EĞLENCE

Fi Çi Pi, Kontör Savaşları

Bohemianrhapsody
Yazar
Bohemianrhapsody

Sarı Sezen'imin attığı sms beni adeta şoka uğratmıştı. "Napıosun?" sorusuna, bir süre cevap verememiş, kafamda deli sorularla odanın içinde dönmeye başlamıştım. "Kim la bu numara, biri beni mi işletiyor?" şokunu çabuk atlatıp kim olduğunu sorduğumda kendini tanıttığı an, çok sinirlenmiştim. "La allahsız sen kaç saattir nerdesin? Tmm bb yazıp çekip gitmek ne demek?" Cevapları aklımı kurcalarken, minik kalbimin bana sunduğu aşk, yüzümde gülücüklere sebep olmuştu.

5 sms karşılığında, güzide operatör sınırsız sms hakkı tanıyordu. O dönem paket yapma nedir bilmediğimden günler günleri kovaladı, kontörler kontörleri tüketti, babanın telefonunda bir şeye bakmak için alıp kontör aşırmalar arttı. Her sabah günaydınlaşmalar eşliğinde başlayan sohbet, az çalışan çok para alan kayınçonun eve bilgisayar alıp ve internet bağlatmamasıyla çoğu zaman sekteye uğruyordu.

Arada bir uğrarlardı ailecek siteye. Her geldiğinde hayranlıkla bakardım kendisine. Aradan 12-13 yıl geçti. Kimseye böyle bakmamışımdır. Tek sıkıntısı, benden biraz uzundu. Yanyana gezerken bir nevi Cem Yılmaz-Cansu Dere çiftine dönüyorduk.

Fi Çi Pi, Kontör Savaşları

İki tane bitirim dostum da kızı çirkin bulurlardı. "La oğlum kız görseniz bomba zannedersiniz, ne anlarsınız çirkin güzelden" diyemedim ya, ona yanarım. Bütün mizahi tabirleri bir kenara bırakırsak, yeşilimsi gözü açık teniyle beni benden alırdı. Yıllardır ilişkiler içerisinde bulundum, arkadaş onun kadar güzel kokan biri daha yok. Ya da kozmetik dünyası, insanları bitirmiş arkadaş..

Totalde harcanan bir haftalık süreden sonra, siteye ailecek geldikleri gün, başlamıştık msnden konuşmaya. "Cam aç xd" ricamı kıramadı Sarı Sezen'im... Karşımdaydı, kamera karşısında ben bütün gardımı düşürmüş, salak salak gülerken o çok profesyonel şekilde bana bakıyordu. Başından 2 evlilik geçmiş gibi bir hali vardı ama yaşlar 11-12ydi daha.

Sohbet, arada bir odaya giren Agu Mert ve 7 yaş çirkinliğine bürünen abla sayesinde bölünüyordu ama olsundu, ben çok mutluydum onunla. "Akraba olalım, kurtulucam sizden" diye şimdiden nefret bürümüştüm.

"Ben sana bişi söylicem amaaaaa,korkuyorum". Bakın arkadaşlar, genç nesiller ve hiç kızla konuşamamış hemcinslerim. Kızlar salak değil, bu mesajı hangi kıza yazarsanız yazın anlıyor ki, ilişki teklifi geliyor. Ama bizimkisi anlamamış sıkıntı orada.. "Ya ben senden çok hoşlanıyorum, ama çok korkuyorum gidersin diye" yazıverdim bir anda. Lanet olsun, çok resmi bir konuşma halindeyim ve "sen" yazınca parıl parıl parlayan büyük bir ifade oluştu msnde. Hepsini silmemiştim.

"Ben de senden hoşlanıyorum" dedi. Ve o an bana dünyaları versen şu cevapla değişemem. "Kolyemi sana vereyim mi sende kalsın" dedi. La daha adını koymadan kolyeyi koydu koyacak avucuma. Yaş 11 12 daha.

Utangaç tavra büründüm o soru gelince. Zira ilkokul 1 de ki sevgilimi anneme anlatıp kimseye söyleme dememe rağmen, annemle ben evde başbaşa iken, akşam misafirliğe gelen amcamlar, babamla eve girer girmez bana "lan senin sevgilin mi var eki eki" diye güldüydü. Anne, daha babam eve gelmedi, ne ara babamı aradın da o da amcamlara anlatıp akşamında beni makaraya aldılar. O günden beri güvensizlik vardı anneme karşı. Sezenimin kolyesini alırsam annem görür de babama söyler mi diye endişelenmiştim. Utangaçlık kötüymüş la.

"O senin boynunda daha güzel, sende kalsın" dedim Cemal Süreya edasıyla. Eminim ki Cemal Süreya hiç şiir yazmamış olsa, bu sözümden sonra oturur sevgilisine yazarmış "Üvercinka" şiirini. Boynun diyorum, boynun dizelerinin çıkış noktası bu cümlem olurdu herhalde.

Devamı gelecek:)