HIKAYE

İşten Kovulmak Güzelmiş, Gelsene

Author

Hayır, hayır durun! Espri yapmıyorum. Bir işyerinde miladı dolmuş bir insanı en fazla hırslandıracak şey işten kovulmak ya da istifa etmektir. İkisini de yaşadığımdan biliyorum, bu tecrübeler Sertab’ın şarkısındaki gibi ‘Kendime yeni bir ben’ yaratmamı sağladı.

İşten Kovulmak Güzelmiş, Gelsene

Gelin öğrencilik dönemleriyle başlayalım. Çünkü aslında en zor olanı, üniversite sonrasında iş bulmaktır. Marmara Gazetecilik bölümünde dört yıl okuduktan sonra, bitirme tezim ‘Haberin Magazinelleşmesi’ için danışman hocam bir Magazin Müdürü ile röportaj yapmamı istemişti. Ben de o dönem en popüler olan ismi seçtim ve Müge Anlı’dan randevu aldım. Bir öğrenci olarak beni çok kibar karşıladı ve söyleşimizde her soruya içtenlikle yanıt verdi. ‘Her insan kendi şansını yaratır’ derler ya, o çok doğru bir söz. Bizim de üst düzey yerlerde, üst düzey tanıdıklarımız vardı ama yardım etmeye gelince kimse elini taşının altına sokmadı. Röportajda Müge Anlı’ya ‘Magazinin daha kaliteli olması için ne yapmak gerekiyor’ diye sormuştum. O da ‘Sizin gibi bu işin okulunu okuyan insanlar piyasaya girmeli’ diye yanıtlamıştı. Yeni mezun öğrenci cesaretimle dizginlerimden boşalarak ‘ O zaman neden her sene on binlerce İletişim Fakültesi mezunu işsiz kalıyor? Sizin çalışana ihtiyacınız varsa, bizim de işe ihtiyacımız var’ diye feryat ettim ve Müge Hanım’ın ‘Gel biz seninle deneyelim o zaman’ cümleleri gazetecilik hayatımın kapılarını açtı. Daha önce Cumhuriyet Dergi’ye röportajlar yapıyordum ama günlük gazetede ilk deneyimimdi.

Şu anda Türkiye’deki en başarılı programcılardan olan Müge Anlı’dan çok şey öğrendim ve her gazetede bulunan Hulusi Kentmen tadındaki duayen isimlerden Ateş Çelik’ten. Öyle bir müdürle çalışmak beni çok geliştirdi. Düşünün, her detaya hakim, sorgulayan, asla kandırılmayan, şefkat yönü ve aile sevgisini hayatında en tepede tutan, disiplinli ve başarısızlığa tahammülü olmayan. En zor olanla başlayınca, sonrasında her çalıştığın yönetici kolay geliyor. 4 aylık staj sonrasında kadroya alındığım Vatan Gazetesi’nde 7,5 yıl kaldım. Artık bir masa, sandalye, bilgisayar gibi demirbaştım orada. Gel zaman git zaman, bir yerde ne uzamak ne de kısalmak -yani kendini ne maddi, ne de manevi olarak bir adım daha öteye taşıyamadığını hissetmek- insanda bir metal yorgunluğu yaratıyor. Ama o kadar uzun seneler çalıştığında da tazminatını bırakmak istemiyorsun, işini iyi yapan bir elemansan seni kovmuyorlar da... Öyle başarısızlıkları savuşturan bir korkuluk gibi takılıyorsun tarlada. Müge Anlı’dan sonra uzun yıllar beraber çalıştığım yeni müdürümden, beni kovmasını rica ediyorum ama maalesef ‘patron mutlu son istemiyor’. En sonunda yoğun çabalarım sonucu, tazminatımı alarak kuş gibi hafiflemiş bir şekilde işten çıktım. O arada üç yıl beraber olduğum eski erkek arkadaşımla da ayrıldım. 7,5 yıllık iş, 3 yıllık ilişki... Hayatının 10 senesine reset atmak gibi.

İşten Kovulmak Güzelmiş, Gelsene

Asıl olay bundan sonra başladı. Bunalıma gireceğime annemlerle önceden planladığımız yurtdışı gezisine gittik. Lüksemburg, Hollanda, Fransa, Belçika’yı kapsayan bir haftalık tatil sonrasında bu ülkelerde İngilizce konuşanlara yapılan ‘ikinci sınıf vatandaş’ muamelesi yüzünden Fransız Kültür’de Fransızca kursuna başladım. 11 ay devam ettim. Bileklerime özgürlüğü simgeleyen dövmelerimi yaptırınca psikolojik boyut da tamamlanmış oldu. O arada 2 ay içinde de yeni gazetemde işe başladım. Bana son derece destek olan müdürüm ve çok sevdiğim çalışma arkadaşlarımla bir yıl boyunca çiçek bahçesi tadında yaşadığımız çalışma hayatı ‘benim muhalifliğim’ yüzünden sona erdi. Evet işten çıkarıldım, yılbaşına bir hafta kalmıştı. 170 kişiyle beraber işime son verildi, hem de bunun sebebi performansım değil, siyasi duruşum oldu. Bir önceki istifamtrak hareketimden sonra alışkın olduğumdan bu tip durumlara, hiç enseyi karartmadım. Hemen facebook’a bir açıklama yazdım kovulduğuma dair... Kovulma denilince nedense herkesin tüyler bir diken diken oluyor, ‘Söyleme, ayrıldım’ de diyenler oldu. Çalışma konusunda kendime dair en ufak bir şüphem olmadığından, bunu açıklamakta sakınca görmedim ve işten çıkarıldığımı yazdığım anda toplam dört iş teklifi aldım. Çünkü bizim sektörde özgeçmişiniz kağıtta değil zihinlerde oluyor genelde. Bir hafta dinlenip yeni işime başladım ve üç yıldır aynı yerde çalışıyorum, mis gibi modern yöneticimle çok da mutluyum.

Ataol Behramoğlu’nun ‘Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var’ diye bir şiiri vardır. Ben çok severim yaşayarak öğrenmeyi... Öğrendiğim en önemli şey asla karamsarlığa kapılmamak. Hem kapıldığın o karanlık; yolunu daha da kaybetmene yol açıyor, hem de hareket kabiliyetini sınırlıyor. Eğer işten çıkarıldıysanız, kendinizi geliştirecek kurslara ve hobilere yönelin, bir gün mutlaka işinize yarayacaktır. Patronlar işini iyi yapmanın yanında, sosyal hayatta da başarılı olan insanı her daim bir adım önde tutarlar. Kovulmak ya da istifa etmek başarısızlık göstergesi değildir. Sadece o çalıştığınız yerde miladınızın dolduğunun göstergesidir. O kitabı kapatıp yeni bir kitap okumanız gerektiğini, yeni bir sayfaya yeni tarihler yazmanız gerektiğini anlatan, evrenin size verdiği bir işarettir. Böyle bakmak mutluluğun anahtarı olacaktır. Hadi yeni kapılar açmaya!