden barışı hayal etmenin değip değmeyeceğini düşünmeye başladı.

İsrail ve Filistin’in bol çatışmalı öyküsü bölüm - 2

İsrail devleti politik olarak sağ kanada geçti ve ülkeyi duvarlarla, kontrol noktalarıyla ördüler. Böylece İsraillilerin hareket alanını azalttılar. Artık çatışmayı durdurmaya değil çatışmayı yönetmeye çalışıyorlardı.

Filistinliler barışın da savaşın da işe yaramamasından sonra umutsuzluğa düştü ve sürekli olarak işgal edilen topraklarında kendilerine bir gelecek görememeye başadılar.

Bu dönemde İsrail, Gazze’den çekildi ve Hamas güç kazandı. Fakat Hamas, Filistin yönetimini kısa süren bir iç savaştan sonra Gazze’yi ve Batı Şeria’yı ayırdı.

İsrail, Gazze’yi büyük bir ablukaya aldı ve bölgede işsizlik yüzde 40’a çıktı.

Çatışma tarihinde şu an için geldiğimiz nokta bu.

Batı Şeria’da artan yerleşimciler zaman zaman protestolar ve şiddetle karşılık buluyor.

Gazze’de ise Hamas ve diğer gruplar İsrail’le dönem dönem savaşa giriyor. Savaş özellikle Filistinlilerin hayatını kaybetmesine sebep oluyor.

İsraililer duruma artık genellikle kayıtsız ve çatışmadan uzakta yaşıyorlar. Barış için politik olarak artık pek adım atılmıyor. Çatışmanın nereye gideceğini ve nerede sonlanacağını kimse bilmiyor.

Belki üçüncü bir Intifada, belki de Filistin yönetiminin çöküşü… Ama herkes İsrail’in, Filistin topraklarını işgale devam etmemesi gerektiğine katılıyor.