DÜNYA

Yeni bir hayat satın alıp buharlaşmaya cesaretiniz var mı?

Author

Japonya’da ürkütücü ama başrole kendini koyup hayal ettiğinde  bir o kadar insanda iç huzuru yaratan bir sektör var imiş, ben yeni duyuyorum. Buharlaştırma dediğimiz bu iş koluyla bir gecede, belli bir parayı ödeyerek yepyeni bir hayata başlayabiliyorsunuz.

Yeni bir hayat satın alıp buharlaşmaya cesaretiniz var mı?

Hangimiz zaman zaman, bardağın o son damlasının taşmasına ramak kala kravatımızın bağını genişleterek, ya da gözyaşları içinde bizi daraltan o ‘olay yeri’ni terketmiyoruz ki? Bazen evimizden daha fazla vakit geçirdiğimiz işyerimiz, bazen annemizle/babamızla/ eşimizle tartışmalarımızın şahidi evimiz, bazen de okulumuz cinayet mahalli oluyor hayatımıza. Ve biz kanunlar gibi, hemen suçluyu bulup cezalandıramıyoruz. Çünkü aynı insanları görmeye mahkumuz, aynı hayatı yaşamaya mecburuz. Patronuna atar yapsan, işten kovulacaksın, üniversitedeki hocana posta koysan sınıfta kalacaksın, evde kabadayı takılsan belki de kendini boşanma avukatlarıyla omuz omuza bulacaksın. Hayatta yaşanan kötü durumlara dayanabilecek kadar güçlü karakterde olanlar, sorunların üstesinden gelmek için varını yoğunu ortaya koyuyor. Dayanamayanlar ise, kendini ilaçlara mahkum ediyor ve durum daha da ilerlerse intihara kadar gidiyor.

Teknolojide her daim dünyadan önde olan Japonlar, ruhsal sorunlara çözüm bulma konusunda da bir hayli yaratıcı davranmışlar. Geçtiğimiz günlerde bir internet sayfasında (iyilik penisi) denk geldim ve üzerine biraz araştırma yapınca Time ve New York Post gibi yayın organlarında da konuya değinildiğini fark ettim. Japonya’da işte tam da bu intiharın eşiğine kadar gelmiş, artık kendi benliğini kabul edemeyen, yaşadığı hayata katlanamayan, sorunlarının üstesinden gelemeyen insanlar için yeni bir sektör oluşmuş: buharlaştırma. Her yıl 3000 insan buharlaşarak ‘gece taşıyıcıları’ para karşılığında mevcut hayatından vazgeçmek isteyenlere hiç bilmediği bir yerde yeni bir ev ve iş buluyorlar ve bu şekilde onurunu koruyorlarmış. Bu uygulamayı da en çok aile içi siddet kurbanları, işlerinde ve aile yaşantısında başarısız insanların tercih ettiği vurgulanıyor.

Bir hayal edelim şimdi beraber; mesela üniversiteyi kazandın/okudun/ bitirdin... Yeteneklisin ama onun amcası, bunun yeğeni bütün köşeleri kaptığından iş bulmakta zorluk çekiyorsun. Ailen sana para gönderirken bin bir türlü laf ediyor... Bulduğun işlerde patronun mobbing yapıyor... Hadi buharlaş! Ya da hayatının aşkını bir türlü bulamadın, çevrendeki herkesten farklısın, senin düşünce tarzını kabul etmedikleri gibi bir de arkandan dedikodunu yapıyorlar ve bu söylenenler, dönüp dolaşıp senin kulağına geliyor... Gitmek istemez misin? Diyelim evlendin, eşin sürekli iş seyahatlerinde, yapayalnız kalıyorsun. Arkadaşların paran olduğu zaman yanındalar ve aslında eşinin seyahatlerinin aslında iş seyahati olmadığını, seni aldattığını öğreniyorsun. Ceketini alıp yeni bir hayata başlamak kulağa nasıl geliyor? Düşünmesi bile psikolojiyi rahatlatıyor, anlık bir arınma yaşatıyor da geride bıraktığın her şeyi de gözden çıkarman lazım. Aileni, arkadaşlarını, akrabalarını....

Yeni bir hayat satın alıp buharlaşmaya cesaretiniz var mı?

Yine linkini şuraya bıraktığım haberde: "İlk uzay ülkesi" olma hedefiyle ortaya çıkan Asgardia'ya şu ana dek en çok Türkler başvuru yaptı’ Sanırım biz ülkecek ‘gitmelere’ çok meraklıyız.

Yazının başında dediğim gibi, herkes bazen şehrinden ya da ülkeden göçüp her şeye sıfırdan başlamayı hayal eder, ama kaçımızın böyle bir şansı var. Bu method insanlara ‘ikinci bir hayat’ şansı tanıyor.

Peki ya siz; buharlaşmaya cesaret edebilir miydiniz?