HIKAYE

Herkes Mutlu... Torbacı Hariç! :)

Author

Zor şeydir Polis olmak.. Her gün yüzlerce yüz, yüzlerce beden ve binlerce dert...

Hele birde yeni başlamış olmanın verdiği çaylaklık ve okuldan beynine kazınan ideal Polis olmak, En iyisi olmak düşüncesi... Ve bunları zihninde oturtmaya çalıştığın savaş meydanı İstanbul olursa daha bir zor olur. Sonuçta iki yakası bir araya gelmeyen bir şehirden bahsediyorum.

İstediğin kadar köprülerle bağla. İstediğin kadar alttan gir üstten çık yine de bu şehrin iki yakasını bir araya getiremezsin... Sonuçta yedi yirmidört ayakta olan ve her saatinde şehrin herhangi bir yerinde polisiye bir şeyler olurken.

Neyse başımdan geçen olayın bu bölümünde hiç yoktan meydana geldi. Ne güzel evde pijamalarımla çekirdek çitliyor ve Arka sokaklar dizisinin tekrarını izleyip ''Hassiktir la bunun bizimle ne ilgisi var.'' Diye diziyi tiiye alıyordum ki hala anlamış değilim adamların bir bölümde yakmış oldukları mermiyi biz senelik istihkak olarak alamıyoruz... :)

Neyse Üsküdar'da ki evimde güzel güzel masum masum takılırken devrem yani benimle aynı okuldan mezun olan kankam telefonla aradı. ''Oğlum bizim eve gel çok pis PES atıyoruz. Evin içi Şampiyonlar Ligi gibi mutlak gelmen lazım.'' Diyerek bir anda avucumun içindeki çekirdek yığınını önemsizleştirdi. PES dedin mi akan sular durur aga. Anında pes ederim.

Ama sorun şu ki gideceğim yer karşıda ve saat olmuş 23:00 filan... Taksiye atlayacağım ancak karşıya geçene kadar disko topu gibi dönecek o taksimetre farkındayım. Neyse devrelerimden telafi ederim diyorum. (Dedim ya Mevzu bahis PES ise gerisi teferruattır.)

Evin ilerisindeki taksi durağından bir taksiye bindim. Kafamda bir ton şey var Barçayı alır parçalarım keklikleri filan diye geçiriyorum. Taksici dayı da yüzüme bakıyor ''Nereye gidiyoruz yeğenim?''

-Dedim ''Abi Şişli Hakkı Yeten Caddesine çıkalım oradan tarif edeceğim.''

Herkes Mutlu... Torbacı Hariç! :)

Bir gözümde taksimetrede tabi her taksiye binenin yaptığı gibi... :)

Neyse biz başladık taksici dayıyla muhabbete. Konu ne iş yaptığıma gelince tavşan gibi atladım Polisim diye.. (Ulan her yerde söylenir mi bu? Yeniyim ya gururlanmak övgü duymak istiyorum.)

Dayı polislerden baya bir dertliymiş. Yok efenim polis işini yapmıyor. Yok efenim şu kadar ceza yedim de bilmem ne..

Bende hiç dayanamam toz kondurmak istemiyorum çocukluk hayalim olan bu mesleğe. Ama dayı o kadar tahrik etti o kadar gazladı ki beni Çevik Kuvvetin gazı halt etmiş yani.

En son şu cümlesi bardağı taşıran son damla oldu. ''Bak gideceğimiz yerin aşağısında falanca yerde torbacılar fink atıyor. Polis bir şey yapamıyor bunlara...''

Dayı bunu demeyecektin.. Kır At yemini aldı durur mu bir kere?

Dedim -''Dayı tamam göster bakalım şu torbacıları neredelermiş? Boşver dediğim adresi senin dediğin yere gidiyoruz.'' (O kadar gözüm dönmüş yani taksimetreden ne girecek? Orada neyle karşılaşacağım? Bulunca ne yapacağım? Bulamazsak dayıya ne yapacağım?) Hepsi makaraya sarılmış fil şeridi gibi dönüyor zihnimde.

Dayı da kendinden emin. Tamam yeğenim hadi gidiyoruz diyor. O an polis kimliğime bürünmüş taksiyi ekip arabası bilmiş adrenalini de bünyeye çakmışım gidiyoruz...

Gittiğimiz yer bir ara sokak izbe bir yer ve gerçekten dayının dediği torbacı orada satış yapıyor. Bana da uzaktan gösteriyor bak şu mavi tişörtlü diye... Cidden dayı haklı. Utanıyorum ama madem polisim ve madem bunu bana gösterdi. Dayının tezini çürütmem lazım.

Bir anda aklıma geldi ve taksici dayıya dedim. '' Dayı ben tek başa çıkamazsam sende sivil polissin yatırıp alacağız bu hırdavatı. Konuşmaları bana bırak kimliği ben gösteririm. Sen Şef gibi başımda dikil ve hiç konuşma.'' Dedim.

Ulan dayı dünden razıymış. Gözleri parladı tamam yeğenim dedi. '' (Ulan harbiden helal olsun başlarda ayar olmuştum dayıya ama esaslı adam çıktı.)

Neyse ben müptezel gibi orta yaşlı her yeri façalı torbacının yanına geldim. Dayı da arkamdan geliyor. Torbacı hemen atladı zaten Genco uçmak ister misin? Filan beni cilalıyor. 

Bir yandan da süzüyorum elini belini.. Herif dolu mu? Yakınında yancısı var mı? Malı nereden çıkartıyor? Dedim ver iki fişek yolumuza bakalım. (Hala bir şeyler çıkartmanın peşindeyim.)

Arkamdan gelen dayı gaza geldi. Direk torbacıya bağırarak '' Hüleeeaaayyynnn a... kodumun torbacısı!!!'' Diye saldırmasın mı?

Ulan dayı dur operasyonun içine ettin ne yapıyorsun Allah aşkına? Bu ne Hiddet Bu Celal?

Neyse yapacak bir şey yok dayıya uyduk artık. ''Yat ulan yere polis!!'' diye bağırmamla torbacı elindeki ufak bel çantasını attı. Kaçmaya çalışıyor. Yer mi lan Türk Polisi bunu. Atladım üstüne boğuşuyoruz. Dayı da sağolsun yetişti yetişmesine ama adamı pert ediyoruz  Fazla gaza geldik adrenalini duraklatmak lazım.

Adam yerde titriyor filan dayı hala dalmak peşinde. Dedim şefim dur tamam yeter. Amir bizi bekliyor. (Nereye bekliyor bir taksici bir çömez kafamıza göre operasyon yapıyoruz.)

Neyse kelepçelediğimiz torbacıyı arka koltuğa attık. Savurduğu çantayı da aldık yolun karşısından. Ben arkada torbacıyla ''Şef'' direksiyonda gidiyoruz en yakın karakola. Takside çıt çıkmıyor. Arada dayı celalleniyor. küfür kıyamet sonra susuyor. Ben yaktım bir sigara aksiyon filmlerindeki kahraman edasıyla... :)

X karakoluna geldik. Nöbetçi bizi Güven Timlerinden filan sanıyor. Adamı sıkıca tutmuşum dayı da önden gidiyor. (İyice havaya girmiş pezevenk) Girdik içeri. Karakolda grup amirine kimliğimi gösterip durumu izah ediyorum. Abi böyle böyle denk geldi aldık. Bizi tutanakla filan uğraştırma siz yakalamışsınız gibi işleminizi yapın. Grup amiri dayıya bakıyor. Dayı hala pozlarda. En son dayanamadım. Dedim ''Dayı tamam Allah aşkına çık şu rolden..'' O dönem İstanbul da puan muhabbeti var karakol havada kaptı torbacıyı tamam biz almışız gibi yaparız tutanağı filan. Bende seviniyorum. tutanak mutanak uğraşmayacağım. Dayı kopmuş zaten nöbetçiye şekil yapıyor ''Çok yoğun mu yeğenim karakol? filan diye. Aslında haklı yani bir takdiri hak etti hemde fazlasıyla.

Telefonuma bir baktım ki saat epey bir ilerlemiş yaklaşık 15-20 çağrı var. Bizim devreler aramış. Dayıya dedim ''Hadi bizde gidelim elemanlar bekliyor. Takside giderken dayının yüzündeki o gururu sevinci keşke resmedebilseydim. Bir anda aynı anda patlattık kahkahayı

-Ulan dayı senden de süper şef olurmuş. Nasıl pert ettin adamı.. Puhahaha

-Eeee yeğenim bu ipneye bir şey yapmasaydım bu gece mesai zindan olurdu bana.. :)

Neyse elemanların evine vardık. Öyle bir ortam olmuş ki ne taksimetre kalmış, ne mesafe kalmış, ne batan arka koltuk kalmış hiç bir şey ikimizin de umurunda değil yani. 200 TL dese çıkartıp vericem. Dayı da aynı kafada. durduk. Elimi cebime attım. Hemen müdahale etti.

-Sen senelerce isteyip de olamadığım mesleği bana bir kaç saatliğine de olsa yaşattın ya daha bir şey istemem senden. Allah senden razı olsun.

Ulan öz dayıma bu kadar sıkı sarılmadım. Duygulandırdı adam beni. Sokaktan çıkana kadar gözlerimi taksiden alamadım. Adamın içindeki uhdeyi bu çaylak halimle gerçekleştirmenin gururu... Tarif edilemez.

Sonuç olarak Ben Mutlu. Dayı Musmutlu. Karakolcular puanı kaptılar Mutlu. Bir torbacı bir de PES'te koyup geçtiğim devrem mutsuzdu o gece... :)