KÜLTÜR

Bir günde hayatımı nasıl mahvettim...

Author
Bir günde hayatımı nasıl mahvettim...

Toplanın size, bir anlık şeylerin hayatınıza nasıl ızdırap olacağını anlatacağım. Sene 2006 lise mezunu bir birey olarak üniversite sınavına yeniden hazırlanıyorum. O dönem 88' lilerin kara talihi yine baş göstermiş ve sınav sistemi iki aşamalı olacak şekilde yeniden düzenlenmişti. Biz tabi yeaaa bunlar sınavda çıkmayacak diye lisede türev, integral, organik kimya, indiksiyon akımı gibi konuları hiç sallamamıştık. İşin garibi bunları bir senede başarabileceğimize inandırılıyorduk...
Dershanenin son düzlüğüne girdik başarı seviyem ortalarda ama benim ikinci bölüm konularım tam bir fiyasko. Sınava girdim. Birinci bölümden orta karar bir puan aldım. İkinci bölümden ise bir puanla takıldım. Mecbur birinci bölüm puanımla tercih yapılacaktı.
Tercih zamanı geldi çattı. Ben ki o dönemler çok sorumluluk sahibi bir insan değildim. Benim bir abim var. Kendisi öğretmen. O benim tercihlerimle bir finans uzmanı edasıyla uğraşıyor, analiz üstüne analiz yapıyor ve sonunda altın oranı tutturarak listeyi hazırlıyor. O puanla yapılabilecek en başarılı tercih listesini hazır edip elime veriyor. Tercihleri yapmaya iki üç gün kala abim görev yerine dönüyor. O aralar ben evde boş boş oturmaktan sıkılmış bir haldeyim. Ne yapsam diye düşünürken en yakın dostumu aramak aklıma geldi. Aradım Arif'i. Bro. dedim dershaneye gidelim mi? O da dedi ben tercih yapmayacağım. Olsun oğlum, geyik yaparız biraz. Tamam dedi dershanede buluştuk. Ben ne hikmetse her şeyi hazır olan, sadece sisteme girilmesi gereken tercihlerimi alıp dershane hocasına teyit ettirmek için yanıma aldım. Rehberlik hocasının başı kalabalık, öğrenciler yanına gidiyor, hoca baktığı listeye gelişigüzel yorumlamalar ve sıralamalar yapıyor. Bu arada benim bro. bir fizikçiyle muhabbete dalmış. Adam da konudan anlıyor. Diyor ki puanın önemi yok, fizik yaz istersen, yüzdelik dilimine bakacak olursak tercih yaparsan gelir. Ben o esnada bir boşlukta bulunup rehberlik hocasının yanına gidiyorum ve hoca benim listeye bakıyor gözüne at antrenörlüğü takılıyor ve o ölümcül soruyu bana soruyor: Nalbantlık düşünmez misin? Akabinde ekliyor yurt dışında çalışırsan 5 bin dolar kazanırsın. Tabi bizim de o zamanlar durumlar kötü ve benim aklım öyle bir bulanıyor ki kendimi geleceğin nalbantı olarak görmeye başlıyorum. Kısa sürede 15 yıllık kariyer planımı yapıyorum kafamda. Sonra olabilir hocam diyorum ve hoca benim listeye bir el atıyor. Abimin 3 gün 3 gece uğraşıp hazırladığı liste dershane hocasının (bir esnafın fiyat indirimi yaparken hesap makinesiyle yaptığı hareketler vardır ya sizi büyüler, işte o hesap) bir el hareketiyle degisiveriyor. Benim liste allak bullak oluyor, ölü tercihler havalarda uçuşuyor ve listenin sonuncu sırasında olması gereken nalbantlık, böylelikle 6. sıraya yerleşiyor.
Bizim bro memnun, ben memnunum. Biz o şekilde evlere dönüyoruz. Tercih zamanı geliyor. O dönemler listeler elde yazılıyor ve sadece okullarda yetkin kişiler sisteme işleyebiliyor. Ben de annemin yazısı güzel olduğu için annemden rica ediyorum. O dolduruyor listeyi. 6. tercihi yazmaya geldiğinde bir duraklıyor ve dönüyor bana soruyor: Oğlum bu ne? Nalbantlık anne ben bunu tercih etmek istiyorum. Annem ağlayacak neredeyse. Yapma etme edaları... Bende ise siz ne anlarsınız edaları... Sonra uzlaşmaya gidemeyince abim aranıyor. Abim dershaneye gittiğimi öğrenince delleniyor. Biraz da o dil döküyor listenin eski haliyle tercih yapmam gerektiğine dair. En sonunda ne bok yersen ye diye telefonu kapatıyor. Annem o şekilde geçiriyor ve son ana kadar hep bir umut beni durdurmaya çalışıyor ve ben 2 dakikalık konuşmanın etkisinden çıkamayarak listenin o sâçma sapan haliyle okula tercihlerimi onaylatmaya gidip onaylatıyorum.
Büyük gün tercihler açıklanıyor ve bilgisayardan bakıyorum. 6. tercih nalbantlık gelmiş. Nedense sevinemiyorum. Sonra evdekilerle paylaşıyorum durumu ve o zamana kadar durumdan bihaber olan babam deliriyor. Ben seni bu zamana kadar nalbant olasın diye mi okuttum. Nalbant olacaktın madem gidip köyde ögrenseydin. Gitmiyorsun o okula otur tekrar hazırlan falan diyor. Ben ise kaçarım yine okurum falan diyorum. Babam da nalbant olmak için mi kaçacaksın diyor ve en sonunda o da aynı şeyi söylüyor: Ne bok yersen ye. Affedersiniz ben dediklerini yaptığımı, yani bir bok yediğimi aradan epeyce zaman geçtikten sonra anlıyorum.
Ben o okula gittim, üstüne üstlük bir de bitirdim. :) Şu an 3. okulumu bitirmek üzereyim.
Siz siz olun ailenizin sevdiklerinizin sözlerine önem gösterin.