HIKAYE

Bölüm 29

Gonca Tekinöz
Yazar
Gonca Tekinöz
Bölüm 29

İçeri girdiler. Kağan kapıyı kapatır kapatmaz Nida'yı tuttuğu gibi kapının arkasına yasladı. Elleriyle belini kavradı ve alnını alnına yasladı. Nefesi kesilmişti Nida'nın.

- Olmaz! Yapamayacağım Nida... Beklemek istemiyorum. Kaybettiğim her dakika,gidecekmişsin korkusuyla yüreğim ağzıma geliyor. Ayrı kaldığım her saniye seni bir daha göremeyecekmişim gibi geliyor.

- Ama evimi barkımı her şeyi biliyorsun ki... Nereye kaçacağım? Hem...

- Sus be kadın! Yani şimdilik sus. Ondan sonra hayatımın sonuna kadar sadece sen konuş. Benim her gece seninle uyumam lazım. Her sabaha seninle uyanmam lazım. Her an yanımda olman lazım. Nasıl bir manyaklıktır bilmiyorum ama böyle hissediyorum. Seni bıraktığım andan itibaren sanki bir yerlerde bir şey unutmuşum hissi,bir şey eksik... Nida benim her nefesi senin kokunla almam,her nefesi seninle vermem lazım. Asla gitmeyeceğini,benimle olacağını,hep benim kalacağını bilmem lazım. "O kadın benim!" demem lazım...

Nida'nın içinde bir volkan patlamıştı sanki. Anlamsızca boğazı düğümlenmiş,gözleri yaşarmıştı. Kağan olduğu yerde diz çöktü. Alnını karnına yasladı bir an. Sonra kafasını kaldırdı.

- Çok korkuyorum vereceğin cevaptan. Ve hiç de böyle hayal etmemiştim ama... Nida... Evlenir misin benimle?

Nida şok olmuştu. Hiç beklemediği bir anda,hiç beklemediği şekilde... Ne yapacaktı şimdi? Hazırlıksız yakalanmıştı. Kağan'ın karşısına diz çöktü.

- Kağan....

- Bak! Şimdi hemen evlenelim demiyorum. Sen ne zaman istersen o zaman olsun. Nasıl istersen,ne zaman istersen...

Cebini karıştırıp,bir yüzük kutusu çıkardı. O kadar da değil!!! Nasıl yani? Tam techizatlı bir evlenme teklifi... Kutuyu açtı.

- Ama bunu kabul et. Sen ne zaman istersen o zaman tak, ama kabul et.

- Kağan...

- Hayır deme. Evet diyene kadar beklerim ben.

- Kağan!!!!!

Kağan bir anda kendine geldi. Sonunda Nida'nın gözlerinin içine bakabildi.

- Tamam.

- Tamam. Sustum. Söyle...

- Tamam.

- Ne tamam? Düşünecek misin yani?

- Hayır... Yani evet aslında. Evet seninle evlenirim. Ve evet o yüzüğü şu an takabilirsin parmağıma.

Nida elini Kağan'a doğru uzattı. Kağan yaşadığı şoku atamamıştı üstünden. Çöktüğü yerde geri sendeleyip poposunun üstüne düştü. Nasıl yani? Evet demişti. Evlenirim demişti. Onun hedefi en azından düşünebilmesini sağlamakken,o evet demişti. Evleneceklerdi. Bir anda toparlanıp,yüzüğü çıkardı. Usulca parmağına taktı ve sonra hiç konuşmadan,öylece sarıldı Nida'ya.

Nida'nın içinde çok garip bir his vardı. Pişmanlık olmayacağını düşündü. Öyle umdu. Tedirginlik? En önemsiz konuda bile evirip çevirip planlayıp karar veren Nida... Evlenmek için hiç düşünmeden karar vermişti. Pişman olmayacaktı. Çünkü o ses,kalbinin derinliklerinden gelmişti. Olmamalıydı.

- Bence artık kapının arkasından kalksak mı?

Kağan bir anda gevşemişdi. Gülmeye başladı.

- Bu kadar şeyin üzerine soracağın ilk şey bu mu olmalıydı? Allah'ım...

- Hayır aslında başka sorularım da var. Mesela bu saatte bu yüzüğü nerden buldun? Parmak ölçümü nerden tutturdun?

Kağan'ı hepten bir gülme aldı. Nida da ona eşlik etti bu sefer. Yerden kalktılar.

- Yatalım. Hepsini anlatacağım.

- Sana uygun pijamam yok....

- Dert ettiğin şey bu mu?

- Hayır ne bileyim....

- Nidaaa....

- Hayır şimdi pijama yok diye çıplak yatmaya filan kalkarsın. Neme lazım?

- Nidaaaa!

- Tamam be! Çık yukarı geliyorum. Su içeceğim.

- Tamam sen suyunu iç. Ben hazırlanıyorum.

Sinsi bir göz kırpma... Sinsi ve imalı...

- Gelmem kiii...

- Öyle bir gelirsin ki...

- Valla gelmem. Git uslu uslu yat.

- Gelmezsen gelip alırım ki...

Kaçmasını engellemek ister gibi sımsıkı sarıldı Kağan. Nida o an çok da inatlaşmasam mı acaba diye geçirdi aklından. Hani gaza getirmiş gibi mi oluyordu acaba... Ama hoşuna da gidiyordu.

- Alamazsın bir kere!

Kağan,Nida'yı öptü dudaklarından. O aşık olduğu ukala kendinden emin gülüşünü takınıp dedi ki;

- Farkında değil misin gerçekten? Sonsuza kadar aldım bile...

(Arkası yarın 😉)