20.Yüzyılın Eli Ayağı Bağlı Zavallı Şairi

20.Yüzyılın Eli Ayağı Bağlı Zavallı Şairi

20.Yüzyılın Eli Ayağı Bağlı Zavallı Şairi

Bazılarımız Kelebeğin Rüyası ile tanımış olabilir kimimiz de adını bile duymamıştır belki de. En iyisi biz kendi kaleminden tanıyalım Muzaffer Tayyip Uslu’yu;

Ben

Üsküdarlı Şükriye Hanım’ın

Ortanca oğlu

Ve Yirminci Yüzyılın

Eli Ayağı Bağlı

Zavallı Şairi

Muzaffer Tayyip Uslu

Şiirler söylemek istiyorum size

Siz sevgili insan kardeşlerime

Behçet Necatigil, Muzaffer Tayyip için “Yaşamındaki acılara rağmen gizli bir üzgünlük içinde yaşamanın güzelliğini yazdı.” diyecektir ki Behçet Necatigil, Zonguldak Çelikel Lisesi’nden Muzaffer Tayyip’in edebiyat öğretmenidir.

Gerçekten de hayatı acılar ve sıkıntılar içinde geçmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kazansa da yoksulluk nedeniyle okulu bitiremedi ve Zonguldak’a dönerek memur olarak çalışmaya başladı.

Diyecekler ki arkamdan

Ben öldükten sonra

O, yalnız şiir yazardı

Ve yağmurlu gecelerde

Elleri cebinde gezerdi

Yazık diyecek

Hatıra defterimi okuyan

Ne talihsiz adammış

İmanı gevremiş parasızlıktan

Elleri cebinde ıslık çalarak dolaşmayı çok severdi ha bir de sarı saçlı kızları ki şiirlerinde bolca bahseder bunlardan. Orhan Veli ve Oktay Rıfat’ın öncülüğünü yaptığı Garip akımının bir parçasıydı ama duygulu ve günlük hayatın içinden söyleyişiyle bambaşka bir hava yakalamıştı. Hayatının kısa olacağını öngördüğünden midir bilinmez şiirlerini 23 yaşında kitaplaştırmaya karar verdi. Hem adaşı hem de arkadaşı olan Muzaffer Soysal’dan şiir kitabına bir önsöz yazmasını istedi, yazdığı önsözü şu sözlerle sonlandırıyordu; “Şimdilik, isminden de anlaşılacağı gibi bir netice değil bir başlangıçtır.” Evet, kitabına “Şimdilik” ismini verdi. Ancak 24 yaşında veremden hayata gözlerini yummasını ve kitabına koyduğu adı birlikte düşününce hep bir ah çekerim içimden.

Ah biliyorum

Biliyorum bir gün ölürsem

Omuzlarınızda gidecek cenazem

Size teşekkür ederim şimdiden

Gerçekten de cenazesinde Zonguldak görmediği bir kalabalığı görmüş ve omuzlar üstünde yolculanmıştır. Hani Oğuz Atay diyor ya “Göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum.” diye. Muzaffer Tayyip sanki ölümünün nasıl karşılanacağını önceden görmüştü.

Çocukluğu her ne kadar İstanbul’da geçse de sonrasında Mersin ve Zonguldak yolları gözüktü Muzaffer Tayyip’e. Mersin’e babasının memuriyeti sebebiyle yola çıktıklarında İstanbul’a kar yağıyordu ancak Mersin’de “…ortalık yaz gibiydi, şaşırıvermişti…” Mersin şiirinde de çok güzel anlatmıştır bu macerayı.

İstanbul’a ayrı bir sevgi beslediği bellidir şiirlerinden, İstanbul, İstanbul’a Hasret, İstanbul’a Veda, İstanbul’a dönüş şiirleri bunun en bariz örneklerindendir. İstanbul dışında şiirlerinde sıkça kendisini birden içinde bulduğu İkinci Dünya Savaşı’nın etkisi hissedilir. Ancak neyden bahsederse bahsetsin kendisini bırakmayan tek bir duygu vardır; ölüm duygusu. Buna rağmen her daim yaşamanın güzelliklerini anlatır şiirlerinde yakalandığı çaresiz hastalığa rağmen.

Ben de diyorum ki

Muzaffer Tayyip adındaki insan

Güzel olan yaşadığımızdır

Bir gün öleceğimiz değil

Bir gün öksürdüğünde elini ağzına götürdü ve elinde kan gördü. İşte o an anlamış meseleyi ki bunu da kendisinin bana en çok dokunan şiirlerinden olan “Kan” şiirinde anlatıyor kendisi. 6 sene pençeleşti bu vahim hastalıkla. Yine ne şanssızlıktır ki kendisi öldükten kısa bir süre sonra bulundu veremin ilacı.

Önce öksürüverdim

Öksürüverdim hafiften,

Derken ağzımdan kan geldi

Bir ikindi üstü durup dururken

Meseleyi o saat anladım

Anladım ama, iş işten geçmiş ola

Şöyle bir etrafıma baktım,

Baktım ki yaşamak güzeldi hâlâ

Yaşanılan anları dizelerde canlandırabilmek her şairin harcı değildir ama Muzaffer Tayyip’in şiirlerini her okuyuşumda sanki bir filmin içinde oyuncuyum veya kendi hayatımın bir bölümünü anımsıyorum. Şiir mısralarının arasına acılar ve zorluklarla dolu hayatları gizlemiş, okuyan da o hayatı tutup çıkarıyor olduğu yerden. Muzaffer Tayyip Uslu, kısa da olsa ömrü boyunca şiirler söyledi insan kardeşlerine ve yeri geldi yaşamanın güzelliğini anlattı, yeri geldi ölümden bahsetti bazen de “Bir güzele güzelliğini söylemek istedi, aynalardan evvel” Mümkünse Yapı Kredi Yayınlarından çıkan “Şimdilik” kitabını alın, bir okuyun. Bu yazıyla biz de bir selam bırakmış olalım hatırasına ve şiiriyle sonlandıralım.

Ben onu bunu bilmem

Şunu bilirim

Şunu söylerim

Ölmek veya ölmemekte

Bütün mesele

Bütün mesele

Yetişir ki insan ölmesin

Akşamları uyuyup

Sabahları uyansın

Ve saçları dağılsın rüzgarda

Yetişir

Bunu ilk beğenen sen ol!

Yorumlar

avatar

Başkaları bunları da beğendi

En Yeni Hikayeler
1.
Aleyna Tilki Yine Eleştirildi: Instagram'da Paylaştığı Fotoğrafında Photoshop Mu Var? 
2.
Seks Esnasında Ve Yemek Yerken Kullanılabilecek Cümleleri Bulan Twitter Kullanıcıları Bir Kez Daha Kahkahalara Boğdu!
3.
S-400’lerin gelişi ve Türkiye’nin kararlı duruşu…
4.
Instagram'da Beğeni ve İzlenme Sayılarının Görülemeyecek Olmasına Tepkisiz Kalmayıp Goygoy Yapan 15 Kişi
5.
Haluk Levent Hayranlarının Israrlarına Dayanamadı, Düğünü Bastı, Üstüne Bir De Halay Çekti!
6.
Yurt Dışından Getirilen Telefonlara Ödenen Harcın 1500 TL'ye Yükselmesi Sosyal Medyadan Tepki Gördü!
7.
Aleyna Tilki Verdiği Bikinili Pozlarla Kilo Eleştirilerine Adeta Rest Çekiyor!
8.
Kendisini Bankacı Olarak Tanıtan Zeynep İsimli Kadın Sevgilisini Ve Arkadaşlarını Dolandırdı 
9.
Bir Türk Google Translate Kullanarak Amerikalı Kadını Düşürmeye Çalıştı Ancak Dünyaya Rezil Oldu 
10.
Reformer Pilates Faydaları
500x500
500x500