HIKAYE

Polisler Pişti Olursa...

Author

Polisiye hikayelerimde yeni bir noktaya ulaştım sanırım. O yüzden yeni takip eden arkadaşlar için yazıyorum. Burada okumakta olduğunuz bütün olaylar bizzat yaşanmış gerçek hikayelerimden oluşmaktadır.

Şimdi diyebilirsiniz yok artık bu kadar tuhaf aksiyonlar bir polisi bulabilir mi? Evet buluyor anasını satayım. Bela paratoneri gibi bir durumum olduğu için ve bu mesleğe atıldığım için buluyor.. Ve bu yazdıklarımın içinde yazamadığım ve yazamayacağım bir ton olaylar silsilesi de cabası.

Yine bir gün aksiyondayız... :) Şaka bir yana sene 2009 eylül ayları filan. Meslekte yavaş yavaş palazlanma dönemlerine başlıyoruz artık. Alt devreler gelmiş POMEM ve PMYO mezunları olmak üzere 8-9 tane cik cik memur verdiler yanımıza.

Şimdi bizim meslekte racondur. Eskiysen yaş önemli değil abisindir. Yaşça senden büyük olsa dahi ne demişler ''Çayda Dem, Teşkilatta Kıdem.'' Ve üst devre her daim abilik kıyaklarını yapmak durumundadır. Bize de yaptılar yani Buradan üst devrelerime selam olsun. :)

Neyse bu yeni memurların atanması olmuş ancak İstanbul da ki her yeni memur gibi ev bulma sorunları eşya problemleri baş göstermiş. Bizim karakoldaki alt devrelerden bir tanesi de ev sahibinden ve evden memnun değilmiş. Evini Beşiktaş'tan Kağıthane'ye taşımak için bizden yardım istiyor.

Ulan bu nasıl bir sosyal düşüştür.. Beşiktaş gibi bir yerden çıkıp Kağıthaneyi tercih ediyor. Bizden de taşımaya para vermeyeyim abi siz yardımcı olur musunuz? Diye ricada bulundu. Dedim ya abiyiz artık yardım etmek farzdır. Mesai bitimi akşam 19:00 gibi karakoldan çıkıp eşyalarını taşımak üzere karakoldaki devrelerim ile birlikte planladık.

Taşınmak bizim mesleğin genlerinde var. Sanki Polis Okulunda nasıl koli sarılır nasıl kolay taşınır diye zihnimize enjekte edilmiş gibi doğaçlama hızlı hızlı yapıyoruz. Nakliyat firmaları halt etmiş yani. Tuhaf ama bu her poliste olan bir özellik gibi bir şey.

Her neyse biz karakoldan çıktık üzerimize de eski bir şeyler geçirdikten sonra bu arkadaşın evindeki eşyaları kamyonete yüklemeye başladık. Güzel de muhabbet dönüyor aramızda 4 kişi hızlı hızlı yüklüyoruz eşyaları kamyonete.

Neyse bizim işimiz bitti. Kamyonete binip Kağıthane'ye yola koyulduk. Şimdi zihninizde betimleme yapabilmem için detay veriyorum. Bizim devrelerden 3 kişi şoförün yanında eşyaların sahibi olan alt devrem ise kamyonetin kasasında gidiyoruz ama tuhaf olan bir şey var.

Dikiz aynasından takip ediyorum. Arkamızdan makas ata ata Büyükdere Caddesi üzerinde gelen iki adet Ford Connect tarzı araç var. Bizde araçta diyoruz. ''Ulan altında Ford connect var neyin havasını atıyorsun bu caddede hıyar adam.'' diye.

Çünkü zamanında altımızda ki Ford Connect markalı ekip arabasıyla Ortaköy'de Ferrari yakalamaya çalıştık. Artizlik yapılmıyor yani :) Her neyse konuyu dağıtmadan devam edeyim. Bu Ford markalı sivil araçlar bize doğru iyice yaklaştı yan yana geldik artık içeride tipi bozuk ikişer adam var her iki arabada da. Ve bize doğru dik dik bakıyorlar. Bir şey olacağı belli o aksiyon kokusunu inceden almaya başladım. Devrelerden bir tanesi aracın plakasını yazıyor trafikçi devremiz var cadde üzerinde görevli. Neyse bunlar bizi geçer gibi yapıp sağlı sollu önümüze araçları kırmasınlar mı? Bir anda ani bir fren...!!!

Ulan noluyor? Siz kime şekil yapıyorsunuz? Eşkiya mısınız lan siz? Diyerekten araçtan hepimiz inmeye çalışırken bu dörtlüden ikisi silahlara davranıp havaya ateş açtı.. Ben ve yanımdaki devrelerim de ani bir refleksle silahlarımıza davrandık. Kasada giden giden çaylak ise tamamen turp sıçmış vaziyette yatağın üstünde öyle ışık yemiş tavşan gibi kalmış bakınıyor ''Abi noluyoruz?'' Diye

Hani İstanbul'u bilemeyen arkadaşlar için tezahür edeyim Büyükdere Caddesi İstanbul'un merkez caddelerinden bir tanesidir. Orada olacak en ufak olayda daha eve varmadan ana haberlere konu olarak bulabilirsin kendini öyle bir yer yani.

Ve biz o caddede 4 kişi karşı taraf, 3 kişi biz trafiği kapatmış birbirimize silah çekmiş durumdayız... Meksika açmazı gibi filmlerde görebileceğiniz bir sahne. Gözümüzü kestirdiğimiz kişiye doğrultmuşuz silahları birbirimize bağırıyoruz. ''Atın lan silahları!!!'' Diye bağırıyoruz. Karşı taraf bir kez daha silahını ateşledi ve o an adrenalinin etkisiyle silahın namlusuna mermiyi sürdüm vurucam pezevengi.. Yanımdakiler de bakıyor ilk kim sıkacak diye. Çünkü bizden birisi silahını ateşlese kan gövdeyi götürecek belli.

Karşı taraftan o an hamle geldi. ''Yatın lan yere orospuçocukları Polisiz biz!!!'' diye bağırmalarıyla her ne kadar küfür etmiş olsa da bir rahatlama gelmişti. Bu lalelerin polis olduklarını söylemesi o anlık bir rahatlama bıraktı bende ve yanımdakiler de.

Tabi aksiyon bitmiş değil. O dönem sahte polisler türemiş ana haberlere konu olmuştu. Yok pavyondan kadını sürükleyerek götürmüşler filan hatırlarsınız. Dedim ''Bizde polisiz amk ne yapıyorsunuz siz?''

-İndirin lan o zaman silahları gösterin kimliklerinizi...

-Siz indirin ulan silahları... Çıkart kimliğini polis olduğunu nereden bileyim.

3-5 dakika kadar birbirimize komut veriyoruz indir silahı, göster kimliği... Baktık böyle olmayacak bir elde silah bir elde kimlik birbirimize yaklaşıyoruz yavaşça ama bir ani harekette yine ortalık ellialtı olacak bundan da her iki taraf emin.

Arkam sağlam devrelerime güveniyorum saat 12 yönündeki benim kalan 3 ve 9 yönündekiler onların ancak kasada giden o çaylak ipneye güvenmiyorum. Sinmiş duruyor öylece... (Şimdi her ne kadar can ciğer olsak da kusura bakmasın o an öyleydi.) :)

Neyse birbirimize iyice yaklaştık. Baktım kimlik tamam sıkıntı yok. Eleman benimkine bakıyor. Onda da sıkıntı yok biz ortada silahlarımızı belimize koyunca herkes indirdi. Adam çok üst devrem yani Soruyorum ''Abi ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Vuracaz birbirimizi şehit de saymazlar bok yoluna gidecektik.''

-İhbar var bu araç ile ilgili. Dedi.

-Abi ihbarına sokayım. Burada çatışsak ana haberlerdeyiz akşama. Böyle iş mi olur?

-Ulan sikik sizde ne diye silah çekiyorsunuz? Ekip arabası olduğunu anlayamıyor musunuz?

-Ben ne bileyim amk. ekip arabası olduğunu 

Meğersem bu çaylağın ev sahibine iki aylık kira borcu varmış ödememiş. Bize de söylemiyor konuyu. Ev sahibi 155'i aramış hırsızlar kamyonete polisin eşyalarını yüklemiş götürüyor diye ihbar vererek pislik yapmış... Tabi bu arada cadde kilit olmuş gören 155'i aramış mafya burada birbirine silah çekti filan diye. Şişlinin Kağıthane'nin Araştırma, Terör ne kadar sivil ekibi varsa bölgeye yığılmış... Ortalık karıştı yani.

Çok şükür ortalık daha da karışmadan durum kontrol altına alındı. Her iki tarafın da polis olduğu anlaşılınca ekipler normale döndü. Karşılıklı ihtiyaç olması durumunda araşmak için telefonlar alındı. Az önce silah çektiğim adamlarla kafa kol birbirimize el şakaları yapıyoruz. Neyse trafikçileri bir hayli yorduk sonrasında o karışan trafikten dolayı ama yapacak bir şey yok mevzu var ortada. :)

Ha çaylağın ev sahibi mi? Asılsız ihbar vermekten Gayrettepe Asayişe Şubeye götürüldü. Olay anında silah çektiğim şefime adamı sordum. Ne yaptınız abi o herifle ilgili diye

-En son iki ayağı üzerinde Gayrettepe'ye girdiğini gördüm lakin gerisini bilmiyorum... Dedi.

Bende yine basit bir ev taşıma konusundan Film sahnelerini aratmayacak bir aksiyona nasıl daldığımı düşünmeye başladım.. Ne düşüneceğim ya dedim ya bela paratoneriyim amk. :)